Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/16939 E. 2013/15831 K. 28.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16939
KARAR NO : 2013/15831
KARAR TARİHİ : 28.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ücret alacağı, fazla çalışma ücreti, yol ve yemek yardımı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; davacının, 16.04.2008-17.12.2009 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde kargo dağıtım elemanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin ücretlerin geç ödenmesi sebebiyle davacı tarafından haklı sebeple feshedildiğini, fazla çalışma yaptığını, ücret alacağı olduğunu, Ekim-Kasım Aralık ayları yemek ve yol yardımlarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti ile yol yardımı ve yemek yardımı alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş, taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda artırarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, işyerinde fazla çalışma yapılması halinde karşılığının bordrolara yansıtılarak ödendiğini, yol ücretlerinin her ay düzenli olarak çalışanların imzası karşılığında ödendiğini, yemek ücretlerinin de personelde bulunan yemek kartlarına her ay yüklendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının davalıya ait işyerinde 17.04.2008-17.12.2009 tarihleri arasında kargo dağıtım elemanı olarak bir yıl sekiz ay çalıştığı, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından ücretlerinin geç ödenmesi sebebiyle haklı olarak feshedildiği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, fazla çalışma yaptığı, 2008/12 ile 2009/7. ayları arasında fazla mesai ücretlerinin ödendiği, yemek ücreti ve yol ücreti alacağı olduğu gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı kanuni süresi içinde davalı avukatı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, ara dinlenmesinin doğru miktarda düşülüp düşülmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, 01.08.2009-17.12.2009 tarihleri arasındaki bordroların dosyaya sunulmadığı, bu dönemde asgari ücret 546,48 TL iken davacının hesabına sabit olarak 592,55 TL yatırıldığı, mahkemece bu fazla ödemenin ne için yapıldığı belirtilmediğinden fazla çalışma ücreti olarak kabul edilmediği, davalının bu ödemelerin fazla çalışma ücreti olduğunu iddia ettiği, davacının ise ödemelerin fazla çalışma ücreti olmadığını, prim vs. gibi alacaklar karşılığı yapıldığını ileri sürdüğü ancak buna dair delil sunmadığı anlaşılmış olup, bu dönemde asgari ücretin üzerinde yapılan ödemelerin fazla çalışma ücreti olduğu kabul edilerek, tespit edilen miktardan mahsup edilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Öte yandan, davacının haftanın altı gün 08.00-20.00 saatlari arasında oniki saat çalıştığı, bir saat ara dinlenmesinin düşülmesiyle onbir saat çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma ücreti hesabı yapılmış ise de, 4857 sayılı Kanun’un 68. maddesince belirlenen yedibuçuk saati aşan çalışmalar yönünden en az bir saatlik ara dinlenmesi süresinin, günlük en çok onbir saate kadar olan çalışmalarla ilgili olduğu, onbir saat ve daha fazla çalışmalarda ise en az birbuçuk saat olarak verilmesi gerektiği düşünülmeden, fazla çalışma süresinden birbuçuk saat yerine bir saat ara dinlenmesinin düşünülmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.