YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25289
KARAR NO : 2013/14962
KARAR TARİHİ : 20.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, ulusal bayram, genel tatil ve yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalıya ait işyerinde 14.06.2004-15.10.2009 tarihleri arasında ön muhasebe elemanı olarak çalıştığını, işe girişinin geç bildirildiğini, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından iş sözleşmesininin haksız ve mesnetsiz olarak feshedilmesi üzerine ihtarname keşide ederek kanuni haklarını istediğini, ancak davalı tarafından ödemede bulunulmadığını belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin birçok bendini defalarca ihlal ettiğini, cari hesaplarla oynayarak zimmetine para geçirdiğini, nakit satışları kasa defterine yazmadığını, tüm uyarılara rağmen haftada en az üç gün işe geç geldiğini ve ayda en az üç-dört gün işe gelmediğini, şirket prensiplerine aykırı davrandığını, 15.10.2009 tarihinde kasada açık olması sebebiyle kasadan sorumlu davacı ve diğer çalışandan paranın yerine konmasının istendiğini, bu olaydan sonra davacının işe gelmediğini, normal günlerde çalışmaya gelmeyen davacının fazla mesai ve genel tatil ücret isteminin de dayanağı bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı işverenin davacının iş sözleşmesini 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesini defalarca ihlal ettiği, cari hesaplarda oynayarak zimmetine para geçirdiği, nakit satışları kasa defterine yazmadığı, kendisinin uyarılmasına rağmen bu tutumundan vazgeçmediği, mesaiye riayet etmediği gerekçesiyle iş sözleşmesini feshetmesine rağmen davacı hakkında yürütülen Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12.05.2010 tarih 2010/1127 Soruşturma ve 2010/1785 karar sayılı kararıyla davalı işverenin şikayeti üzerine davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bunun haricinde iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini gösteren başka bir delil bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının işyerinde muhasebe bölümünde çalışırken, 19.10.2009 tarihinde işverene gönderdiği ihtarname içeriğinde iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, genel tatil, yıllık izin ve hafta tatili ücretlerinin ödenmesini istediği, davalının ise 26.10.2009 tarihli cevabi ihtarnamesi ile davacının iddialarının gerçek dışı olduğu, davacının işten çıkarılmadığı aksine şirketin parasını aldığı, bilgisayar kayıtlarında sahtecilik yaptığı ve şirketi zarara uğrattığı, bu sebeple hakkında suç duyurusunda bulunulacağı belirtildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili tarafından ibraz edilen Beykoz Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 12.05.2010 tarih 2010/1127 Soruşturma ve 2010/1785 karar sayılı evrakının incelenmesinde ise, davacı hakkında güveni kötüye kulanma suçundan başlatılan soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmektedir.
Davacının iş sözleşmesinin feshine ilişkin yazılı belge bulunmamakla beraber davalı işveren tarafından, davacı işçinin iş sözleşmesinin davacının şirketin parasını çalması, bilgisayar kayıtlarında sahtecilik yapması sebebiyle feshedildiği anlaşılmaktadır. Dosya içerisinde davacı hakkında yapılan suç duyurusuna ilişkin soruşturma evrakları bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı hakkında açılan soruşturmada delil yetersizliğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesine göre hukuk hâkimi kural olarak ceza hakiminin verdiği beraat kararı ile bağlı değildir. Bu kapsamda ceza soruşturmasında davacı işçinin üzerine atılı suçlamadan delil yetersizliğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının hukuk hakimini bağlayıcılığı olmadığı da açıktır. Mahkemece davacı hakkında yürütülen soruşturmaya konu evraklar celbedilmeli, ayrıca bahse konu olayla ilgili olarak işyeri kayıtları üzerinde muhasebeci bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılmalıdır. Bu şekilde yapılacak inceleme neticesinde deliller yeniden değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.