YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/25870
KARAR NO : 2012/23975
KARAR TARİHİ : 31.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin yetki yönünden reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının saha görevlisi olarak çalışmayı kabul etmediğinden iş sözleşmesinin davalı işverence sonlandırıldığını belirterek bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesinde işyeri olarak belirtilen … ili …’deki adresin davalı şirkete ait olmadığını, davacı işçinin de bu adreste çalışmadığını ve Gebze İş Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının … adresinde çalıştığının ispat edilemediği, böyle bir adresin de belediye kayıtlarında bulunmadığı, iş akdinin fesih tarihi itibari ile davalı işyerinin merkezinin bulunduğu yerin Gebze adresi olduğu gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre, yetkili mahkemenin hangi yer iş mahkemesi olduğu uyuşmazlık konusudur.
5521 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile, iş uyuşmazlıklarında yer itibari ile yetkili iş mahkemelerini belirlenmiştir. Buna göre, “iş mahkemelerinde açılacak her dava, açıldığı tarihte dava olunanın Türk Medeni Kanun’u gereğince ikametgâhı sayılan yer mahkemesinde bakılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Bunlara aykırı sözleşme muteber sayılmaz”
5521 sayılı Kanun’un 5. maddesinin gerekçesinde düzenlemenin işçiyi korumak amacıyla yapıldığı ve kamu düzenine ilişkin olduğu belirtilmiştir. Maddenin son cümlesinde söz konusu yetki kuralına aykırı sözleşmelerin geçersiz olacağının belirtilmiş olması düzenlemenin mutlak emredici niteliğini ortaya koymaktadır. Yetkinin kamu düzenine ilişkin olduğu hallerde bu hususun dikkate alınması, davalı tarafın itiraz olarak … sürmesine bağlı değildir ve mahkemece re’sen yetkisizlik kararı verilebilir. Zira yetki konusunu mahkeme, yargılamanın her aşamasında kendiliğinden göz önünde bulundurmak zorundadır.
İş Mahkemelerinde yetki kuralı; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yetki kurallarına uygun olup buna ek olarak işin yapıldığı yer, yani işyeri mahkemelerini de yetkilı kılmaktadır. Yetkili mahkemenin belirlenmesinde önemli olan işin yapıldığı yer, bir başka anlatımla işyeri tanımına 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda yer verilmemesine karşın 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde işyeri, işveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla maddi olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği … olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede, işverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçların da işyerinden sayıldığı; işyerinin, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütün olduğu ifade edilmiştir.
İş mahkemelerindeki yetki kuralı, işçiyi korumak amacıyla düzenlendiğine ve mahkemece bu husus kendiliğinden gözetilmek zorunda olduğuna göre, yetkili yer mahkemesini seçme hakkı her zaman işçiye ait olmalıdır. Söz konusu hükme göre davacı işçi, davayı işin yapıldığı yer mahkemesinde açabileceği gibi davalının ikametgâhı (yerleşim yeri) mahkemesinde de açabilir. Tercih hakkı her durumda dava açana aittir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava dilekçesinde tır sürücüsü olan davacının davalı işverenin … ili … ilçesinde bulunan garajında çalıştığının belirtildiği, … ilçesinde bulunduğu ve işin yapıldığı yer olarak iddia edilen sözkonusu otoparka ilişkin … Belediye Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü’nün 14/03/2012 tarihli yazısında arşiv kayıtlarında herhangi bir bilgiye rastlanmadığının bildirildiği, … Ticaret Sicili Memeurluğu’nun 20/03/2012 tarihli yazısına ek 20/07/2009 tarihli yazıda 13391 sicil numarası ile kayıtlı şirketin merkezinin Gebze’ye nakledildiğinin belirtildiği, Gebze Ticaret Sicil Memurluğu’nun 25/05/2012 tarihli yazsında Gebze İlçesinde bir adres belirtilmesine rağmen 04/06/2012 tarihli yazısında davalı şirket isminin kayıtlarında rastlanmadığının bildirildiği, davacıya ait 04/11/2011 tarihli işten ayrılış bildirgesinde davalı işyerinin adresinin … İlçesi’nde gösterildiği, davacı şirket vekilinin temyiz dilekçesi ekinde dosyaya ibraz ettiği davalı şirketle ilgili bir başka davadaki tanık anlatımında sözkonusu şirkete ait otoparkın … ilçesine bağlı Sefaköy’de olduğunun ifade edildiği ve mahkemece davacının işini filen yaptığı işyeri adresinin tespit edilmediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacının iddia ettiği … Mahallesi, … Caddesi, … Tır Parkı, …-… adresinde davalının işyerinin bulunup bulunmadığı Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan da sorularak davacının işini fiilen yaptığı yer belirlenmeli ve davalı şirketin yerleşim yerinin tespiti konusunda gerekli araştırma yapılmalı, bu konuda taraf delilleri toplanmalı, davacının tercihi de değerlendirilip yetkili mahkeme belirlenerek yetki konusunda bir karar verilmelidir.
Mahkeme tarafından belirtilen esaslara göre işlem yapılmaksızın eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.