YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24330
KARAR NO : 2013/14382
KARAR TARİHİ : 14.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin, ücret zammı, genel tatil ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davacının davalı işyerinde kanuna karşı hile yoluyla mevsimlik işçi olarak çalıştırıldığını, kayıtlarda mevsimlik işçi olarak gösterilmiş olmasına rağmen, mevsimlik olarak çalışmadığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak fesih edildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı farkı, ihbar tazminatı farkı, yıllık izin ücreti, ücret zam farkı, vardiya zammı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, açılan davayı kabul etmediklerini, davacının mevsimlik işçi olarak çalıştığını, davacının tüm ödemelerini ihtirazi kayıtsız aldığını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı işyerinde yapılan işin mevsimlik iş olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Çalışmanın sadece yılın belirli bir döneminde sürdürüldüğü veya tüm yıl boyunca çalışılmakla birlikte çalışmanın yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığı işyerlerinde yapılan işler mevsimlik iş olarak tanımlanabilir. Söz konusu dönemler işin niteliğine göre uzun veya kısa olabilir. Her zaman aynı miktarda işçi çalıştırmaya elverişli olmayan ve işyerinde yürütülen faaliyetin niteliğine göre işçilerin her yıl belirli sürelerde yoğun olarak çalıştıkları ve fakat yılın diğer döneminde işçilerin iş sözleşmelerinin ertesi yılın faaliyet dönemi başına kadar ara vermeyi gerektiren işler mevsimlik iş olarak değerlendirilebilir.
Mevsimlik iş sözleşmeleri 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesindeki hükümlere uygun olarak, belirli süreli olarak yapılabileceği gibi bllirsiz süreli olarak da kurulabilir. Tek bir mevsim için yapılmış belirli süreli iş sözleşmesi, mevsimin bitimi ile kendiliğinden sona erer ve bu durumda işçi ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamaz.
Buna karşılık, işçi ile işveren arasında mevsimlik bir işte belirli süreli iş sözleşmesi yapılmış ve izleyen yıllarda da zincirleme mevsimlik iş sözleşmelerle çalışılmışsa iş sözleşmesi 4857 sayılı Kanun’un 11/son maddesi uyarınca belirsiz süreli nitelik kazanacaktır.
Somut olayda, davacının sigortalı hizmet dökümü incelendiğinde, 2000 yılında 349 gün, 2001 yılında 357 gün, 2002 yılında 357 gün, 2003 yılında 358 gün, 2004 yılında 357 gün, 2005 yılında 289 gün, 2006 yılında 210 gün, 2007 yılında 226 gün, 2008 yılında 267 gün hizmet bildirimi yapıldığı; 2009 yılında çıkışı verilen 09.07.2009 tarihine kadar hiçbir hizmet bildirimi yapılmadığı görülmektedir. Ayrıca, davacının 2005 yılından itibaren çalışmalarına bakıldığında, genel olarak ocak ayı ile mayıs ayı arasında hizmet bildirimi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının 2005 yılından sonra tüm yıl boyunca çalışmadığından ve çalışması yılın belirli dönemlerinde yoğunlaştığından, 2005 yılından itibaren mevsimlik çalıştığının kabulü gerekmektedir. Bu halde, davacının 2005 yılından itibaren mevsimlik statüde çalıştığı dikkate alınarak taleplerinin buna göre değerlendirilmesi gerekirken, daimi statüde çalıştığı kabul edilerek işçilik alacaklarının hesaplanması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Öte yandan, davacı dava dilekçesinde talep ettiği alacak miktarlarını usulüne uygun olarak ıslah etmediği gibi, ek dava da açmamıştır. Buna rağmen mahkemece, dava dilekçesinde belirtilen miktarlar aşılarak, bilirkişi raporunda belirtilen miktarlara hükmedilmiştir. Bu durumda, mahkemece, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26. maddesinde öngörülen talep ile bağlılık ilkesine aykırı biçimde karar verilmesi de isabetsizdir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 14.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.