Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/18958 E. 2012/19986 K. 27.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18958
KARAR NO : 2012/19986
KARAR TARİHİ : 27.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı iş sözleşmesinin geçerli ve haklı neden olmadan davalı işveren tarafından feshedildiğini belirterek işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren yapılan müfettiş incelemeleri ve bunun sonucunda verilen disiplin kurul kararı uyarınca davacının görevini gereği gibi yapmadığı işyeri iç düzenlemelerine aykırı hareket ettiğinden geçerli nedene dayalı olarak iş sözleşmesinin feshedildiğini … sürerek , davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının gereği gibi yapmadığı konusunda kendisine yöneltilen bankacılık işlemini bağlı bulunduğu banka şube müdürü ve genel merkezin kontrol ve denetiminde yaptığı işverenin aynı konuda şube müdürü ve portföy yönetmenlerinin iş akitlerini sona erdirmesinin de bunu gösterdiği, davacının yaptığı işlemlerin hangi bankacılık mevzuat ve kurallarına aykırı olduğu ve feshin son çare ilkesine uyulduğu davalı tarafça kanıtlanamadığından davanın kabulü şeklinde hüküm kurulmuştur.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/11. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara … açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının, davalı banka işyerine 13.03.2000 tarihinde kredi yetkilisi olarak işe girdiği, en son şube müdür yardımcılığı görevini yaptığı ve Disiplin
Komitesi’nde yapılan inceleme sonunda yapılan 02.02.009 tarihli fesih bildirimi uyarınca davacının görevinin gerektirdiği basireti göstermeyerek yeni müşteri edimininde ve kredi teminatlarının sisteme tanımlanması aşamasında bankamız iç düzenleme ve uygulamalarına aykırı hareket etmesi nedeniyle işyeri yönetmeliğine göre bankanın doğmuş ve doğabilecek maddi zarara uğratılmasında pay sahibi olması sebebi ile iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı hakkındaki 12.01.2009 tarihli inceleme raporunda, davacının müşteri olan bir firmanın hatalı olarak takibe düşmesini engellemek için bu şirkete kayıt üzerinde yeniden kredi açtığı bu işlemin sistem tarafından kabul edilmemesi üzerine bu defa aynı işlemde haberi olmayan başka bir firmaya ait müşterinin vergi numarasının kullanıldığının belirlendiği, bu konuda uyarıda bulunan ünitelerin işlemin teftiş onayında olduğunun belirtilerek yanıltıldığı , müşteri dahi olmayan bir firmanın vergi numarasının kullanılmasının banka için itibar kaybı olacağı ve usulsüz vergi numarası tespiti ile cezai yaptırımla karşılaşılabileceği belirtilerek davacıya kınama cezası verilmesinin önerildiği, davacının bu işlemleri şube müdürü ve o tarihteki teftiş yapan müfettişin bilgisi ve isteği dahilinde gerçekleştirildiğini … sürdüğü, 19.01.2009 tarihli müfettiş incelemesinde de, davacının diğer banka çalışanın babasının tasarruf mevduatı hesabında ticari faaliyetten kaynaklanan 260 adet tahsil olan çek bedelleri işlemleri sebebi ile Bankacılık Kanunu ve 213 sayılı Vergi Kanununa aykırı davranıldığı, olayda davacının gerekli aksiyonu almadığından sorumlu olduğu, 26.05.2009 tarihli incelemede ise davacının çek karnesi olmayan müşterinin hesabından çek karnesi masrafı işlemi yapıldığı davacının da bu işleme onay verdiği kayıtlardan anlaşıldığının belirlendiği tüm bu eylemleri birlikte değerlendirilerek Disiplin Komitesi tarafından iş sözleşmesinin sonlandırıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda her üç müfettiş incelemesinde yapılan işlemlerin açıkça banka kayıtları ile tespit edildiği, bu işlemlerde davacının rolü ve katkıları açıkça saptandığı halde mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında belirtilen hangi bankacılık kuralına aykırı davranıldığının kanıtlanamdığı gerekçesi doğru görülmemiştir. Öte yandan başkasının vergi numarasının kullanılması eylemi bilirkişi raporunda yerinde görülmemiş ancak banka bir zarara uğramadığından davacı şahsi yarar sağlamadığından fesih nedeni olamayacağı yorumu yapılmıştır. Oysa bankacılık sektöründeki en önemli husus güven ve itibardır. Davacının başka bir firmaya ait vergi numarasını kullanarak işlem yapması bankanın itibarını sarsacak ve vergi hukuku bakımından sorumluluğunu doğuracak niteliktedir. Davacının bu eyleminin ağırlığı ve diğer iki olaydaki katkıları birlikte değerlendirildiğinde banakacılık işlemlerinin yürütülmesinde işverenin davacıya olan güveni sarsıldığından, işverenden artık bu iş ilişkisini sürdürmesi beklenemez. Tüm bu nedenlerle iş sözleşmesinin geçerli nedene dayalı olarak feshedildiğinin kabulü ile davanın reddi yerine olaya uygun düşmeyen yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi bozma nedenidir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3.fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
l-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK. ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yantığı 1.295,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet
ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak
27.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.