Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/3743 E. 2012/17702 K. 10.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3743
KARAR NO : 2012/17702
KARAR TARİHİ : 10.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, 07/09/2008 tarihinde itibaren 31/03/2010 tarihine kadar davalı şirkette çalışan davacının iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli sebep olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davalı işverenin Anonim Şirket unvanı ile işletme düzeyinde olduğunu, davacının 11/08/2009 tarihli Yönetim Kurulu Kararı ile doğrudan Genel Müdüre bağlanarak Genel Müdür Yardımcısı statüsünde Stratejik Planlama ve İş Geliştirme Direktörü görevine atandığını, bu unvanı ile doğrudan işletmenin bütününü sevk ve idare eden Genel Müdüre bağlı onun yardımcısı konumunda çalışmış olup davacının işe alma ve çıkarma yetkisinin bulunduğunu ve iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davalı işverenin fesihten kaçınmak yönünde somut ve makul bir önlem almadığı dolayısı ile şirketin fesih işlemini ölçülü ve tutarlı bir şekilde uygulamadığı, bu sebeple fesih işleminin geçerli sebeplere dayanmadığı ve bunun sonucu olarak da feshin son çare ilkesine riayet edilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan ilk husus, davacının işveren vekili olup olmadığıdır.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekilleri herşeyden önce, işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekilleri ile yardımcıları olduğuna göre, işletmenin tümünü yöneten genel müdürler ile yardımcıları iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaktır. Ancak belirtelim ki, işyerinde genel müdür veya genel müdür yardımcısı unvanının kullanılması tek başına iş güvencesi kapsamı dışında bulunma sonucunu doğurmaz. Önemli olan, kendisine temsil yetkisi verilip verilmediği ve işletmenin bütününü yönetip yönetmediğidir; bu hususta görev tanımı ve konumuna bakmak gerekir.
İş güvencesinden yararlanamayacak işveren vekillerinin ikinci grubunu, işletmenin değil de işyerinin bütününü yöneten ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleridir. Buna göre, işletmenin bütününü sevk ve idare edenler, başka bir şart aranmaksızın işveren vekili sayılırken; işletmenin değil de işyerinin bütününü sevk ve idare edenlerin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. madde anlamında işveren vekili sayılabilmesi için ilave olarak, işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisini haiz olması şartı aranır. İşyerinin tümünü sevk ve idare ile işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi katlanmış olarak, birlikte aranır.
Dosyada mevcut organizasyon şemasına göre, işletme düzeyinde olan davalı şirketin bütününü sevk ve idare eden Genel Müdüre doğrudan bağlı, İş Geliştirme ve Stratejik Planlama Direktörü olarak şirketi temsil etme yetkisi bulunan davacının görevi ve bağlı bulunduğu konum itibariyle işveren vekili yardımcısı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gözetilmeden aksi düşünce ve gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 310,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 10.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.