YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22177
KARAR NO : 2013/9497
KARAR TARİHİ : 03.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde 15.07.2007-10.08.2010 tarihleri arasında enjeksiyon makine operatörü olarak 710,00 TL net ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, yemek ve erzak sosyal haklarından faydalandığını, Ağustos ücretinin ödenmediğini, fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını, yıllık izinlerini tam kullanmadığını, alacak ve tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti alacaklarının faizleriyle birlikte davalıdan tahsili istemiş, bilirkişi raporu doğrultusunda taleplerini artırarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili: davacının, davalıya ait işyerinde 29.06.2010-11.08.2010 tarihleri arasında vasıfsız eleman olarak asgari ücretle çalıştığını, kendisinin işi bıraktığını, tazminat almaya hak kazanmadığını, fazla mesai yapmadığını, yıllık izinlerini kullandığını, işyerinde genel tatil ve ulusal bayram günlerinde çalışma olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının, davalıya ait işyerinde 15.07.2007-10.08.2010 tarihleri arasında 710,00 TL net ücretle çalıştığı, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin işverence ıspatlanamadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, Ağustos ayına ait ücretinin ödenmediği, yıllık izin ücreti alacağı olduğu, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, fazla çalışma yaptığı gerekçesiyle, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Kıdem tazminatına ve diğer alacaklara esas alınması gereken süre ve ücret ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma ücretine hak kazanılıp kazanılmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Kıdem tazminatı, feshe bağlı haklardan olsa da, iş sözleşmesinin sona erdiği her durumda talep hakkı doğmamaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi hükmüne göre yürürlükte bırakılan 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinde kıdem tazminatına hak kazanabilmek için işçinin işverene ait işyerinde en az bir yıl çalışmış olması gerekir.
İşçinin işyerinde fiilen çalışmaya başladığı tarih en az bir yıllık sürenin başlangıcıdır. Tarafların iş ilişkisi kurulması yönünde varmış oldukları ön anlaşma bu süreyi başlatmaz. Yine iş sözleşmesinin imza tarihi yerine, fiilen iş ilişkisinin kurulduğu tarih, tazminatına hak kazanma ve hesap yönünden dikkate alınması gereken süreyi başlatacaktır. İşçinin çıraklık ilişkisinde geçen süreler de kıdem tazminatına esas alınacak süre yönünden değerlendirilemeyecektir. Buna karşın deneme süresi, kıdem süresine eklenir.
İşçinin kıdem hakkı bakımından aranan en az bir yıllık süre, derhal fesihlerde feshin bildirildiği anda sona erer. Kural olarak fesih bildirimi muhataba ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Bildirimli fesihler yönünden ise ihbar öneli süreye dahil edilir.
1475 sayılı Kanun’un 14/2. maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında da işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi hizmet birleştirmesi için gerekli bir koşuldur.
Somut olayda, davacının davalıya ait işyerlerinde 10.07.2007-10.08.2010 tarihleri arasında çalıştığını iddia ettiği, davalının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında görülen sürelerde çalıştığını ileri sürdüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına göre, 06.04.2010-07.04.2010 tarihleri arasında davacının babasına ait işyerinden 29.06.2010-11.08.2010 tarihleri arasında davacıya ait işyerinde çalıştığının görüldüğü, davacı tanıkları ve bir davalı tanığının, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında görülen tarihten öncede çalıştığını beyan ettikleri, bir davalı tanığının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarındaki çalışma süresini doğruladığı, mahkemece, davacının iddiasının alacak ve tazminat hesaplamalarında esas alındığı anlaşılmış olup, davacı tanıkları ve bir davalı tanığının, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında görülen süreden önce çalıştığını beyan etmelerine rağmen, çalışma süresinin başlangıç ve bitimine dair açık beyanda bulunmadıkları, mahkemece, çalışma süresinin tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulmadığı dikkate alındığında, tanıkların Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları getirtilerek bordro tanığı olup olmadıkları saptanarak, sonucuna göre çalışma süresinin belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Öte yandan, davacının 710,00 TL ücretle, davalının asgari ücretle çalıştığını ileri sürdükleri, bir davacı tanığı ve davalı tanıklarının asgari ücretle çalışıldığını beyan ettikleri, diğer davacı tanığının ücret ile ilgili beyanının olmadığı, bir kısmı imzalı ücret bordrolarında ücretin asgari ücret olduğu, TMMOB’nin enjeksiyon makine işçisinin 800-900 TL ücretle çalışacağını bildirdiği, mahkemece, emsal ücrete ve davacı beyanına göre 710,00 TL ücretle çalışıldığını kabul ettiği anlaşılmış olup, bir davacı tanığının, davacının meydancı olduğunu vasıfsız işçi olduğunu beyan ettiği, diğer davacı tanığı ve davalı tanıklarının yapılan işe dair beyanlarının olmadığı, emsal ücretin enjeksiyon makine işçisinin alacağı ücret olarak bildirildiği, bu durumda davacının vasıfsız işçi olduğu ve işyeri kayıtları ile tanık beyanlarına göre asgari ücretle çalıştığı ortada iken hatalı yorum ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, mahkemece, davacının ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı kabul edilmiş ise de, davalı tanıklarının ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma olmadığını beyan ettikleri, bir davacı tanığının bu konuda bilgisi olmadığını, diğer davacı tanığının ise üç yıl önce işyerinde çalıştığını, dini ve milli bayramlarda çalıştıklarını ücretlerini aldıklarını beyan ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda, davalı işyerinde üç yıl önce çalıştığı anlaşılan ve davacının çalıştığı son üç yıl içinde işyeri koşullarını bilmeyen davacı tanığının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştıklarında ücretlerini de aldıklarına ilişkin beyanı karşısında çalışmanın ıspatlanamadığı gözetilmeden talebin reddi yerine kabulüne dair yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.05.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.