Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/23714 E. 2013/14111 K. 11.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23714
KARAR NO : 2013/14111
KARAR TARİHİ : 11.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının davalı şirkete ait işyerinde 04.04.1998 tarihinde işe başladığını, sabah saat 08.00’den akşam 17.30’a kadar mesaiden sonra her gün bir saat fazladan mesai yaptığını, haftanın altı günü bir fiil çalıştığını, yıllık izin hakkı tanınmadığını, davalı işverenin 20.11.2010 günü kendisi ile birlikte tüm mesai arkadaşlarının işine son verdiğini belirterek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve fazla mesai çalışmaları karşılığı ücret alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili işyerinin kiremit fabrikası olması nedeniyle her yılın Nisan ve Mayıs ayında işe çağırıldığını ve Ekim, Kasım ayı itibariyle çıkarıldığını, 20.11.2010 tarihinde çalışma sezonunun sona erdiğini ve iş sözleşmesinin askıya alındığını, tüm ücretlerinin ödendiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iş sözleşmesinin askıda olduğu dönemde davacı tarafından sona erdirildiği, mevsimlik işçi statüsünde çalıştığı gerekçesiyle kıdem ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti isteklerinin reddine, bilirkişi raporu doğrultusunda fazla çalışma ücreti isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Fazla çalışma ücretlerinin hesabı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 41. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, fazla çalışma saat ücreti, normal çalışma saat ücretinin yüzde elli fazlasıdır. İşçiye fazla çalışma yaptığı saatler için normal çalışma ücreti ödenmişse, sadece kalan yüzde elli kısmı ödenir.
Kanunda öngörülen yüzdeelli fazlasıyla ödeme kuralı nispi emredici niteliktedir. Tarafların sözleşmeyle bunun altında bir oran belirlemeleri mümkün değilse de, daha yüksek bir oran tespiti olanaklıdır.
Fazla çalışma ücretinin son ücrete göre hesaplanması doğru olmayıp, ait olduğu dönem ücretiyle hesaplanması gerekir. Yargıtay kararları da bu yöndedir. Bu durumda fazla çalışma ücretlerinin hesabı için işçinin son ücretinin bilinmesi yeterli olmaz. İstek konusu dönemler açısından da ücret miktarlarının tespit edilmesi gerekir. İşçinin geçmiş dönemlere ait ücretinin belirlenememesi halinde, bilinen ücretin asgari ücrete oranı yapılarak buna göre tespiti gerekir. Ancak işçinin işyerinde çalıştığı süre içinde terfi ederek çeşitli unvanlar alması veya son dönemlerde toplu iş sözleşmesinden yararlanılması gibi durumlarda, meslek kuruluşundan bilinmeyen dönemler için ücret araştırması yapılmalı ve dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirmeye tabi tutularak bir karar verilmelidir.
İşçinin normal çalışma ücretinin sözleşmelerle haftalık kırbeş saatin altında belirlenmesi halinde, işçinin bu süreden fazla, ancak kırkbeş saate kadar olan çalışmaları “fazla sürelerle çalışma” olarak adlandırılır (İş Kanunu, Md. 41/3). Bu şekilde fazla saatlerde çalışma halinde ücret, normal çalışma saat ücretinin yüzde yirmibeş fazlasıdır.
4857 sayılı Kanun’un 41. maddesinin dördüncü fıkrası, işçiye isterse ücreti yerine serbest zaman kullanma hakkı tanımıştır. Bu süre, fazla çalışma için her saat karşılığı bir saat otuz dakika, fazla süreli çalışmada ise bir saat onbeş dakika olarak belirlenmiştir. Bu sürelerin de sözleşmelerle attırılması mümkündür.
Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması halinde, yıllık ikiyüzyetmiş saatlik fazla çalışma süresinin ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir.
Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir.
Dosya içeriğine göre davacının işyerinde sabah saat 08.00’den akşam 17.30’a kadar mesaiden sonra her gün bir saat fazladan mesai yaptığını, haftanın altı günü bir fiil çalıştığı iddia edilerek fazla çalışma ücreti isteğinde bulunmuş, karara esas alınan hesap raporunda ise davacının hizmet devam cetvelinde aylık otuz gün sigortalı gösterildiği gerekçesiyle haftada yedi gün çalışması olduğu kabul edilerek fazla çalışma ücreti hesaplanmıştır. Davacının haftada altı gün çalıştığı iddia edilerek fazla çalışma ücreti isteğinde bulunulmasına rağmen davacının talebi aşılmak suretiyle yapılan hatalı hesaplamaya itibarla fazla çalışma ücreti isteğinin hüküm altına alınması isabetsizdir.
3-Davacının ıslah dilekçesinde “faiz” talebi olmadığı halde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesine aykırı olarak talep aşılarak ıslah edilen miktarlara faiz yürütülmesi de hatalıdır.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.