YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6846
KARAR NO : 2012/21737
KARAR TARİHİ : 09.10.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, kötüniyet tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi ve davalı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09/10/2012 Salı günü tayin edilerek taraflara … kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına … … ile karşı taraf adına … … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davalı işverenin sıfır km. araç satış bayiliğini yaptığını, sıfır araçlara olan talebin artması için de müşterilerinin kullanmış olduğu ikinci el araçlarını belli bir değerden alıp, aradaki fiyat farkını da tahsil etmek suretiyle müşterilerine sıfır km. araç satışını gerçekleştirdiğini, ikinci el araçların da daha sonra üçüncü şahıslara satıldığını, müvekkilinin de davalı şirkette ikinci el satış danışmanı olarak çalıştığını, ikinci el araçların gerekli olan bakım ve onarım işlerini yaptırdıktan sonra ikinci el piyasasında bu araçların satışını gerçekleştirdiğini, 1997 ve 1998 yıllarında ikinci el satışlarından kar eden firmanın 1999 yılından itibaren artan rekabet ve ekonomik koşullardan dolayı sıfır km. araç satışını arttırabilmek için müşterilerin araçlarını ederinden yüksek fiyatlarla almaya başlandığını, bu araçların uzun süre satılamadığını ve araçlara yapılan masraflarla birlikte de alım-satımının zararla sonuçlandığını, davalının ikinci el araç alım-satımından kaynaklanan kar veya zararı resmi muhasebe kayıtlarına yansıtmadığını, tahsilat fişleri ile firma bünyesinde muhasebeye aktarıldığını, bu satış politikasının devam ettiği süreçte davalı şirketin genel müdürünün müvekkilini yanına çağırdığını, şirket ortaklarının ve şirketin hukuk müşaviri ile mali müşaviri olarak tanıtılan iki şahsında bulunduğu ortamda, şirketin 850.000,00 TL kasa açığının bulunduğunu bu açıktan davacının da sorumlu olduğunu söylediğini, bu açığın kapatılabilmesi için müvekkilinin göstermelik bir yazı vermesi halinde bu alacağa icra takibi yapılarak şüpheli alacaklar muhasebe hesabına atılacağını, bu göstermelik yazının da inandırıcı olabilmesi için müvekkilinin eşinin adına olan evin devrinin … A.Ş. üzerine yapılması gerektiğini, bu yazıya istinaden başlatılacak icra dosyasının takip edilmeyeceğinin söylendiğini, müvekkilinin ise böyle bir yazıyı imzalamak istememesi üzerine de tehdit, manevi cebir ve baskı ile bu yazının imzalatıldığını, aynı gün eşinin üzerine olan evin de şirket ortağı … … adına hiçbir bedel alınmaksızın devir edildiğini, evin satış bedeli olarak tapu kayıtlarında 50.000,00 TL gösterildiğini, 850.000,00 TL olan sözde borçtan 50.000,00 TL nin düşülmesi sonucu bakiye 800.000,00 TL için Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2005/13288 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilince bu borca itiraz edildiğini, davalı şirketin … ve genel müdürü tarafından tekrar çağırıldığını ve bu borca itiraz edilmesi halinde borcun kapanmamış sayılacağını, bu açığı da kapatabilmek için müvekkili şikayet edeceklerini bu durumda hapis cezası alacağını ve evini de geri alamayacağını müvekkiline söylediklerini, müvekkilinin de icra dosyasına beyanda bulunarak itirazını geri aldığını, davacı tarafından gerçekleştirilen işlerin tamamının davalı şirket yetkililerinin onayı ve talimatı ile yapıldığını, 1999 yılından 2005 yılına kadar olan süreçte 850.000,00 TL’ye el konulmasının fiilen mümkün olmadığını, zarar olması halinde de bunun davacının işlemlerinden kaynaklanmadığını, bu paranın da müvekkil tarafından alıkonulduğu iddiasının doğru olmadığını, şirket harcamalarının ne şekilde kayıtlara alındığının müvekkilince bilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin resmi kayıtlarına intikal ettirmediği zararlarını müvekkiline yıkmaya çalıştığını, davalı şirketin imzalatmış olduğu ve hukuken yok olan bu belgenin hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını belirterek takibin durdurulmasına, 12.12.2005 tarihli belge nedeni ile müvekkilinin burcunun bulunmadığının tespitine, icra takibinin iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının şirkette ikinci el araçların satışında tam yetkili olarak çalıştığını, şirket genel müdürünün ve yeminli mali müşavirinin yaptığı incelemede o tarihte 850.000,00 TL tutarında ikinci el satış parasının şirkete ödenmediğini tespit edilmesi üzerine davalı şirket avukatı tarafından 12.12.2005 tarihinde davacının ifadesinin alındığını, davacının şirkete hitaben yazısında 1999 yılından itibaren yaklaşık 850.000,00 TL şirket parasını alıkoyduğunu, bu parayı zaman içerisinde geri ödeyeceğini, ilk etapta …’deki evi şirkete