YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/27066
KARAR NO : 2013/22991
KARAR TARİHİ : 31.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı işyerinde kesintisiz olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin hiçbir haklı sebep olmaksızın feshedildiğini ve kanuni haklarının ödenmediğini, aldığı en son ücretin aylık net 1.000,00 TL olduğunu, işyerinde fazla mesai yapmasına rağmen hak kazandığı fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, davalıya ihtarname göndermesine karşın tazminat ve alacaklarının ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının tüm haklarının ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, işyerinin kapanması sebebiyle davacının iş sözleşmesinin feshedildiği kabul edilerek bilirkişi raporu dorultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma şartlarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun’un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır.
Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda; davacı aylık 1.000,00 TL ücretle çalıştığını, davalı ise davacının asgari ücret aldığını iddia etmiştir. Dosyaya sunulan ücret bordrolarında davacının ücretinin asgari ücret olduğu anlaşıldığı gibi, davacı tarafından Bölge Çalışma Müdürlüğüne verilen 07.01.2009 tarihli şikâyet dilekçesinde maaşının 608,40 TL olduğunu belirttiği anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda davacının ücretinin sunulan bordrolarda ve davacı tarafından Bölge Çalışma Müdürlüğüne verilen şikayet dilekçesinde asgari ücret olarak belirtildiği dikkate alınarak davacı işçinin alacakları hesaplanmıştır. Davacının itirazı üzerine alınan ek bilirkişi raporunda ise talep doğrultusunda hesaplama yapılmış, mahkemece bu rapora itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmişse de, davacının Bölge Çalışma Müdürlüğüne verdiği şikayet dilekçesi içeriğine göre davacının isticvap edilerek davacının ücretinin belirlenerek varılan sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken bu husususun gözetilmemesi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 31.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.