YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23430
KARAR NO : 2013/12107
KARAR TARİHİ : 23.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, 1997 yılından 25.03.2011 tarihine kadar davalı kooperatifin aylık ücretle kesintisiz olarak avukatlığını yaptığını, 2011 Ocak, Şubat ve Mart aylarına ait ücretlerinin ödenmediğini, bunun yanında takip ettiği icra dosyalarında yapılan tahsilatlardan ödenmesi gereken miktarlarında ödenmediğini, söz konusu alacaklarının ödenmesi için davalı kooperatife ihtar çekmesi üzerine noter aracılığıyla çekilen 23.05.2011 tarihli azilname vererek vekaletin iş sözleşmesinin feshedildiğini, ihbar ve kıdem tazminatı ile ödenmeyen ücret ve vekalet ücretlerinin tahsili amacıyla davalı kooperatif aleyhine İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2011/5693 sayılı dosyasında yapılan icra takibine vaki itiraz üzerine takibin durduğunu, davalı kooperatifin itirazının haksız olduğunu belirterek, itirazın iptaline ve takibin devamına, % 40 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı kooperatif davacının kooperatife dışardan hukuki yardım verdiğini, taraflar arasındaki ilişkinin 2008 yılı sonunda sözlü mütabakatla sona erdiğini, ancak davacının 2011 Ocak, Şubat ve Mart ayları için ücret talep etmesi üzerine kendisine azilname gönderilmek zorunda kalındığını, davacının serbest meslek sahibi olduğunu, kendi ofisinin bulunduğunu, çalışma düzenini kendi iradesi üzerine oluşturduğunu, başkalarına da hukuki yardım verdiğini, davacı ile davalı arasında vekalet akdi ilişkisinin bulunduğunu, kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini, icra takiplerinden kaynaklanan alacağının da bulunmadığını, ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 1997 senesinden itibaren davalı kooperatifin avukatlığını yaptığı, yaptığı bu görevi nedeniyle her ay kendisine maktu bir ücret ödendiği, bu şekilde davalı kooperatife bağımlı olarak çalıştığı, böylece taraflar arasında iş kanunu kapsamında iş sözleşmesi ilişkisinin bulunduğu, kabul edilerek davacının ihbar ve kıdem tazminatı ile ücret alacağı isteklerinin kabulüne, vekalet ücreti isteğinin ise reddine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davacının İstanbul Barosuna kayıtlı avukat olduğu, Beşiktaş Noterliğince düzenlenmiş olan 07.06.1999 tarih ve 21130 yevmiye numaralı vekaletname ile davalı kooperatife vekil tayin edildiği, kooperatifin belgeleri dosyaya sunulmuş icra takiplerini yürüttüğü, 25.03.2011 tarihinde vekaletten azledildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık taraflar arasındaki uyuşmazlık aradaki ilişkinin hukuki niteliğine ilişkin olup davacı davalı kooperatifte iş sözleşmesiyle hukuk müşavirliği yaptığını iddia etmiş, davalı kooperatif ise aradaki ilişkinin vekalet sözleşmesine dayandığını savunmuştur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesinde yapılan tanıma göre; “İş sözleşmesi bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. İş görme sözleşmelerinden olan vekalet sözleşmesi ile iş (hizmet) sözleşmesi arasındaki en önemli ve temel fark iş sözleşmesindeki bağımlılık unsurudur. Mahkemece, taraflar arasında iş sözleşmesinin bağımlılık unsurunun gerçekleşiği kabul edilmiş ise de dosyada bu yönü açıklığa kavuşturacak nitelikte delil bulunmadığı gibi, mahkemece de davanın aydınlatılması bakımından gerekli araştırma yapılmamıştır. Somut olayda doğru sonuca varılabilmesi için davalı kooperatif ile davacı arasındaki ilişkinin ve davacı avukatın kooperatife vekil tayin edilmesine ilişkin olarak kooperatifin yönetim kurulunca alınmış karar bulunup bulunmadığı, davacı ile kooperatif arasında yazılı iş (hizmet) sözleşmesi yapılıp yapılmadığı, davacının kooperatifin iş organizasyonu kapsamı içerisinde yer alıp almadığı, davacının çalışma saatlerini ve çalışma düzenini kendisinin mi yoksa kooperatif tarafından mı belirlendiği, araştırılmalı, varsa bu hususlardaki tüm bilgi ve belgeler getirtilerek dosya kapsamına alınmalı, kooperatifçe verilmiş vekaletnameden davacının serbest avukatlık yaptığı anlaşılmakla birlikte kendi bürosunda serbest avukatlık yapıp yapmadığı da araştırılıp bu husustaki bilgi ve belgelerde getirtilmeli, davacı tanıklarının davacının kooperatife hukuki danışmanlık yaptığı yönündeki beyanları dikkate alınarak danışmanlığın iş sözleşmesinin değil, vekalet sözleşmesine dayanan bir iş olduğu yönü nazara alınarak deliller hep birlikte değerlendirmeye tabi tutulmalı, aradaki ilişkinin vekalet sözleşmesine dayandığının belirlenmesi halinde bu ilişkiden doğan uyuşmazlıkda iş mahkemesinin görevli olmadığı düşünülerek sonuca gidilmelidir.
Mahkemece açıklanan tüm bu yönler dikkate alınmadan eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz delillere dayanarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de dava icra takibine yapılan itirazın iptali isteğine ilişkin olmasına rağmen itirazın iptali ile birlikte eda hükmü de kurulmuş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.