Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/24229 E. 2012/24115 K. 01.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24229
KARAR NO : 2012/24115
KARAR TARİHİ : 01.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işveren geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, davacının iş sözleşmesinin ikale ile karşılıklı anlaşma sağlanarak bozulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ikalenin geçerli olmadığı ve işverence iş sözleşmesinin geçerli bir sebep olmadan feshedildiği gerekçeleriyle kabulü ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirilip erdirilmediği uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir nedenle sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.
İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması nedeniyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatin sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.
Somut olayda, davalı işyerinde kayıp eşya bölümünde sorumlu olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin 14.10.2010 tarihli ikale sözleşmesi ile sonlandırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı 07.09.2010 tarihli görevlendirme yazısını tebliğ aldıktan sonra 04.10.2010 tarihinde görevlendirmeyi kabul etmediğini belirterek 22. Dönem Toplu
Sözleşmesinin 8/B. maddesi gereğince işlem yapılmasını istemiştir. 22. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin 8/B. maddesinde; sendika üyesi personelin işyerinin kısmen ya da tamamen kapanması ya da başka bir işverene devredilmesi halinde işverenin işçiyi başka bir işyerinde ve bölümlerinde istihdam edeceği, bu halde ve bunun dışında genel olarak görev değişikliği veya il /ilçe dışında yer değişikliği yapılması durumunda personelin tebellüğ ettiği günden itibaren altı işgünü içinde kıdem ihbar ve altı aylık ücreti tutarında ek ödeme ile ikale ile iş akdinin sonlandırılmasını isteyebileceği, işverenin bu talebe uygun işlem yapması gerektiği düzenlenmiştir. Davacının talebi üzerine 14.10.2010 tarihinde düzenlenen ikale sözleşmesi ile davacının dilekçesi üzerine iş sözleşmesinin 14.10.2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sonlandırılması, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ile altı aylık ücret ödenmesi hususunda mutabakata varıldığı belirtilmiştir. Davacı, Toplu İş Sözleşmesinden doğan hakkını kullanarak altı ay ek ücret almak için kendi özgür iradesi ile iş sözleşmesinin sonlandırılmasını istediğine göre bu duurmda artık işe iade isteğinde bulunması mümkün değildir. Ödemenin Toplu İş Sözleşmesinden kaynaklanmasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Her ne kadar dairemizin bozma ilamında ikalenin geçersiz olduğuna dair bir ifadeye yer verilmiş ise de davanın hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeni ile reddine ilişkin bozma ilamında bu hususa değinilmesine gerek olmadığı gibi, bu ifadenin maddi hataya dayandığı ve maddi hatanın her zaman mahallinde düzeltilmesinin mümkün olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, ikalenin geçerli olması nedeniyle davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup bozmayı gerektirdiğinden daha önce oluşturulmuş bozma kararı yerine aşağıda yazılı olduğu üzere hüküm kurulması gerekmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 70,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 01.11.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.