YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24995
KARAR NO : 2012/22811
KARAR TARİHİ : 15.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, idari para cezasını uygulama talebinin haksız olduğuna karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davayı yetki yönünden reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, … iş müfettişlerinin tanzim ettiği rapora göre öngörülen idari para cezasını uygulama talebinin haksız olduğunun, rapora konu sözleşmenin ise işin ihale sonucu idare tarafından sözleşme ile verilmiş olması gözetilerek hukuka uygun olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuş ve yetki itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, davacı şirkete tahakkuk ettirilen idari para cezasına, davacı şirketçe itiraz edildiği, ancak iş mahkemelerinde açılacak her davanın açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanunu gereğince ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 17. maddesine göre işin yapıldığı yerin … Termik Santrali İşletme Müdürlüğü olduğu, bu işletmede yapılan faaliyetten bahisle davalı Bakanlığın Gaziantep Bölge Müdürlüğü müfettişlerince idari para cezasının uygulandığı, işin yapıldığı yer itibariyle Afşin Asliye (İş) Hukuk mahkemelerinin yetkili olduğu, yine davalı Bakanlığın merkezinin Ankara olması nedeniyle Ankara iş mahkemelerinin davaya bakmakla yetkili bulunduğu gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliğine ve yetki yönünden dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Somut olayda taraflar arasında mahkemenin yetkisi uyuşmazlık konusudur. Bu itibarla öncelikle görevli yargı yeri ile mahkemenin ve eğer iş mahkemesi görevli ise yetkili mahkemenin tespit edilmesi gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 108. maddesine göre, bu kanunda öngörülen idari para cezaları, 101 ve 106. maddelerdeki idari para cezaları hariç, gerekçesi belirtilmek suretiyle … Bölge Müdürünce verilir. 101 ve 106. maddeler kapsamındaki idari para cezaları ise doğrudan Türkiye İş Kurumu il müdürü tarafından; birden fazla ilde işyerleri bulunan işverenlere uygulanacak idari para cezası ise işyerlerinin merkezinin bulunduğu yerdeki Türkiye İş Kurumu il müdürünce verilir ve genel esaslara göre tahsil edilir.
Yine 4857 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrasında “Bu Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren altı işgünü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.” ifadesine yer verilmiştir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesinde, “Bu Kanunun; a)İdarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümleri, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, b)Diğer genel hükümleri, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında, uygulanır” denilirken yine aynı Kanun’un “Başvuru Yolu” başlıklı 27. maddesinin 1. fıkrasında ise, “İdari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idari yaptırım kararına karşı, kararın tebliği veya tefhimi tarihinden itibaren en geç onbeş gün içinde, sulh ceza mahkemesine başvurulabilir. Bu süre içinde başvurunun yapılmamış olması halinde idari yaptırım kararı kesinleşir” düzenlemesine yer verilmiştir.
Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1. maddesine göre yargı yolu ve mahkemenin görevi dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen ve öncelikle dikkate alınmalıdır. Yine, davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 191. maddesi gereğince bir davada görev ve yetki uyuşmazlığı birleştiği takdirde önce görev meselesinin çözülmesi gerekir. Çünkü yetkisizliğe ilişkin ilk itirazı halledecek mahkeme, esas davayı görmeye salahiyettar olan mahkemedir. Yine aynı Kanun’un 27. maddesi uyarınca, görevsizlik kararından sonra dosyanın geldiği görevli mahkemede bakılan dava ise, yeni bir dava olmayıp, görevsiz mahkemede açılmış olan davanın devamı sayılır.
Görüldüğü üzere, 4857 sayılı Kanun’da idari para cezasına karşı başvurulacak kanun yoluna ilişkin özel bir düzenleme yer almadığından bu konudaki genel düzenlemeler olan Kabahatler Kanunu’nun 3 ve 27. maddelerindeki düzenlemelerden ayrılmayı gerekli kılacak bir durum mevcut değildir. Nitekim Uyuşmazlık mahkemesi de 02/05/2012 gün, 28280 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 09/04/2012 gün, 2012/17 esas, 2012/70 sayılı kararıyla bu konuda görevli yargı yolunun adli yargı, görevli mahkemenin ise sulh ceza mahkemesi olduğunu ifade etmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının iş müfettişince yapılan alt işverenlik ilişkisinin muvazaaya dayalı olduğuna dair tespitine ve bu tespite dayanan idari para cezasına itiraz ettiği anlaşılmaktadır.
Dosyada itiraza uğrayan iş müfettişi raporu mevcut olmadığı gibi bu raporun davacıya bildirilmesine dair belge ya da belgeler de yoktur. Şu halde mahkemece öncelikle söz konusu eksiklikler giderilmeli, daha sonra davacının alt işverenlik ilişkisindeki muvazaa tespitine itiraza ve buna dayanan idari para cezasına itiraza ilişkin talepleri farklı mahkemelerin görev alanlarına girdiğinden ayrıştırılmalıdır. Bundan sonra ise mahkemenin görevli olduğu alt işverenlik ilişkisinin muvazaaya dayandığına dair tespite yapılan itirazlar kapsamında ise uyuşmazlığı çözecek kararın kesin olduğu ve itiraz konusu raporun Gaziantep Bölge Çalışma Müdürlüğü tarafından düzenlendiği de dikkate alınarak yetkili olup olunmadığı da tartışılıp bir karar verilmelidir. İdari para cezasına itiraz bakımından ise görevsizlik kararı verilerek dosya görevli ve yetkili sulh ceza mahkemesine gönderilmelidir.
2-Birden çok yer mahkemesinin yetkili bulunduğu durumlarda, seçim hakkı davacıya ait olduğu için, yetkili mahkemenin bu seçim hakkını göz önünde bulundurması ve bu yönden gerekli yargılama işleminin yapılması gerekir.
Bir dava için birden fazla (genel ve özel) yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasının bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiç birisinde açmaz ve yetkisiz bir mahkeme de açar ise, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Eğer davalı seçim hakkını kullanmaz ise seçim hakkı tekrar davacıya geçer. Davalı cevap dilekçesi ile yetkili mahkemenin … ve Ankara mahkemeleri olduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme karar kesinleştiğinde dosyanın Afşin veya Ankara mahkemelerine gönderilmesi şeklinde hüküm kurmuştur.
Bu noktada mahkemenin kabulüne göre de, mahkemece belirtilen esaslara aykırı olarak birden fazla mahkemeyi kararda yetkili olarak belirtmesi isabetsizdir. Bu husus ayrıca bozma sebebi yapılmıştır.
3-Öte taraftan 6100 sayılı Kanun’un “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlığı altındaki 331. maddesinin 2. fıkrasındaki “görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararlarından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmeder” hükmü uyarınca yetkisizlik kararı sonucu verilen ret kararları, henüz davayı esastan sonuçlandırmadığından davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine de o mahkemece hükmolunmalıdır.
Yine kabule göre, yetkisizlik kararı verildiği halde 6100 sayılı Kanun’un 331/2. ve 323/1-ğ maddeleri gereğince yargılama giderlerine ve yargılama giderlerinden sayılan vekâlet ücretine de hükmolunması hatalı olup kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.