Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/23885 E. 2012/23556 K. 19.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23885
KARAR NO : 2012/23556
KARAR TARİHİ : 19.10.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini … sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının çalıştığı bölümde davacı dahil yedi kişinin bulunduğunu, davacının muhasebe şefi değil muhasebe müdürü olduğunu, ayrıca mali işler müdürünun bulunduğunu, şirketin işlerini tasfiye ettiğini, … Kültür ve Ticaret Merkezinin faaliyetinin bulunmadığını, tek işinin …’deki inşaat işi olduğunu, onunda durduğunu bu sebeplerle işçi sayısının azaltılması gerektiğini, davacının iddialarının doğru olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, işe iade davasının açılabilmesi için öngörülen bir aylık kanuni sürenin başlangıcının yazılı fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarih olduğu, yazılı fesih bildirimi olmaması durumunda ise usulüne uygun fesih bildirimi bulunmadığından bir aylık kanuni sürenin başlangıcının eylemli çalışmanın sona erdiği tarih olduğu, davacıya daha önce sözlü olarak sözleşmesinin fesih edileceğinin bildirilmesi halinde bir aylık kanuni sürenin henüz başlamadığı, kaldı ki davacı asil fesih edileceğinin söylendiğini ancak kesin olmadığını ve hangi tarihte sona erdirileceğinin de söylenmediğini bildirdiği, eylemli çalışmanın ise 31.12.2009 tarihinde mesai bitiminde sona erdiği ancak davacının işten çıkarıldığını 04.01.2010 tarihinde öğrendiği, davacının 04.01.2010 tarihinde işe gelmediği davalı vekilince beyan edilmiş olsa bile 04.01.2010 tarihli tutanakta davacının hiçbir evrakı imzalamadan gittiğinin yazılı olduğu, bu tutanaktan anlaşılacağı üzere davacının 04.01.2010 tarihinde işyerine geldiğinin anlaşıldığı, bu durumun ise davacının 04.01.2010 tarihinde işyerine geldiği beyanı ile örtüştüğü, daha önce işten çıkarılması halinde davacının 04.01.2010 günü işyerine gelmesini gerektirecek bir sebep bulunmadığı, açıklanan gerekçelere ve bozma ilamı sonrasında alınan davacı asilin beyanı ve davalı vekilinin dilekçesine göre davacının 04.01.2010 günü işyerine alınmamak suretiyle işten çıkarıldığı ve yazılı fesih bildirimi bulunmaması sebebiyle usulüne uygun bir fesih olmadığı, daha önce sözlü olarak işten çıkarılacağının söylendiği kabul edilse bile açıklanan gerekçelerle bir aylık sürenin başlangıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı ve davanın bir aylık kanuni süresi içinde açılıp açılmadığı uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. Taraflar anlaşırlarsa işçi aynı sürede uyuşmazlığı özel hakeme götürebilir.
Bir aylık dava açma süresi hak düşürücü nitelikte olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. Dairemizce bir aylık dava açma süresinin başlangıcı fesih iradesinin işçiye ulaştığı tarih olarak kabul edilmektedir.
Dosya içeriğinden, davacının 02.08.1999-04.01.2010 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde davalı beyanına göre muhasebe müdürü olarak, davacı beyanına göre muhasebe şefi olarak çalıştığı, yazılı fesih bildirimi bulunmadığı, feshin haklı sebeple yapıldığının iddia edilmediği, işletme, işyeri ve işin nitelikleri gereği geçerli sebeple yapıldığının davalı tarafından belirtildiği, davalı şirketin 04.09.2009 tarihli yönetim kurulu kararında özetle; gruba dair şirketlerin bölünme, birleşme ve yeniden yapılanmaları çalışmaları kapsamında … Holding A. Ş.’nin tam bölünme, … İnşaat Yatırım ve Turizim A. Ş.’ nin ise birleşme işlerinin sonuçlandırıldığı, ancak … İnşaat Taahhüt Turizm İşletme ve Ticaret A. Ş.’ ye ait işlemlerin uzaması nedeniyle, gerek kurucu hissedarı oldukları diğer şirketlerin faaliyetleri ve gerekse de şirketin bazı faaliyetlerinin askiya alınması ve bazıların sonlandırılmasına karar verildiği, bu kapsamda ne kadar çalışanla yetinileceği konusunda mali işler müdürününde görüşleri alınarak verilecek liste doğrultusunda çalışanların iş sözleşmelerinin