Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/26287 E. 2012/26929 K. 30.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26287
KARAR NO : 2012/26929
KARAR TARİHİ : 30.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, bildirimsiz ve gerekçesiz olarak işten çıkartıldığını, feshin haksız olduğunu beyan ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının savunmasının alınmadığı ve fesih bildiriminin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması, işyerinde fesih tarihinde otuz veya daha fazla işçi çalıştırılması, işçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması, işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesine dayalı olarak çalışması gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır.
Somut olayda, davacının şirket ortağı olduğu anlaşılmakta ise de, hukukumuzda ortağın şirketle iş sözleşmesi ilişkisi kurmasını engelleyen bir düzenleme bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı 5510 sayılı Kanunun 4-b. maddesi uyarınca sigortalı gözükmekte ise de, davalı şirketçe iş sözleşmesinin varlığının kabulü ve ihbar ve kıdem tazminatlarına ilişkin bordro düzenlenmesi karşısında taraflar arasında iş sözleşmesinin varlığı kabul edilmelidir. Ancak davacının şirket ortağı ve aynı zamanda işveren vekili konumunda bulunması halinde iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmayacaktır. Bu nedenle somut olayda öncelikle davacının işveren vekili olup olmadığı araştırılmalıdır. Davacının işveren vekili olmadığının anlaşılması halinde diğer iş güvencesi hükümlerinden yararlanma koşullarının bulunup bulunmadığı yönünde de inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu hususlar araştırılmadan, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.