YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/17181
KARAR NO : 2012/21981
KARAR TARİHİ : 11.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde çalışırken sendikaya üye olduğunu, tüm şubelerde çalışanlarla birlikte sendikaya üye olan çalışanların sayısı yarısını geçtiği için sendikanın yetkili hale geldiğini, 17.09.2010 tarihinde muayenesini yaptığı bir aracın emniyet kemerinin olmadığı halde hafif kusurlu raporu verdiği gerekçesiyle 22.09.2010 tarihli yazı ile iş sözleşmesinin feshedildiğini, aracın vizeye uygunluğunu teknik olarak kontrol ve onaylayanın kendisi olmadığını, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebep olmaksızın feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine, işe iadeye ve kanuni haklarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin yaptığı işin gereklerine aykırı davranarak muayenesini yaptığı bir aracın ağır kusurlu olmasına rağmen hafif kusurlu raporu verdiğini, bu eyleminin kanuna, iş sözleşmesine, disiplin yönetmeliğine, tarafsızlık ve dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, feshin davacının sendika üyesi olması ile ilgisinin bulunmadığını ve haklı sebebe dayandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının tek başına araç muayenesine yetkili olmaması, çalışma süresinde muayene ettiği araç sayısı ve tespit edemediği kusurun niteliği ile aynı nitelikteki işleri yapan diğer işçiler açısından aynı müeyyidenin eşit davranma borcuna aykırılık niteliğinde bulunduğu, davacının sendika üyesi olmasının hemen akabinde iş sözleşmesine son verilmesinin sendikal sebeple iş sözleşmesinin sona erdirilmesi niteliğinde bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık iş sözleşmesinin feshinin haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 35. maddesine göre araç muayene işinin yürütümünün sıkı kurallara bağlandığı, Araç Muayene İstasyonlarının Açılması İşletilmesi ve Araç Muayenesi Hakkında Yönetmeliğin 8 ve 12. maddesinde araç muayene görevinin nasıl yapılacağının açıkça anlatıldığı gibi, davacıya tebliğ edilen “İstasyon Personel ve Disiplin Yönetmeliği” ile de belirlenmiştir.
Araç muayenesi kamu güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir işlemdir. Özellikle trafik güvenliği açısından çalışanların azami özen gösterme yükümlülüğü içinde olmaları kanundan doğan zorunluluktur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının, davalıya ait araç muayene istasyonunda Araç Muayene Teknisyeni olarak çalıştığı, bir aracı muayene ederken ön emniyet kemerlerinin iptal edilmesi şeklindeki kusuru hafif kusur olarak değerlendirdiği, sonradan yapılan kontrolde ise belirlenen bu kusurların ağır kusur olması sebebiyle araç muayenesinin onaylanmadığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde davacının yapmakla yükümlü olduğu asli işi olan ve trafikte mal ve can güvenliği açısından önemi tartışılamayacak nitelikteki araç muayenesi işinde, tespit edilen davranışının işverenin güvenini sarsıcı, ahlak ve iyiniyet kurallarına uygun olmayan haller arasında olduğu tartışmasızdır. Fesih haklı sebebe dayanmaktadır. İşe iade isteğinin reddi gerekirken, yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 130,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 11.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.