Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/1684 E. 2012/6728 K. 09.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1684
KARAR NO : 2012/6728
KARAR TARİHİ : 09.04.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine, karara rağmen işveren tarafından süresi içerisinde işe başlatılmaz ise 8 aylık brüt ücret tutarında tazminatın belirlenmesine, davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, haksız açılan davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili tarafından karar temyiz edilmiştir.
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun’un 409. maddesi: “Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
Oturum gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hallerde, gün tespit ettirilmemiş ise, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle birinci fıkra hükmü uygulanır.
Yukarıdaki fıkralar hükmü gereğince dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurması üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, oturum, gün, saat ve yerini bildiren çağırı kağıdı ile birlikte taraflara tebliğ olunur.
Dava dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenilenirse yeniden harç alınır. Bu harç yenileyen tarafından ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, yeni bir dava sayılmaz.
İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
Birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hükmü uygulanır” hükmünü içermektedir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 320/4 bendi “Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırılsa, dava açılmamış sayılır” hükmü içermektedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 29.05.2009 tarihli duruşmaya katılmamış olması nedeni ile HUMK 409 maddesi uyarınca dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 06.08.2009 tarihli yenileme dilekçesi üzerine yargılamaya devam edildikten sonra davacı tarafın 01.12.2011 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık 6100 sayılı HMK”nın 316/g bendi uyarınca basit yargılama usulünün uygulandığı İş mahkemelerinde 01.10.2011 tarihinden önce açılmış ve bir kez işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan davalarda 1086 sayılı HUMK nın 409 maddesi mi yoksa 6100 sayılı HMK nın mad.320/4 bendinin mi uygulanacağı noktasındadır.
6100 sayılı HMK nın zaman bakımından uygulanma başlıklı 448 maddesi “Bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır” hükmünü içermektedir. Buna göre somut olayda 1086 sayılı HUMK nın yürürlükte olduğu dönemde yasanın 409/1 bendi bakımından tamamlanmış bir işlem sözkonusu olduğundan 6100 sayılı Kanun’un uygulanma olanağı bulunmadığından anılan yasanın 320/4 bendinde belirtilen işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olma koşulunun gerçekleştiğinin kabulü mümkün değildir. Öte yandan dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği tarih olan 29.05.2009 tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK nun 409 maddesine göre davacının bir defadan fazla dosyayı takipsiz bırakması halinde açılmamış sayılmasına karar verileceği konusunda kazanılmış hakkı bulunduğu, her ne kadar usul hükümlerinin derhal uygulanması söz konusu ise de hukuka güven ilkesinin bir sonucu olarak davacının ilk yenilemeden sonra birden fazla bir defadan fazla takipsiz bırakılamayacağı kuralının 01.10.2011 tarihinden önce bir kez işlemden kaldırılmasına karar verilen dosyalar için 6100 sayılı HMK nın yürürlük döneminde de uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1992/11-702 esas, 1993/48 sayılı kararı da bu yöndedir.
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın 01.12.2011 tarihli duruşmaya katılmamış olması nedeni ile HUMK.’nun 409. Maddesi gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken 6100 sayılı Kanun’un 320/4 maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya ayklırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 09.04.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

./..
KARŞI OY

Somut olayda dava 17.03.2009 tarihinde açılmış olup, davacının davasını takip etmemesi nedeniyle dosyanın 29.05.2009 tarihinde işlemden kaldırıldığı, 3 aylık süre içerisinde yenilenmesi üzerine davaya devam edildiği, dosyanın ikinci kez 01.12.2011 tarihinde takipsiz bırakılması üzerine mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 320/4.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davanın devamı sırasında 01.10.2011 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 316.maddesinin d bendinde hizmet ilişkisinden doğan davaların basit yargılama usulüne tabi olduğu; g bendinde ise diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işlerin basit yargılama usulüne tabi olduğu öngörülmüştür. Aynı Kanunun 447.maddenin birinci fıkrasında da diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf yaptığı hallerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı Kanunun 320.maddesinin dördüncü fıkrasında basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır. Buna göre basit yargılama usulüne tabi davalarda en fazla bir kez dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilebilir. Tekrarı halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilecektir. Düzenlemenin amacı basit yargılama usulüne tabi davaların kısa sürede tamamlanmasını sağlamak ve davayı uzatıcı işlemler konusunda da daha titiz davranılmasını temin etmektir.
6100 sayılı Kanunun “zaman bakımından uygulanma” başlığını taşıyan 448.maddesinde “Bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır” kuralına yer verilmiştir. Buna göre işlem tamamlanmamışsa hakkın kısıtlanıp kısıtlanmadığına bakılmaksızın derhal uygulama söz konusu olacaktır. Kuşkusuz kanun koyucu bazı işlemleri “derhal uygulanma ilkesi” yönünden istisna tutabilir. Hemen belirtelim ki, 6100 sayılı Kanun’da inceleme konusu dava ile ilgili işlem yönünden bir istisna öngörülmüş değildir.
2009 yılında açılan ve 6100 sayılı Kanunun yürürlüğü sırasında devam eden bu dosyanın ikinci kez işlemden kaldırılıp kaldırılamayacağına ilişkin yapılacak yorumların Kanunun 448.maddesi çerçevesinde yapılması gerekir. Bu bağlamda öncelikle 6100 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce işlemin tamamlanmış olup olmadığının belirlenmesi gerekecektir. Keza bu noktada hangi işlemin tamamlanmış olması gerektiği de önem arz etmektedir. Başka bir anlatımla, dosyanın işlemden kaldırılması mı yoksa açılmamış sayılma mı tamamlanmış olmalıdır? İşlemden kaldırılma, açılmamış sayılmanın unsuru olduğuna göre tamamlanmış işlemden açılmamış sayılmanın anlaşılması gerektiği açıktır. Somut olay bakımından 6100 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte açılmamış sayılma bakımından tamamlanmış bir işlem söz konusu değildir. Öyleyse 6100 sayılı Kanun hükümlerinin derhal uygulanması gerekir. Hal böyle olunca 6100 sayılı Kanun döneminde ikinci kez işlemden kaldırılan dosya ile ilgili mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetlidir.
Bu konuda ayrıca belirtilmek gerekir ki, hukukun “kanunu bilmemek mazeret sayılmaz” temel ilkesi gereğince davacının 6100 sayılı Kanunun ilgili hükmünü bildiğini varsaymak gerekir. Aksi halde daha önce açılan davalar bakımından anılan kanun hükümlerini uygulamak mümkün olmaz. Bu nedenle usul hükümlerinin derhal uygulanması kuralının hukuka güven ilkesini zedelediği gerekçesi de yerinde değildir.
Yukarıda belirttiğim nedenlerle basit yargılama usulüne tabi olan ve ikinci kez işlemden kaldırılan inceleme konusu davanın açılmamış sayılmasına ilişkin mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun’un 320/4.maddesine uygun olduğu, kararın onanması gerektiği görüşü ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılamıyoruz.