Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/18147 E. 2012/22972 K. 16.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18147
KARAR NO : 2012/22972
KARAR TARİHİ : 16.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptaline takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dava dilekçesinde davacının davalı … Belediyesinde çalışırken 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un mahalli idarelerin ihtiyaç fazlası işçilerine ilişkin hükümler başlıklı 166. maddesi gereğince Milli Eğitim Müdürlüğüne atamasının yapıldığını, davalı işyerinde çalışması sırasında kullanmadığı yıllık izinlerinin yeni çalıştığı kuruma devredilemediğinden dolay ücrete dönüştüğünü, çalışmasının sonlanması nedeniyle muaccel hale gelen ve kendisine ödenmeyen yıllık izin ücret alacakları için müvekkili tarafından Yatağan İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğinden takibin durdurulduğunu, davalının Yatağan İcra Müdürlüğünde icra takip dosyasına ilişkin itirazının iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalını %40’ından aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde davacının 6111 Sayılı Kanun’un 166. madde çerçevesinde ihtiyaç fazlası sebebiyle başka bir kuruma devredildiğini, izin hakkının izin ücretine dönüşebilmesi için gerekli fesih veya ölüm halinin varlığının davacının iddialarında dahi yer alamadığını, bu sebeple bir izin ücreti alacağından bahsedilemeyeceğini, devrin izin hakkının izin ücreti alacağına dönüştüren bir durum olmadığını, müvekkilinin davacı tarafça açılan icra takibindeki itirazında kötü niyetli olmadığını, davacının davasının reddine, haksız ve kötü niyetli takip sebebiyle asıl alacak olarak iddia edilen rakamın %40’ından az olmamak üzere davalı müvekkili yararına tazminata hükmedilmesine karar verilmesini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece 6111 sayılı Kanun’un 166. maddesinin 6. fıkrası gereğince devralan kurumun kıdem tazminatı dışındaki işçi alacaklarından sorumlu tutulamayacağı açık bir şekilde ifade edildiği İçişleri Bakanlığınca yıllık izne ilişkin herhangi bir düzenleyici işlem yapmadığı, davacı işçinin davalı … nezdindeki iş sözleşmesinin sonlandığı kabul edilerek yıllık izin ücretinin davalıdan ücrete dönüştüğü gerekçesiyle bilirkişi raporundaki hesaplamaya itibarla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının 6111 sayılı Kanun’un 166. maddesi çerçevesinde Milli Eğitim Müdürlüğüne ataması sebebiyle davalı … nezdindeki çalışma süresi için yıllık izinlerinin ücret alacağına dönüşüp dönüşmediği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin, herhangi bir sebeple sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada ilişkinin sona erme şeklinin ve haklı olup olmadığının önemi bulunmamaktadır.
İşçinin işe iade davası açması durumunda, izin ücretinin talep edilip edilemeyeceği davanın sonucuna göre belirlenmelidir. Gerçekten işçinin dava sonucu işe başlatılması durumunda, önceki fesih ortadan kalkmış olmakla ve iş ilişkisi devam ettiğinde 4857 sayılı Kanun’un 59. maddesi uyarınca izin ücreti istenemez. İşçinin işe başvurusuna rağmen kanuni bir aylık işe başlatma süresi içinde işe alınmaması halinde ise işe başlatmama anı fesih tarihi olarak kabul edildiğinden, izin alacağı bu tarihte muaccel olur.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
Sözleşmenin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da, iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar.
4857 sayılı Kanun’un 54. maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi gerekir. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün olmaz. Ancak, önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri de aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan arta kalan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz.
Yıllık izin hakkı anayasal temeli olan bir dinlenme hakkı olup, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında ücrete dönüşmez ve bu haktan vazgeçilemez. İşçinin iş sözleşmesinin devamı süresinde kullanmadığı yıllık izinlere ait ücreti istemesi mümkün değildir. Bu sebeple, işçinin iş sözleşmesinin devamı sırasında izin hakkının bulunduğunun tespitini istemesinde hukuki menfaati vardır.
Somut olayda davacının davalı … nezdinde çalıştığı sırada 12.10.2011 tarihli Valilik oluru ile 6111 sayılı Kanun’un 166. madde çerçevesinde Milli Eğitim Müdürlüğüne ataması yapılmıştır. Sözkonusu kanunun 166/6. maddesinde “Devredilen işçilerin ücret ile diğer malî ve sosyal hakları; Toplu İş Sözleşmesi bulunan işçiler bakımından yenileri düzenleninceye kadar devir işleminden önce tabi oldukları toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, Toplu İş Sözleşmesi olmayan işçiler bakımından 2010 yılı Kasım ayında geçerli olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerine göre belirlenir. Devre konu işçiler bakımından devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devralan kurum sorumlu tutulamaz. Kıdem tazminatına ilişkin hükümler saklıdır.” düzenlemesi mevcuttur.
Davacının ihtiyaç fazlası personel olduğu gerekçesiyle 6111 sayılı Kanun gereğince Milli Eğitim Bakanlığının taşra teşkilatına ataması yapılarak atama yapılan kurumda çalışmasını sürdürdüğü, bu şekilde yapılan nakil işlemi ile iş sözleşmesinin feshinin sözkonusu olmadığından yıllık izin hakkının ücret alacağına dönüşmediğinden davanın reddi yerine mahkemece hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesien, 16.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.