YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15960
KARAR NO : 2012/26851
KARAR TARİHİ : 30.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, kötüniyet tazminatı, zamlı iş arama ücreti, geride kalan çalışma süresine ilişkin maddi tazminat, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, haftasonu çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedilmesi üzerine açılan işe iade davasının davacı lehine sonuçlandığını, davalı işverene süresinde başvurduğu halde davacı işçinin işe başlatılmadığını, tazminat ve haklarının eksik ödendiğini, yönetmeliğin 110-3/D maddesinin yürürlükten kaldırıldığını, ihtar çekerek haklarını istediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere kıdem tazminatı farkı, kötü niyet tazminatı, zamlı iş arama ücreti, geride kalan çalışma süresine ilişkin maddi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, birleşen 1. İş Mahkemesinin dosyasında, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai, hafta sonu ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının ücret ve haklarının ödendiğini, belirsiz süreli iş akdine göre çalıştığını, maddi tazminat isteyemeyeceğini, iş güvencesi kapsamında olduğunu, kötü niyet tazminatı isteyemeyeceğini, emekli sandığına tabi geçen hizmet sürelerine karşılık emekli ikramiyesi, 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi hizmetlerine karşılık ise kıdem tazminatı ödendiğini, ayrıca fesih ile işe iade kararının kesinleşme tarihine kadar geçen süre için fark kıdem tazminatı ödendiğini, insan kaynakları yönetmeliğinin 110-3/D maddesine yapılan değişikliklerin iş ve işletme gereklerine uygun olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davacının 2. İş Mahkemesine açtığı işe iade davasını kazandığı, ancak işe başlatılmadığı, 4857 sayılı Kanun’a tabi hizmet süresinin 3 yıl 7 ay 16 gün olduğu, davalı işverenin davacıyı işe başlatmayacağını yazıyla davacıya bildirdiği, davacıya kıdem tazminatı ödemesinde bulunduğu, işe iade kararı sebebiyle kıdem tazminatı farkı alacağının olduğu, 4857 sayılı Kanun’a tabi olmayan dönemdeki çalışmasının kıdeme eklenmesinin söz konusu olmadığı, bu sebeple fazlaya ilişkin istemlerinin reddi gerektiği, davalı işverenin belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan davacıyı altmışbeş yaşına kadar çalıştırma yükümlülüğünün olmadığı gibi buna uymamasından kaynaklanan bir maddi tazminat ödemesinin de kanuni dayanağı olmadığı, davacı iş güvencesi hükümlerinden yararlandığından kötüniyet tazminatı isteminin yerinde bulunmadığı, ihbar tazminatının
tamamen ödenmediği, 6.988,24 TL ihbar tazminatı alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalının aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-İhbar öneli verilerek iş sözleşmesi feshedilen ve fesih bildirimine itiraz davası lehine sonuçlandığı halde işe başlatılmayan işçiye ihbar tazminatının ödenmesi gerekip gerekmediği, kararda faiz başlangıç tarihlerinin yazılmamasının infazda sorun oluşturup oluşturmadığı uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun “Geçersiz Feshin Sonuçları” başlığını taşıyan 21. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında işçinin işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat belirtilmiş; üçüncü fıkrasında ise kararın kesinleşmesine kadar işçinin çalıştırılmadığı en çok dört aylık ücret ve diğer haklar düzenlenmiştir. Maddenin dördüncü fıkrasında işçinin işe başlatılması halinde varsa peşin ödenen ihbar ve kıdem tazminatının işçiye yapılması gereken ödemelerden mahsup edileceği belirtildikten sonra devamında “İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre işçiye geçersiz sayılan fesih bildirimi ile bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse ihbar tazminatının ödenmesi gerekecektir. Bir başka anlatımla, ihbar öneli verilmiş veya önele ait ücret peşin ödenmiş ise ihbar tazminatının ödenmesi gerekmeyecektir.
Geçersizliğine karar verilen fesih bildirimi ile işçiye daha önce usulüne uygun olarak verilmiş olan ihbar önellerine geçerlilik tanınması 4857 sayılı Kanun’un sözü edilen açık hükmü gereğidir. Bu nedenle davacı işçinin ihbar tazminatı talebinin yerindeliği kabul edilemez. Gerçekten mahkeme veya özel hakem tarafından belirlenen tazminatı ödemeyi göze alıp, işçiyi işe başlatmama yolunu tercih eden işverene ihbar öneli tanımasını istemek işin mahiyeti ile bağdaşmamaktadır.
Somut olayda, davalı işverence daha önce davacıya usulüne uygun olarak ihbar süresi verilmiş olup, feshin geçersizliğine karar verildikten sonra işe başlatılmayan davacıya 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tekrar ihbar öneli verilmesine gerek olmadığından ihbar tazminatı isteğinin reddi ile 4857 sayılı Kanun’un 27. maddesince iş arama ücreti şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde ile hüküm kurulması hatalıdır.
3-Hüküm altına alınan alacaklara uygulanacak faizlerin başlangıç tarihleri belirtilmeksizin hükmün infazında sorun oluşturacak şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.