Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/20912 E. 2012/23668 K. 19.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/20912
KARAR NO : 2012/23668
KARAR TARİHİ : 19.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili; davacının 25.01.1995-17.04.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını, en son … Şube Müdürü olarak görev yaptığını, davalının 17.04.2012 tarihinde davacının iş sözleşmesini feshettiğini, fesih ihbarında gerekçe olarak 16.04.2012 tarihinde bir disiplin kurulu toplantısı yapıldığı, bu toplantıda yapılan değerlendirmede davacının emrinde çalışan personelin yönetim ve denetiminde gereken dikkati göstermeyerek şube genelinde hatalı uygulamalar gerçekleşmesine elverişli bir ortam doğmasına yol açtığı gerekçesiyle kendisine ağır kınama cezası verildiği, yine aynı sebeple iş sözleşmesinin feshedildiğini, davacının çalışmış olduğu süre içerisinde yazılı ya da sözlü uyarı almadığını, başarılı olduğunu, daima banka üst yönetimlerince takdir edildiğini, davacıya isnat edilen suçlama için hem ağır kınama cezası verildiğini hem de iş sözleşmesinin feshi yoluna gidildiğini ve aynı eylem sebebiyle iki kere cezalandırıldığını, davalı işverenin fesih için haklı ve geçerli bir sebebi bulunmadığını, bu sebeplerle iş sözleşmesinin feshinin geçersizliğine, davacının işe iadesine, işe başlatılmadığı takdirde, davalı şirket tarafından müvekkiline ödenmek üzere sekiz aylık brüt ücreti tutarındaki bir tazminatın belirlenmesine, kararın kesinleşmesine kadar çalışılmadığı süre için dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın bir aylık kanuni süre içerisinde açılmadığını, fesih işleminin haklı sebeple yapıldığını, 16.04.2012 tarihli Disiplin Kurulu Kararının davalı şirketin fesih konusundaki haklılığını kanıtladığını, davacının … Şubesinde Bölge Müdürü olarak görev yaptığını, performansında düşüşler gerçekleştiğini, davacının işini gereği gibi yapmamaya, kontrolsüz özensiz ve dikkatsiz davranışlarda bulunmaya başladığını, bu yöndeki tutumlarının devamlılık arzettiğini, kredilerle ilgili olarak söz konusu kontrolsüzlük ve ihmalkarlık sonucu vuku bulan durumun davalı şirketi ciddi maddi kayba uğrattığını, oluşan yönetim zafiyetini davacının yazılı beyanında kabul ettiğini, davacının tüm hak, alacak ve tazminatlarını eksiksiz aldığını, davacının iş sözleşmesinin haklı sebepler doğrultusunda 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17 ve 18. maddeleri uyarınca feshedildiğini, açıklanan sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanunun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanunun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanunun 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanunun 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda; davacının iş sözleşmesi, yönetimi altındaki personelin yönetim ve denetimine gereken dikkati göstermeyerek işyerinde hatalı uygulamalar gerçekleştirilmesine elverişli bir ortam doğmasına yol açarak bankayı zarara soktuğu, yönetim zafiyeti oluşturtuğu, aksaklıkların yoğunluğu ve zararın büyüklüğü gerekçesiyle sona erdirilmiştir. Mahkemece dosya içersinde bulunan soruşturma evrakları, teftiş raporları, diğer belgeler ve banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi tarafından inceleme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmiştir. Yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu nedenle bankacı, mali müşavir ve insan kaynakları uzmanından oluşacak bilirkişi heyeti ile banka kayıtları ve dosyada bulunan evrak incelenerek, davacının yönetimi altındaki personelin yönetim ve denetimine gereken dikkati göstermeyerek işyerinde hatalı uygulamalar gerçekleştirilmesine elverişli bir ortam doğmasına yol açıp açmadığı, yönetim zafiyeti oluşturup oluşturmadığı, bankayı zarara uğratıp uğratmadığı, zarara uğramışsa davacının kusur oranına göre hesaplanacak zarar miktarının tespiti hususlarında ayrıntılı ve denetime elverişli bilirkişi raporu alındıktan sonra deliller yeniden değerlendirmeye tabi tutularak oluşacak kanaate göre işe iade isteği hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan bu kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.