sonlandırılmasına karar verildiği, mali işler müdürü … imzalı 11.10.2009 tarihli yazı ile muhasebe müdürü … ile Muhasebeci …’ın iş sözleşmelerinin sonlandırılmasının takdire sunulduğu, 04.01.2010 tarihli tutanakta, davacının iş sözleşmesinin feshedimesi üzerine bilgisayar şifresinin istenmesi üzerine bilgisayarda yapılan incelemede muhasebe kayıtlarıyla ilgili birçok bilgi ve tablonun bulunmadığının tesbit edildiği, bu bilgilerin şirkete ait olduğu, davacıdan teslim edilmesinin istendiği, bu sebeple 04.01.2010 tarihli toplantıya çağrıldığı, toplantıda bilgilerin istediği, davacının bunların çıktılarının şirket kayıtlarında olduğunu, çalışmaların el emeği göz nuru olduğunu ve kendisine ait olduğunu bildirdiği, niçin bilgisayardan bu bilgilerin alındığının sorulması üzerine, bunları beni işten çıkarmadan önce düşünecektiniz dediği, bir kısım bilgileri teslim edebileceğini beyan ettiği, davacıya yaptığının yanlış olduğunun söylendiğinin, davacının tutanak tutulan tarihte hiç bir evrakı imzalamadan gittiğinin belirtildiği, davacının 12.01.2010 tarihinde, davalı şirkete kendi e-postası üzerinden gönderdiği e-posta da, “… İnşaat Taahhüt İşletme ve Ticaret A. Ş. yönetim kurulu ve mali işler müdürü … dikkatine, 29 Aralık 2009 tarihinde sözlü olarak tebliğ ettiğiniz üzere şirketin tasarrufu gereği işime son vermiştiniz. İş sözleşmesinin sona ermesinden dolayı tarafıma verilmesi gereken kıdem ve ihbar tazminatı henüz ödenmemiş olduğundan konu ile ilgili bilgi verilmesini rica ederim. …” şeklinde beyanda bulunduğu, Mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk kararın Dairemizce, “davacının işverene gönderdiği e-postada, iş sözleşmesinin 29.12.2009 tarihinde sözlü olarak sona erdirildiğini belirtmesi ve davanın 02.02.2009 tarihinde açılmış olması karşısında, davacının anılan e-posta ile ilgili beyanı alınarak, feshin öğrenildiği tarih saptanarak, davanın bir aylık kanuni süresi içinde açılıp açılmadığının tesbit edilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir,” gerekçesiyle bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyularak ilam doğrultusunda araştırma yapıldığı, davacının beyanında, 29.12.2009 tarihinde işten çıkarmayı düşündüklerini sözlü olarak mali işler müdürü …’nın söylediğini ancak kesin bir tarih bildirmediğini ve 31.12.2009 günü yarım gün çalıştıktan sonra yılbaşı tatiline ayrıldıklarını 04.01.2010 tarihinde işyerine geldiğini ancak işe alınmadığını bildirdiği, davacı vekilinin Mahkemeye sunduğu dilekçede, iş sözleşmesinin 04.01.2009 tarihinde feshedildiğini, iş sözleşmesinin feshedileceğinin 29.12.2009 tarihinde haber verildiğini, ocak ayına ilişkin dört günlük ücretinin ödendiğini beyan ettiği, anlaşılmıştır.
Somut olayda, iş sözleşmesinin feshedildiğine yönelik işveren iradesinin 29.12.2009 tarihinde davacıya ulaştığı, bu durumun davacının, davalı işverene gönderdiği 12.01.2010 tarihli e-posta, 04.01.2010 tarihli tutanak ile davacının bozma ilamından sonra alınan beyanı ve davacı vekilinin dilekçesinden anlaşıldığı, dava açma süresinin fesih iradesinin davacıya ulaştığı bu tarih itibariyle başlayacağı, davacıya ulaşan fesih iradesinde fesih tarihi belirtilmemiş ise de 2010 yılına ilişkin dört günlük ücretinde yatırılmış olması karşısında süreli fesih yapıldığının kabul edilmesi gerektiği, süreli fesihlerlede de dava açma süresinin eylemli fesih tarihinden değil, fesih iradesinin işçiye ulaştığı tarihten itibaren başlayacağı, bu durumda davanın 02.02.2010 tarihinde bir aylık kanuni süresi içinde açılmadığı ortada olup, davanın bir aylık kanuni süresi içinde açılmadığından reddine karar verilmesi gerekirken yanlış gerekçelerle kabulüne dair yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın bir aylık yasal süresi içinde açılmadığından REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 30,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 19.10.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.