YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16316
KARAR NO : 2012/23730
KARAR TARİHİ : 30.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; müvekkilinin iş sözleşmesinin 09.06.2011 tarihinde yapılan bildirimle işverence feshedildiğini beyanla müvekkili hakkındaki iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine ve kanuni haklarına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının davalı şirketi zarara uğrattığını bu nedenle savunmasının istendiğini ancak davacının savunma vermediğini, bundan sonra iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna itibarla olayın … isimli … yazılım programının uygulama aşamasındaki sistem açığından kaynaklandığı, sistem açıklarının yazılım sistemi kullanımının başlangıç aşamasında şirket yönetimi (Genel Müdür veya Fabrika Müdürü) koordinasyonunda … isimli bilgisayar yazılımı kullanacak Bilgi İşlem, iş planlaması, tedarik zinciri yönetimi, üretim takibi, finans yönetimi gibi uygulamaları yapan bölüm yetkililerinin yapacağı ortak çalışmalarla giderilmesi gerektiği, dolayısıyla tek başına lojistik bölümünün sorumlu tutulamayacağı, davacı …’un çalışmasının 09.06.2011 tarihine kadar sürdürdüğü Lojistik Müdürü görev tanımı içerisinde sistem yazılımındaki açıklara yönelik denetleme ve kontrol işinin bulunmadığı, dolayısıyla davacı …’un iş sözleşmesinin feshine neden olan olayın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli veya haklı sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara … açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. Yargılama sırasında bu sebeplerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı sebeple derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık, işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa 4857 sayılı Kanun’un 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Davacı işyerinde lojistik 11.03.2009-09.06.2011 tarihleri arasında müdürü olarak çalışmış, iş sözleşmesi 09.06.2011 günlü fesih bildirimi ile davacının Lojistik Müdürü olarak görev yaptığı bölümde gerekli denetimleri yapmayarak şirketin kaybına neden olduğu ve bu konuda ihmali olduğu gerekçesiyle 09.06.2011 tarihinde 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesi gereğince feshedilmiştir.
Dosya içeriğine göre somut olayda bir şüphe feshi söz konusudur. Bu tür fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine … açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına … açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir.
Davacının davalı şirketin zararına … açan işlemlerde davacının doğrudan bir katılımı olmadığı, ancak işyerinde uzun süre müdürlüğünü yaptığı bölümde tekrarlanarak devam eden usulsüz işlemleri gerekli denetimi yapmayarak farkına varamadığından davalı işverenden iş ilişkisini sürdürmesi beklenemez derecede şüphe meydana gelmiş olup bu durumda iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayandığı kabul edilmelidir. Bu nedenle davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 45,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 30.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.