YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26570
KARAR NO : 2013/21209
KARAR TARİHİ : 08.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ile prim alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının davalı şirkete ait işyerinde 22.07.2008 tarihinde çalışmaya başladığını, daha sonra işyerinin değiştiğini, fazla çalışma alacaklarının ödenmesi talebi kabul edilmeyince haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiğini, haftada 66-74 saat arası çalıştığını, dini ve milli bayramlarda çalıştığını, bunların da kendisine ödenmediğini, toplam 19 gün izin alacağının ödenmediğini, en son ayın satış priminin alamadığını belirterek, kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, prim ve fazla çalışma çalışmaları karşılığı ücret alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davacının 22.7.2008-30.3.2011 tarihleri arasında satış danışmanı olarak çalıştığını, aldığı aylık brüt ücretin 796,50 TL olduğunu, bordrolarla fazla çalışma ve resim tatillerde çalışma ücretlerinin kendisine ödendiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti ve ulusal bayram genel tatil ücreti isteğinin reddine, kıdem tazminatı, yıllık izin ve prim alacaklarının kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 37. maddesine göre, işçiye ücretin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
4857 sayılı Kanun’un 32. maddesinde, “Çalıştırılan işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının özel olarak açılan banka hesabına yatırılmak suretiyle ödenmesi hususunda, tabi olduğu vergi mükellefiyeti türü, işletme büyüklüğü, çalıştırdığı işçi sayısı, işyerinin bulunduğu il ve benzeri gibi unsurları dikkate alarak işverenleri veya üçüncü kişileri zorunlu tutmaya, banka hesabına yatırılacak ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakının, brüt ya da kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net miktar üzerinden olup olmayacağını belirlemeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığından sorumlu Devlet Bakanlığı müştereken yetkilidir. Çalıştırdığı işçilerin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkakını özel olarak açılan banka hesapları vasıtasıyla ödeme zorunluluğuna tabi tutulan işverenler veya üçüncü kişiler, işçilerinin ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaklarını özel olarak açılan banka hesapları dışında ödeyemezler” şeklinde kurala yer verilmiştir. Anılan hükme göre, belli şartların varlığı halinde ödemeler işçi adına açılacak banka hesabına yatırılmalıdır.
Somut olayda, davacı işyerinde yıllık iznini eksik kullandığını iddia ederek yıllık izin ücret alacağı isteğinde bulunmuştur. Davalı işveren vekili davacının hak kazandığı yıllık izinden 14 gün izin hakkını kullandığını 14 gün karşılığı izin ücretinin bordro ile ödendiğini, yine son ay bordro ile hak kazandığı 410.56 TL prim alacağının ödendiğini savunmuştur. Dosyaya sunulan ücret bordroları imzasız olup 31.03.2011 tarihli ücret bordrosunda 14 gün karşılığı 371.70 TL yıllık izin ücreti ve 573.50 TL perakende satış primi tahakkuk ettirilmiştir. Davacıya ait bordrolar imzasız olmakla birlikte davalı işveren yıllık izin ücreti ve prim ödemesi yaptığını ileri sürdüğüne göre, bu bordro davacıya gösterilerek tahakkuk ettirilen yıllık izin ücreti ve satış priminin ödenip ödenmediği sorulmalı, banka aracılığıyla ödemenin sözkonusu olup olmadığı da açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Tüm bu hususlar dikkate alınmadan yıllık izin ücreti ve satış primi alacaklarının hüküm altına alınması hatalıdır.
Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.