Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/18964 E. 2012/19987 K. 27.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/18964
KARAR NO : 2012/19987
KARAR TARİHİ : 27.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin bir takım gerçek dışı itham ve isnat edici suçlamalarla feshedildiğini, fesih için neden yaratıldığını belirterek, feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, … Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerince yapılan soruşturma sonucu davacının 03.03.2007 ve 04.03.2007 tarihlerinde görevli olduğu gişede meydana gelen bütün iş ve işlemlerin tek sorumlusu konumunda olması nedeniyle yapılan inceleme sonucunda davacının mükerrer bilet satarak maddi çıkar sağlamak amacıyla tüm geliri kuruma ait olan müze gelirini haksız aldığının anlaşıldığını, davacı hakkında Selçuk Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece ceza yargılaması sonunda davacının atılı suçtan beraatine karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesine göre iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiğinin ispat yükünün davalı işverene ait olduğu, davacı işçinin iş sözleşmesinin feshinin en son çare olarak düşünülmesi gerektiği, davacı hakkındaki ceza yargılamasının sonucu beklenmeden iş sözleşmesinin feshedilmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebeplerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları sebebiyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine
aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan sebepler, aynı kanunun 25. maddesinde belirtilen sebepler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen sebeplerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan sebeplerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli sebeplere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin davranışlarına dayanan fesih, herşeyden önce, iş sözleşmesinin işçi tarafından ihlal edilmesini şart koşmaktadır. Bu itibarla, önce işçiye somut olarak hangi sözleşmesel yükümlülüğün yüklendiği belirlendiği, daha sonra işçinin, hangi davranışı ile somut sözleşme yükümlülüğünü ihlal ettiğinin eksiksiz olarak tespit edilmesi gerekir. İşçinin yükümlülüklerinin kapsamı bireysel ve toplu iş sözleşmesi ile kanuni düzenlemelerde belirlenmiştir. İşçinin kusurlu olarak (kasden veya ihmalle) sebebiyet verdiği sözleşme ihlalleri, sözleşmenin feshi açısından önem kazanır. Geçerli fesih sebebinden bahsedilebilmesi için, işçinin sözleşmesel yükümlülüklerini mutlaka kasıtlı ihlal etmesi şart değildir. Göstermesi gereken … yükümlülüğünün ihlal edilerek ihmali davranış ile ihlali yeterlidir.
İşçinin iş sözleşmesini ihlal edip etmediğinin tespitinde, sadece asli edim yükümlülükleri değil; kanundan veya dürüstlük kuralından doğan yan edim yükümlülükleri ile yan yükümlerin de dikkate alınması gerekir. Sadakat yükümü, sözleşmenin taraflarına sözleşme ilişkisinden doğan borçların ifasında, karşı tarafın şahsına, mülkiyetine ve hukuken korunan diğer varlıklarına zarar vermeme, keza sözleşme ilişkisinin kapsamı dışında sözleşme ile güdülen amacı tehlikeye sokacak özellikle karşılıklı duyulan güveni sarsacak her türlü davranıştan kaçınma yükümlülüğünü yüklemektedir.
İşçinin bir suç işlediğinden veya sözleşmeye aykırı davranışta bulunduğundan şüphe ediliyor ve bu yüzden taraflar arasında iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin yıkılması veya ağır zedelenmesi nedeniyle iş sözleşmesi feshedilmişse, şüphe feshinden bahsedilir. Bu fesih türünde, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine … açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına … açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Şüphe feshinin geçerli olabilmesi için; İş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan … bir şüphe mevcut olmalı ve ayrıca işverenin, somut olayın aydınlatılması için kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermelidir. Bu sebeple, işveren, şüpheyi doğuran etmenlerle ile ilgili olarak işçiyi dinlemeli, savunmasını almalıdır.
Dosya içeriğine göre, 07.11.2002 tarihinden beri davalı işyerinde çalışan davacının bilet satış görevlisi olduğu, 30.10.2007 tarihli fesih bildiriminde davacının 04.03.2007
tarihinde müze giriş görevlisi olarak görev yaptığı sırada dört bilet kestiği ve bunlardan bir tanesinin seri numarasının 03.03.2007 tarihinde kesilen biletlere ait olduğu, mükerrer bilet satmak suretiyle haksız kazanç sağlamaya çalıştığı ve durumun fark edilmesi anında da bu bileti yırtarak imha etmeye çalıştığı gerekçesiyle 4857 sayılı Kanun’un 25/2-e maddesi uyarınca iş sözleşmesinin feshedildiğinin belirtildiği, hakkında yapılan suç duyurusu üzerine güveni kötüye kullanmak suçundan yapılan ceza yargılaması sonucunda davacı hakkında şüpheden uzak delil elde edilemediğinden beraatine dair verilen karar, Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 04.05.2011 tarihli kararı ile onanarak kesinleşti anlaşılmıştır .
… Teftiş Kurulu Başkanlığı müfettişlerince yapılan soruşturma sonucu davacının 03.03.2007 ve 04.03.2007 tarihlerinde görevli olduğu gişede meydana gelen bütün iş ve işlemlerin tek sorumlusu konumunda olması sebebiyle ifadesinin alındığını, bilgisayar kayıtları ve bilet kayıtlarının incelendiğini, davacının mükerrer kestiği biletin o günkü biletler arasına nasıl girdiğini bilemediğini ifade ettiği, davacı tanık anlatımlarında da ziyaretçinin durumu fark edip bir gün öncesine ait tarihi taşıyan bileti geri getirmesi sonucu davacının yanlışlık olduğu gerekçesi ile onu yırtarak yeni bilet kesip verdiği ve kasada sadece o gün 5,00 TL açık olduğu davacının üzerinde ise 1,00 TL para çıktığı beyan edilmiş olup tüm bu deliller birlikte değerlendirildiğinde, olay günü davacıda satış için bulunmaması gereken bir önceki günün biletinin davacı tarafından satılması ve müşterinin fark etmesi ile değiştirilmesi karşısında davacı hakkında iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin yıkıldığı, ağır zedelendiği ortada olup bu durumda işverenini artık davacı işçisi ile çalışması beklenemeyeceğinden feshin “geçerli nedene” dayandığından davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi bozma sebebidir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya bırakılmasına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak oybirliğiyle 27.09.2012 tarihinde karar verildi