YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/641
KARAR NO : 2012/15742
KARAR TARİHİ : 05.07.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından “doğruluk ve bağlılığa uymayan eylemi” nedeniyle feshedildiğini, davacının kıdemi, ailevi durumu ve sorumlulukları nazara alınarak fesih sebebi haklı olmasına rağmen davacıya kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, davacının görev yapmakta olduğu bölümde yer alan ve başka bir çalışanın kullanımında olan üretim makinesine verimliliği ve randımanı arttırmak için deneme maksatlı kayıt cihazı koyulduğunu, cihaz davacının makinesine bağlanmadığı halde davacının cihazın kullanımına dair herkesin içerisinde olumsuz sözler söylediğini, çalışanları işyeri yönetimine karşı kışkırttığını ve yöneticilerini üretimi durdurmak konusunda eylem yapmakla tehdit ettiğini bu nedenle iş sözleşmesinin haklı nedenlerle feshedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı nedenle feshedildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4857 sayılı Kanun’un 19. maddesinin ikinci fıkrasına göre belirsiz süreli iş sözleşmesi, işçinin davranışı veya yetersizliği ile ilgili bir nedenle feshedilmeden önce hakkındaki iddialara karşı savunma fırsatı verilmelidir. İşçinin zihinsel veya bedensel yetersizliği, arkadaşları veya amirleri ile sıkça ve gereksiz yere tartışmaya girişmiş olması gibi durumlarda savunmasının alınması işverenden beklenemez. Keza, 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin (II) numaralı bendi şartları gerçekleşmiş ise, işveren buna göre bildirimsiz fesih hakkını kullanırken savunma alma zorunluluğu söz konusu olmayacaktır.
Somut olayda davacının davalı işyerinde uzman Makinacı olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 30.01.2011 tarihli fesih bildirimi ile görev yaptığını bölümde verimliliği ve randımanı artırmak için deneme maksadıyla işyerindeki başka bir işçinin üretim makinasına reel üretim süresini ve adedini ölçen bir kayıt cihazı konulduğu, söz konusu kayıt cihazının başka bir işçinin makinasına baglanmasına ve bu işlemin deneme amaçlı olduğunun izah edilmesine rağmen davacının cihazın denenmemesi yönünde görüş beyan ettiği, bir kaç arkadaşı ile çalışanlar üzerinde baskı kurararak çalışanları iş yeri yönetime karşı tavır almaya zorladığı ve örgütlemeye çalıştığı, üretimi durdurma yönünde eylem yapmakta tehditte bulunduğu ve bu tutum ve davranışının iş yeri huzuru ile iş barışı açısından kabul edilebilir olmadığı gerekçesi ile tazminatları ödenmek suretiyle feshedilmiştir. Davacının iddia ettiği eylemleri mahkemenin kabulünde olduğu gibi 4857 sayılı Kanun’un 25/II bendi kapsamında haklı fesih oluşturacak nitelikte olsa bile işveren bu eylemleri haklı fesih ağırlığında görmeyerek, davacını iş sözleşmesini aynı Yasanın 18. maddesinde düzenlenen geçerli fesih ağırlığında görerek kıdem tazminatını ödemek suretiyle feshetmiştir. Bu durumda sözleşmenin 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesinde belirtilen işçinin davranışları nedeniyle sona erdirildiğinin kabulü gerekir. 19. maddenin 2. fıkrası uyarınca işçinin bu davranışlarından dolayı iş sözleşmesinin feshinden önce savunmasının alınmadığı tartışmasız olup, yapılan fesih bu nedenle geçersiz olduğundan davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddi hatalıdır.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının yasal sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih nedeni ve kıdemi dikkate alınarak beş aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan 196,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 05.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.