YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19373
KARAR NO : 2012/23524
KARAR TARİHİ : 19.10.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, tasarrufu teşvik ve nema alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davayı görev yönünden reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Davacı vekili; davacının davalı belediyede işçi olarak çalıştığını, çalıştığı süre boyunca adına tasarruf teşvik kesintileri yapılmış olmasına rağmen, yapılan kesintilerin ilgili bankaya yatırılmadığını belirterek fazlaya ilişkin istem ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 2.559,17 TL tasarrufu teşvik primi ve nema alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiş,birleşen dosyada, aynı talebe ilişkin 1.983,70 TL tasarruf teşvik primi ve nema alacağının dava tarihinden işleyecek kanuni faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … vekili; dava konusunun idari işleme dayanmakta olduğundan idari yargının görevli olduğunu, bu sebeple Sakarya İdare Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğundan görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, davanın süresi içinde açılmadığını, bu sebeple zamanaşımı itirazında bulunduklarını, kurumun yatırması gereken miktarları kanuni faizi ile birlikte tasarrufu teşvik hesaplarına yatırmakta yükümlü tutulabileceğini, buna göre hesaplamanın nema oranı üzerinden değil kanuni faiz belirlenmek suretiyle yapılmasının gerektiğini, davacının 1994 yılında idareye vermiş olduğu yazılı dilekçeyle tasarruf kesintisinin uygulanmamasını talep ettiğini, bu tarihten sonra maaşından tasarruf kesintisi yapılmadığını ve bizzat tarafına ödendiğini, talep edilen miktarın fahiş olduğunu, kabulünün mümkün olmadığını, davacının dilekçesinde tasarruf tutarlarını ve katkılarını nemaları ile birlikte toplamının faizi ile birlikte talep ettiğini, faize faiz talep ettiğini, bu sebeplerle davanın öncelikle görev, bu mümkün olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili; davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, öncelikle görev ve yetki yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın kanuni süresinde açılmadığını, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, 4853 sayılı Kanun’un ek 1. madde hükmü dikkate alındığında, Hazine Müsteşarlığının yükümlülüğünün 31.12.2007 tarihi itibarıyla hazineye intikal edilen varlıklara bağlı ve onunla sınırlı bir yükümlülük olduğunu, kanunda 31.12.2007 tarihinden sonra adlarına hesap açılmayan veya adlarına hesap açılıp da para yatırılmayan hak sahiplerine yapılacak ödemelerden hazine müsteşarlığını sorumlu tutan bir düzenlemenin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin 2011/2260 esas, 2011/9084 karar sayılı bozma ilamına uyularak, 03.12.2010 tarihinde verilen hükümde hakkındaki dava reddedilen “Davalı … lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” karar verildiği, davalı tarafça bu hususun temyiz konusu edilmediği, dolayısıyla davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, bu sebeple davalı … lehine vekalet ücreti takdir edilemeyeceği, davalı … yönünden ise; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 20. maddesinde “Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir.” hükmünün, 331/2. maddesinde ise “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder…” hükmünün düzenlendiği, hukuk mahkemesince yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi halinde İdari Yargılama Usulü Kanunu madde 9’da bu konu ayrıca düzenlendiğinden bu halde 6100 sayılı Kanun’un 20. madde hükmünün uygulunamayacağı, bu halde davacının otuz gün içinde görevli idare mahkemesinde idari dava açmasının gerektiği, yargılama giderlerinden sorumluluğun ancak davanın sonunda söz konusu olduğu, bu sebeple kural olarak ancak esas hakkında verilen hüküm ile birlikte yargılama giderlerine hükmolunacağı, istisnai olarak usule ilişkin nihai kararlarda da yargılama giderlerine hükmedileceği, eğer usule ilişkin nihai kararla dava sona eriyor, yani dava dosyası başka bir mahkemeye gönderilemiyorsa mahkemenin nihai kararma birlikte yargılama giderlerine kimin katlanacağı hakkında bir karar vermesinin gerektiği (Prof.Dr. Baki Kuru-Prof.Dr. Ramazan Arslan-Prof.Dr.Ejder Yılmaz Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK’ya göre yeniden yazılmış 22.Baskı syf 735 ve devamı), dolayısıyla iş bu davada 6100 sayılı Kanun’un 331/2. maddesinin uygulama yeri olmadığı ve bu davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle esas ve birleşen dosyalar yönünden bozma ilamı doğrultusunda yargı yolu sebebi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında, yargı yolu sebebi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddi kararlarında davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediği uyuşmazlık konusudur.
6100 sayılı Kanun’un 331/2. maddesinde, “Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder,” 331/3, maddesinde, “Davanın açılmamış sayılmasına karar verilen hâllerde yargılama giderleri davacıya yükletilir.”, 20. maddesinde, “(1) Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi hâlinde, taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkemeye başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerekir. Aksi takdirde, bu mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. (2) Dosya kendisine gönderilen mahkeme, kendiliğinden taraflara davetiye gönderir.” hükümlerinin,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28/2. maddesinde, “(Değişik fıkra: 02/07/2012-6352 S.K./58.md.) Konusu belli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Birinci fıkrada belirtilen süreler içinde ödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.”, 31. maddesinde, “Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi, ehliyet, üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, tarafların vekilleri, feragat ve kabul, teminat, mukabil dava, bilirkişi, keşif, delillerin tespiti, yargılama giderleri, adli yardım hallerinde ve duruşma sırasında tarafların mahkemenin sukünunu ve inzibatını bozacak hareketlerine karşı yapılacak (Değişik ibare :02/07/2012-6352 S.K./59.md.) işlemler ile elektronik işlemlerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 05/04/1990 – 3622/11 md.; Değişik cümle: 10/06/1994 – 4001/14 md.) Ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçimi Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re’sen yapılır.” 9. maddesinde, “1. (Değişik bent: 05/04/1990-3622/2 md.) Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, İdare ve Vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. 2. Adli veya Askeri Yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir.” hükümlerinin bulunduğu görülmüştür.
Somut olayda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yargı yolu sebebi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddi kararlarında yargılama giderlerine ilişkin hüküm bulunmadığı, bu durumda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesince 6100 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6100 sayılı Kanun’un 331/2. maddesince, görevsizlik kararı verilmesi halinde yargılama giderlerine görevli mahkemece karar verilmesinin düzenlendiği anlaşılmış olup, 6100 sayılı Kanun’un 20. maddesince davacının, görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek yargılama giderlerine hükmedilmesi, aksi halde yargılama giderlerinin görevli mahkemece ele alınması gerekirken, görevsizlik kararının kesinleşmesi ile davacının iki hafta içinde görevli mahkemeye dosyanın gönderilmesini talep edip etmeyeceği beklenmeden verilen görevsizlik kararında davalılar lehine avukatlık ücretine hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle, hüküm fıkrasının 4 ve 5. bendlerinin silinerek yerine, “Hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca davalılar yararına hükmedilmesi gereken avukatlık ücretlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,” hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, 19.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.