YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5604
KARAR NO : 2012/26823
KARAR TARİHİ : 29.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, fazla mesai ücret alacağı, bayram ve hafta tatili ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı işyerinde Haziran 2003-31.08.2009 arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, işten çıkarıldığında park ve bahçelerde kalifiye eleman olarak çalıştığını ve maaşının 770,00 TL olduğunu, haftanın altı günü çalıştığını ve fazla mesai yaptığını, bazen hafta sonlarıda çalıştığını belirterek ihbar-kıdem tazminatı, fazla mesai, bayram ve hafta tatili çalışma ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın asıl işveren olan Balıkesir Belediyesine ihbar edilmesi gerektiğini, belediyenin davacı işçi ile çalışmayacağını bildirmesi üzerine davacıya hizmet sözleşmesinin 31.08.2009 tarihinde sona ereceğinin 10.06.2009 tarihinde bildirildiğini, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesi gereğince asıl işveren ile birlikte sorumlu olduğunu, belediyenin kendilerinden hizmet alımı ihalesi ile iş verdiğini, daha sonra… A.Ş’nin ihaleyi kazanması üzerine hizmet alımının sona erdiğini, davacının ihbar ve kıdem tazminat hakkının doğmadığını zira aslı işverenin davacı ile çalışmak istemediğini bu nedenle hizmet sözleşmesine son verdiğini, davacının genel tatillerde hiç çalışmadığını, fazla mesai yapmadığını, fazla çalışmalar için belediyenin karar verdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının fazla mesai yapmadığı, genel tatillerde çalışmadığı ve fesihten önce ihbar öneli verilmesi nedeniyle ihbar tazminatı, fazla mesai ve genel tatil ücreti taleplerinin reddine, kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıda belirtilen bendin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddine
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacının fazla mesai ücret alacağının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemiz, ikiyüzyetmiş saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.
Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.
Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir.
Sağlık Kuralları Bakımından Günde Ancak Yedibuçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre, günde yedibuçuk saat çalışılması gereken işlerde çalışan işçinin, yedibuçuk saati aşan çalışma süreleri ile yedibuçuk saatten az çalışılması gereken işler bakımından yönetmeliğin 5 inci maddesinde sözü edilen günlük çalışma sürelerini aşan çalışmalar, doğrudan fazla çalışma niteliğindedir. Sözü edilen çalışmalarda haftalık kırkbeş saat olan yasal sürenin aşılmamış olmasının önemi yoktur.
Fazla çalışma yönünden diğer bir kanuni sınırlama da, 4857 sayılı Kanun’un 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Kanundaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir
Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.
Somut olayda mahkemece davalı tanık beyanlarına itibar edilerek fazla mesai ücreti talebinin reddine karar verilmiş ise de davacı tanıklarının beyanlarına hangi gerekçe ile itibar edilmediği açıklanmamıştır.
Ayrıca yine yargıtay incelesinden geçen aynı alacak taleplerine ilişkin dava dosyaları da dikkate alınarak (Balıkesir 1. İş Mahkemesi 2010/33-2011/149, Yargıtay 9. HD 2011/22742-2012/26653) tüm delillerin yukarıdaki ilkeler doğrultusunda yeniden değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir..
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.