Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/25824 E. 2013/17259 K. 11.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25824
KARAR NO : 2013/17259
KARAR TARİHİ : 11.07.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, ihbar tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili davacının davalı … Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi’nde 22.09.1993-30.06.2003 tarihleri arasında öğretim görevlisi olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve süresiz olarak feshedildiğini, sözleşmeye göre iş sözleşmesinin 01.07.2002-30.06.2003 tarihleri arasında belirlendiği ve sözleşme süresinden iki ay önce karşı tarafa bildirilmek suretiyle bitirileceğinin hükme bağlandığını, ancak bildirim yapılmadan feshedildiğini belirterek ihbar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Üniversite vekili davacının davalı üniversitede 22.09.1993-30.06.2003 tarihleri arasında kompozisyon-teori dersleri vermek üzere öğretim görevlisi olarak çalıştığını, 30.06.2003 tarihinden sonra görev ve ders yükü oluşmadığından ilişiğinin kesildiğini, boşta geçen sürelere ilişkin ücret talebinde bulunduğundan ihbar tazminatı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11. maddesinde düzenlenen objektif şartların bulunmadığı esas olanın belirsiz süreli iş sözleşmesi olduğu, davacı ile davalı arasındaki iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğu kabul edilerek iş sözleşmesinin feshinde davacıya kanunda öngörülen ihbar süresinin kullandırılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken husus, uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı mı yoksa idari yargı mı olduğudur.
Hukukumuzda yargı yolu için de, görev tabiri kullanılmaktadır. Görev gibi, yargı yolu da kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple, yargılamanın her aşamasında mahkemenin davada yargı yolunun caiz olup olmadığını kendiliğinden gözetmesi gerekir.
Uyuşmazlık Mahkemesi 05.11.2012 tarihli ve 2012/189 esas, 2012/234 karar 24.12.2012 tarihli ve 2012/223 esas, 2012/282 karar sayılı kararları ile vakıf üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalışan davacıların iş sözleşmesinin feshi sebebiyle işlemin iptali istemi ile idari yargıda açılan davalarda, idare mahkemelerinin, görevli mahkemenin adli mahkemeler olduğu yönündeki itirazları reddederek, görevli olduklarını kabul etmesi sebebiyle davalı idare vekillerinin görev uyuşmazlığı çıkartılmasını talep etmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ve Danıştay Başsavcılığının hukuki mütalaaları alındıktan sonra; “Somut olay ve mevzuat hükümleri birlikte irdelendiğinde; davalı üniversitenin, sürekli ve düzenli nitelikteki kamu hizmetinde çalıştırdığı davacının statüsü, göreve alınması, hak ve yetkileri gözetildiğinde, İdare Hukuku kapsamında bir kamu personeli olduğu açıktır. Bu açıdan davacının, iş sözleşmesinin feshine ilişkin işleminin de 2577 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde tanımı yapılan iptal davasına konu edilebilecek nitelikte bir idari işlem niteliği taşıdığı, bu işlemin hukuka uygunluğunun denetiminin de, Anayasayla bu denetim için oluşturulan idari yargının görev alanında bulunduğu sonucuna varılmıştır.” şeklinde karar vermiştir.
Dava konusu somut olayda davacı, İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştığı anlaşılmakla Uyuşmazlık Mahkemesinin yukarıda anılan kararlarında belirtildiği üzere, uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olduğundan hükmün görev-yargı yolu yönünden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, 11.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.