YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23617
KARAR NO : 2012/24229
KARAR TARİHİ : 02.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; davacının davalı ajansta 12.05.2010 tarihinde uzman kadrosu ile çalışmaya başladığını, başarılı performansı nedeniyle Başkan vekili olduğunu, davacının davalı işyerinde olumsuz bir davranışının bulunmadığını, davacının iş akdinin haksız ve hukuka aykırı olarak feshedildiğini, izah edilen nedenlerle davalı tarafından yapılan feshin geçersizliğine, davacının işine iadesine, davalı işverenin davacıyı bir ay içerisinde işe başlatmaması halinde sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödenmesine, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için müvekkiline ödenecek olan ücretin dört aylık brüt ücret olarak tesbitine, masraf ve avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; “Davacı T.C. Güney Ege Kalkınma Ajansında 21.07.2010 tarihinde Planlama Birim Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir. Kendisine bu görevi karşılığında 4.500,00 TL. net maaş ve bazı aylar 1.500 00, TL ye kadar harcırah ve yol ücreti ödenmektedir. Davacının görevi gereği, ajansın planlama faaliyetlerinden olan bölge planı ve birimin diğer işlerini yapmakla yükümlüdür. Bölge planı ajansın asli faaliyetlerini yerine getirebilmesi için Devlet Planlama Müsteşarlığının kesin şartıdır. Bu kapsamda davacı bölge planı hazırlamakla yükümlüdür. Bölge planı hazırlanmadan ajansın merkezi bütçeden pay alması ve proje kabulü yapması mümkün değildir. Davacı bu kapsamda, bölge planın hazırlanması için çalıştaylar yapılması gerekliliğini söyleyerek sadece modoratör firma İçin ajansa 40.000,00 TL.(KırkBinTürkLirası) ödettirmiştir. Ancak modoratör firmanın iş ve işlemlerinin kontrol ve denetimi davacıda olmasına rağmen modoratör firma ajansa sunması gereken sonuç raporunu sunmadığı gibi modoratör firma benzer çalışmayı İstanbul Kalkınma Ajansı için de önceden yaptığından aynı raporu üstünde kalkınma ajansının isimlerini bile değiştirmeden İstanbul Kalkınma Ajansı için hazırladığı sonuç raporunu hiçbir değişiklik
yapmadan ajansımıza göndermiştir. Davacı da sözkonusu raporu kendi denetiminde olmasına rağmen kontrol etmeden hatta okumadan çalıştay katılımcılarına ve tüm kalkınma kurulu üyelerine göndermiştir. Bu durum bu raporun gittiği katılımcının ajansı uyarması sonucu ortaya çıkmıştır. Bu itibarla ajansın otel ve diğer ağırlama masrafları hariç 40.000,00 TL. para ödediği bir organizasyon için davacının gereken dikkat ve özeni göstermeyip kontrolü yapmaması ajansın nitelikli hizmet almasını engellediği gibi bölgede ajansın itibarının zedelenmesine sebep olmuştur. Davacının görevi olan bölge planın hazırlanmasında gereken dikkat ve özeni göstermeyip kontrolü yapmaması Devlet Planlama Müsteşarlığı tarafından bölge planına 3(üç) üzerinden l(bir) puan verilmiştir. Bu durumda ajansın performansı %40(YüzdeKırk) etkilendiğinden dolayı ajansa performansa dayalı olarak yaklaşık 67.000.000,00 TL.(AltmışYediMilyonTürkLirası) bütçeden pay alamamasına sebep olmuştur. Dolayısıyla ajansın bölgeye daha çok destek sağlamasına engel olmuştur.
