Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/23852 E. 2012/23228 K. 18.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23852
KARAR NO : 2012/23228
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davalı işverenin eski çalışanlara baskı uyguladığını, denetçi gönderek ifadesinin alındığını asılsız isnatlara iş sözleşmesinin feshediliğini ileri sürerek işe iade kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının 2001-2010 yılları arasında düşük performansı sebebiyle üç kez geçici görevlendirme ile diğer illerde görevlendirildiğini, muhtelif tarihlerde kendisine uyarı yazısı yazıldığını, diğer personele vermiş olduğu tepkiler, cevap ve tavırlarıyla moral ve motivasyonu bozduğunu, verilen işleri müdürünün takibi ve uyarıları ile sonuçlandırdığını, verilen görevleri gerektiği şekilde yapmaması sebebi ile Güney-ll Bölge Müdürlüğü çalışanlarının kendisi ile çalışmak istemediklerini bildiriklerini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur
Mahkemece davacının savunmasının alınmadığı, olaylara göre feshin orantısız olduğu olayda geçerli ve haklı fesih sebepleri gerçekleştiği işveren tarafından ispat edilmediğinden davanın kabulüne karar verilmiştir
Karar davalı vekilince temyiz etmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler,işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.

4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre 01.03.1988 tarihinden itibaren davalı işyerinde avukat olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin 22.02.2011 tarihli ve 3 sayılı Disiplin Kurulu Kararı gereğince; verilen görevleri layıkıyla yapmadığı, hizmetinden yeterince yararlanılamadığı, görevini gereği gibi yapmayarak müdürü ile sık sık tartışmaya girdiği, sık sık uyarı yazıları yazıldığı, çalışma ortamındaki tepkileri, verdiği cevaplar ve tavırları ile çalışanların moral ve motivasyonu bozduğu, Güney II Bölge Müdürlüğü ve Hukuk Müdürlüğü çalışanlarının davacı ile çalışmak istemedikleri bildirdikleri anlaşıldığından, 4857 sayılı Kanun’un 17-21 maddeleri gereğince iş sözleşmenizin feshine karar verildiğinden 10.03.2011 tarihi itibariyle iş sözleşmeniz feshedildiği ve davacının fesih bildirimini almaktan imtina ettiğinin tutanağa geçirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacının işyeri dosyası içerisinde 2005 yılında davacının verilen görev üzerine rapor aldığından bu uygulamayı adet haline getirdiği gerekçesi ile uyarı verildiği, 05.05.2006, 09.05.2006, 01.05.2006 tarihli dilekçeler ile işyeri çalışanlarının görevlendirme karşısında davacı ile çalışmak istemediklerini yazılı olarak bildirdikleri gerekçe olarak ta davacının geçimsiz olduğuna dair tanımlamalarda bulundukları, 04.09.2006 tarihinde; daha öncede gelen evrakla zimmet defterini yanında tutuğu ve bu defa zimmet defteri kaybolduğundan uyarı aldığı, 16.09.2010 tarihli İnsan Kaynakları yazısında, davacının sık sık müdürü ile tartışmaya girdiği, verilen görevi layıkı ile yapmadığı çalışanlar arasında huzursuzluk meydan getirdiği için iş sözlemesinin feshi veya başka bölgede görevlendirilmesinin teklif edildiği, en son olay da ise 14.10.2010 tarihinde davanın müdür tarafından verilen işte tahsilatı artırmak için iade dosyalarının canlı aboneliklerinin olup olmadığının tespit edilerek bu adreslere avukat mektubu yazılmasını istediği, ancak davacının bilgisayardaki uyumsuzluk nedeniyle bu işi yapamadığı, fakat bu durumdan geri dönerek müdürünü haberdar etmediği servis görevlisine haber verdiğini belirttiği, bu konuda yapılan disiplin soruşturmasında da davacının görevini yapmak için gerekli çabayı göstermediği, konu ile ilgili müdürü bilgilendirmediği tespit edilerek kınama cezası, idari açıdan da bölgesi dışında görevlendirilmesi önerildiği, ancak davacının 22.02.2011 tarihli Disiplin Kurul Kararı ile fesih bildirimindeki gerekçelerle iş sözleşmesinin feshedilmesine karar verildiği görülmüştür. Davacı disiplin soruşturması kapsamında ifade vermiş ve son olaya ait savunmada bulunmuştur. Somut olayda davacının olumsuz davranışları sebebiyle uyarı cezası aldığı ve bunların bir kısmı eski tarihli ise de yapılan disiplin soruşturmasında davacının işyerindeki moral ve motivasyonu olumsuz etkileyecek davranışlarının bulunduğu, ekip çalışması düşüncesinde olmadığı, işverenin menfaatleri açısından yapılması gereken işlerde meydana gelen teknik aksaklıkları amirine haber vermeden bekleyerek zaman kaybına sebep olması şeklinde süre gelen bu tür davranışları karşısında artık işveren açsından davacı işçi ile çalışması beklenmemelidir. Davacının belgelenen olumsuz tavır ve davranışları geçerli fesih sebebini oluşturduğu halde mahkemece yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi bozma sebebidir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK
ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yapmış olduğu 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya bırakılmasına,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin
davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 18.10.2012 tarihinde karar verildi