YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25658
KARAR NO : 2013/15268
KARAR TARİHİ : 24.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, prim alacağı, kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile asgari geçim indirimi ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin 18.06.2008 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin haksız olarak sonlandırıldığını, işveren tarafından kötüniyetli olarak işten çıkışının işçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırılık sebebi olarak gösterildiğini, müvekkilinin dikkatli ve özenli bir çalışan olduğunu, haftanın altı günü 08:00-20:00 saatleri arasında çalıştığını, ayda ortalama iki pazar günü üç-dört saat çalıştığını belirterek kıdem tazminatı, ulusal bayram genel tatil alacağı, fazla mesai alacağı, hafta tatili alacağı, asgari geçim indirimi alacağı, prim alacağı ve yıllık izin alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının kendisine tahsis edilen araç ile 20.01.2010 tarihinde kazaya sebebiyet verdiğini ve kaza tespit tutanağında davacının asli kusurlu olduğunun bildirildiğini, 21.01.2010 tarihli tutanakla davacının ikaz edildiğini,ancak davacının yine şirkete ait araçla aynı hafta içerisinde 27.01.2010 tarihinde kaza yaptığını, kaza tespit tutanağına göre davacının asli kusurlu olduğunu, 28.01.2010 tarihinde davacının savunması alınarak ikaz edildiğini, davacının gerekli özeni göstermeyerek şirketi zarara uğrattığını,10.07.2009 tarihli tutanakta 4.682,22 TL zarar kayıt altına alınmasına rağmen iyiniyetli olarak davacının iş sözleşmesinin feshedilmediğini, ancak aynı hafta içinde meydana gelen kazalar nedeniyle davacının iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, ikinci trafik kazası tarihi ile iş sözleşmesinin feshi tarihi arasındaki süre içerisinde zarar miktarının belirlenmeme sebebine veya iş sözleşmesinin bu sebeple feshine ilişkin yetkili bir kurul olup olmadığına ilişkin bir savunma yapılmadığı dikkate alınmak sureti ile davalı işveren tarafından yapılan iş sözleşmesinin feshi işleminin altı iş günlük süre içerisinde gerçekleştirilmediği ve 4857 sayılı İş Kanun’un 26. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamalara göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği ve buna bağlı olarak kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmayacağı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini belirtmiştir. Davalı taraf ise davacının kendisine tahsis edilen araçla kaza yapması ve şirketi zarara uğratması sebebiyle haklı sebeple iş sözleşmesinin feshedildiğini beyan etmiştir. Mahkemece davacının yaptığı son kaza tarihi ile iş sözleşmesinin feshi arasında altı günlük süre geçtikten sonra feshedildiği gerekçesiyle iş sözleşmesinin fesih işleminin haksız olduğunu kabul edilmiştir. Dosya içerisinde bulunan tutanaklara göre davacının 21.01.2010 ve 28.01.2010 tarihlerinde kendisine tahsis edilen davalı işyerine ait araç ile tek taraflı maddi hasarlı kaza yaptığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece davacının iş sözleşmesinin feshinin kazanın üzerinden altı günlük süre geçtikten sonra yapıldığı için haksız olduğu kabul edilmiş ise de davacının kazası sonrası davalı işyerinin uğradığı zarar miktarı tespit edilerek bu zararı yetkili makamların öğrenme tarihinden itibaren yasal altı günlük sürenin değerlendirilmesi gereklidir.
3-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık konusu davacının asgari geçim indirimi alacağının bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Davacının maaş bordrolarında asgari geçim indiriminin tahakkuk ettiği ve hesap ekstresine göre de ödendiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının asgari geçim indirimi alacağı bulunmadığı anlaşıldığından bu talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 24.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.