Davacının görevini yerine getirirken gereken dikkat ve özeni göstermeyip yükümlülüklerini yerine getirmediği o kadar açıktır ki bölge planını görüşmek ve Devlet Planlama Müsteşarlığı’na bunu anlatmak üzere harcırah ve diğer giderlerinin de ajans tarafından karşılanarak görevlendirildiği gün olan 13 Eylül 2010’da davacı doktora tezinin savunmasını yaptığı anlaşılmıştır. Ajansın davacının keyfiyeti gereği şahsın sağladığı menfaat sonucu uğradığı maddi zarar da belgeleriyle birlikte mahkemeye sunulacaktır. Davacının bu görevini yerine getirirken gereken dikkat ve özeni göstermeyip kontrolü yapmaması sonucu 8 Kasım 2010 tarihine kadar yetersiz ve eksiklik bulunması sebebiyle bölge planı onaylanmamıştır. Bu durumda ajans mevcut programından yaklaşık 2(iki) ay geri kalmıştır. Davacı çalışma arkadaşlarıyla zaman zaman tartışmaya girdiği hatta bir defasında Devlet Planlama Müsteşarlığı’nın önünde, ajanstaki çalışma arkadaşlarına hakaret etmiştir. Bu durum da çalışma arkadaşlarının arasındaki çalışma barışını ve şevkinin kırılmasına sebep olmuştur. Bu hususlar ile ilgili olarak alınan savunma belgeleri özlük dosyasında da mevcuttur. Ajansın mevzuatlarına göre birim başkanları, gerçekleştirme görevlisidir. Gerçekleştirme görevi de ajansın tüm harcamalarında birim başkanın kendi birimi ile ilgili yapmış oluğu harcamalarda, muhasebe sorumlusu genel sekreter ile, birimin yaptığı harcamaları imzalamaktır. Davacı bu görevini yerine getirirken dahi görev bilincinde olmayıp kendisinin fiyat araştırması yaparak ajansa önerdiği modoratör firmaya ödenecek olan 40.000,00 TL. (KırkBinTürkLiraası)’lik harcama belgesini imzadan imtina ettiği ve sonradan yasal çerçevede görevi olduğu uyarısından sonra harcama belgesinin imzalanması sağlanmıştır. Davacının gereken dikkat ve özeni göstermeyip kontrolsüz çalışma anlayışı kurumun kendisine olan iş teslim etme bilincini ve güvenini zayıflatmıştır. Bunun neticesinde kendisini birim başkan vekilliği görevinden alınıp günümüz şartlarında bir kişinin işsiz kalmasının ne kadar zor bir durum olduğunun bilinci ile davacının dikkatsiz ve özensiz çalışma prensiplerinden uzaklaşması umuduyla ve kendisini düzeltmesi amacıyla davacı uzman olarak görevine devam etmiştir. Bu durum genel sekretere yönetim kurulunca verilen yetki çerçevesinde 4 Mart 2011 tarihinde uygun görülmüştür. Kaldı ki davacı uzman olarak görevine devam ederken de 3 500 00 TL net maaş ve bazı aylar 1.500,00 TL.ye kadar harcırah ve yol ücreti ödenmiştir. Davacı bu görev değişikliğinden sonra da zaman zaman huzursuzluk çıkartarak çalışma arkadaşları arasındaki çalışma barışını ve şevkinin kırılmasına sebep olmuştur. Davacı dikkat ve özeni göstermeksizin lakayt çalışmalarına devam etmiştir. Bu hususlar dayanılmaz noktaya gelince davacının savunmaları alınmıştır. Savunmaları da davacının özlük dosyasında mevcuttur. Davacı ayrıca tutanak ve 2(iki) şahit ile tespit edilmiş olan bir olayda ajansın resmi logosu ile tarih ve sayısını kullanarak dışarıya muhatabı tespit edilemeyen resmi yazı veya muhtemel yazılar çıkardığı anlaşılmıştır. Davacının ajansta herhangi bir dış yazıya imza atma yetkisi de bulunmamaktadır. Bu konuyla ilgili yazılı savunması alınmıştır. Kurumun hukuki sorumluluk altına girip girmediği de meçhuldür. Dolayısıyla genel sekreterin resmi bir kurumdan sorumlu olması ve kanuni zorunluluk gereği davacının eyleminin TCK’nın 204. madde kapsamında “…gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi…” tanımına göre suç unsuru olması ihtimali nedeniyle davacıyla ilgili genel sekreterlikçe geriye dönük olarak tüm banka hesap bilgileri, ödeme emirleri vc yazışmaların incelemesi bittikten sonra Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulacaktır. Suç duyurusuna ilişkin soruşturma dosyası mahkemenize ayrıca bildirilecektir. Davacının işine ve iş kurallarına hakim olamamasının bir başka göstergesi de, ajansın işleyişi gereği hastaneye gitme talepleri birim başkanlarınca imzalanmaktadır. Genel sekreterin bu konuda herhangi bir takdir veya tasarruf hakkı yoktur. Ancak davacı 13 Haziran 2011 tarihinde …Valisi Sayın … bizzat arayarak kendisinin hastaneye gönderilmediği konusunda genel sekreteri şikayet ederek iftirada bulunmuştur. Hâlbuki davacı genel sekreterin haberi dahi yokken aynı gün birim başkanlığından almış olduğu hastane izin belgesiyle Pamukkale Üniversitesi Hastanesine gitmiştir. Pamukkale Üniversite Hastanesi de davacıya 5(beş) günlük rapor tanzim etmiştir. Tüm bu hususlar özlük dosyasında da mevcuttur. Netice itibariyle T.C. …, … sayılı kanun ile kurulmuş kamu tüzel kişiliğine haiz bir kurumdur. Görevi bölgenin kalkındırılması ve ekonomik kalkınmanın harekete geçirilmesi ile yatırımın ve istihdamının arttırılması için kurulmuştur. Bölgede kamu yararına hizmet eden bir kurumdur. Davacının iş akdi, yukarıda belirttiğimiz tüm hal ve davranışları sonucu 5449 sayılı kanunun ilgili hükümleri gereğince T.C. … Yönetim Kurulu kararınca fesih edilmiştir. Yönetim Kurulu başkanı şu dönemde Muğla Valisi olup yönetim kurulu üyeleri de Denizli, Aydın ve Muğla illerinin valileri, belediye başkanları, il genel meclis başkan ve üyeleri ile belediye meclis üyeleri, oda başkanlarından oluşmaktadır. İş akdinin feshi konusunda 5449 sayılı kanun çerçevesinde genel sekreterliğin veya genel sekreterin hiçbir takdir hakkı yoktur. İzah edilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yerel mahkeme kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda; davacının davalı ajansta planlama birim başkan vekili olarak çalıştığı, bölge planın hazırlanmasında gereken dikkat ve özeni göstermeyip kontrolü yapmaması Devlet Planlama Müsteşarlığı tarafından bölge planına 3(üç) üzerinden l (bir) puan verilmesine, bu durumda ajansın performansı %40(YüzdeKırk) etkilendiğinden dolayı ajansa performansa dayalı olarak yaklaşık 67.000.000,00 TL.(AltmışYediMilyonTürkLirası) bütçeden pay alamamasına sebep olduğu, davacının bu kapsamda, bölge planın hazırlanması için çalıştaylar yapılması gerekliliğini söyleyerek sadece modoratör firma İçin ajansa 40.000,00 TL. (KırkBinTürkLirası) ödettirdiği ancak modoratör firmanın iş ve işlemlerinin kontrol ve denetimi davacıda olmasına rağmen modoratör firma ajansa sunması gereken sonuç raporunu sunmadığı gibi modoratör firma benzer çalışmayı İstanbul Kalkınma Ajansı için de önceden yaptığından aynı raporu üstünde kalkınma ajansının isimlerini bile değiştirmeden İstanbul Kalkınma Ajansı için hazırladığı sonuç raporunu hiçbir değişiklik yapmadan davalı ajansa gönderildiği, davacının da söz konusu raporu kendi denetiminde olmasına rağmen kontrol etmeden hatta okumadan çalıştay katılımcılarına ve tüm kalkınma kurulu üyelerine gönderdiği, bu durumun raporun gittiği katılımcının ajansı uyarması sonucu ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Davalı ajans tarafından iş sözleşmesinin feshi geçerli nedene dayanmaktadır. Davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkeme kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Davanın REDDİNE,
3.Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 1.312,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 02.11.2012 gününde oy birliği ile karar verildi.