vereceğini kabul ve ifade ederek, bahsi geçen evi şirket ortaklarından … …’a verdiğini, 14.12.2005 tarihli tutanakla da davacının iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini, denetleme neticesinde şirketi zarara uğrattığı gerekçesi ile 14.12.2005 tarihinde tanzim edilen tutanağı da davacının imzaladığını, davacının kabul ve imza ettiği şirket zararı olan 850.000,00 TL den devir alınan evin tapu satış bedeli olan 50.000,00 TL nin indirilmesi ile de 800.000,00 TL için icra takibi yapıldığını, davacının icra dosyasına yaptığı 29.12.2005 tarihli beyanıyla da daha önce vekili tarafından yapılan itirazdan vazgeçtiğini bildirdiğinden dolayı dosyanın kesinleştiğini, davacının ikinci el araç satış bedellerini ödemediği gibi üçüncü şahıslardan satmak için aldığı ikinci el araçların bedellerini de ödemediğini, üçüncü şahıslar tarafından müvekkil şirkete gönderilen ihtarlar neticesinde, müvekkilinin 24.500,00 TL yi ödemek zorunda kaldığını, davacının hem vekil eden şirketin hem üçüncü şahısların güvenini kötüye kullandığını, 12.12.2005- 29.12.2005 tarihleri arasında geçen 17 gün içerisinde davacının ayrı ayrı dört ikrarının bulunduğunu, davanın reddi ile %40 tazminatın davacı tarafa yüklenilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının Türk Ticaret Kanunu kapsamında tescil edilmiş bir anonim şirket olduğu, tutulması zorunlu defterlerinde takasa konu ikinci el araçlar için tanzim edilmiş fatura ya da gider pusulalarına ait kayıtların bulunmadığı, kanuni prosedüre davalı-alacaklı tarafından uyulmadığı, ikinci el araç alım satımlarından kaynaklı kar veya zararın tamamen kayıt dışı bırakıldığı, davacının görevi gereği ikinci el satışlarından sorumlu olduğu, ancak davacının muhasebe işlemlerini bilmesinin mümkün bulunmadığı, bu kadar uzun bir süre içerisinde şirket yetkililerinin muhasebeyi kontrol etmemesi veya muhasebecilerin denetim yapmamalarının davacının sorumluluğunu gerektirmeyeceği, işverenin basiretli bir tacir gibi davranmayarak muhasebe işlemlerinin usulsüz tutulduğu veya fark edilmediği veya denetlenmediği konusundaki bir kısım eksikliklerini davacıya yükleyemeyeceği, bu sebeplerle davacının 12.12.2005 tarihli belgeyi manevi baskı altında tutularak imzaladığının değerlendirildiği, davalı-alacaklının borç tutarı hususunda yapmış olduğu itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle, davacının 12.12.2005 tarihli belge nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2005/13288 sayılı dosyasında yapılan takip nedeniyle borçlu olmadığının belirlenmesine, söz konusu takibin iptaline ve inkar tazminatı verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur. Karar her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasında uyuşmazlık, davacı işçi tarafından işverene verilmiş olan 12.12.2005 tarihli belgenin geçerli olup olmadığı, işçinin iddia edilen dönemde işlemleri ile işvereni zarara uğratıp uğratmadığı hususlarında toplanmaktadır.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, işverenin Türk Ticaret Kanununun kendisine yüklediği defter ve belgeleri tutma yükümlülüğünü yerine getirmediği, uzun süren eksikliklerin işçiye izafe edilemeyeceği, iddia olunan miktarda zararın kaynağının anlaşılamadığı belirtilmiş, sadece bir miktardan sorumlu tutulabileceği ifade edilmiş ise de, rapor hüküm vermeye elverişli değildir. Söz konusu kurulda, uyuşmazlık konusunda uzmanlıkları yeterli olmayan bilirkişiler görevlendirilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının kasım 1997 tarihinden itibaren ikinci el otomobil satış sorumlusu olarak görev yaptığı tartışmasızdır. Davalı yetkilileri tarafından yapılan kontrol ve serbest muhasebeci mali müşavire yaptırılan inceleme sonucunda alınan raporda, davacının ikinci el satışlarını müşteri cari hesaplarına aktarmayarak üzerinde tuttuğu, bu suretle şirketi zarara uğrattığının bildirilmesi üzerine, savunması alınan davacının 12.12.2005 tarihinde düzenlenen belge ile olayı kabul ettiği ve zararı ödeme taahhüdünde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı şirket tarafından bu belgeye dayanılarak Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2005/13288 sayılı dosyasında yapılan icra takibine davacı tarafından itiraz edildiği, ancak daha sonra itirazdan vazgeçilerek davalı şirkete karşı eldeki menfi tespit davasının açıldığı görülmektedir.
Mahkemece bir muhasebeci, bir hukukçu ve bir işgüvenliği uzmanından oluşturulan üç kişiden alınan raporda, incelenen kayıtlara göre davacının şirket muhasebesine intikal ettirmediği ikinci el satışlarından elde edilen satış bedelinin 90.200,00 TL olduğu belirtilmiş, bunu aşan iddia konusu miktara yönelik belge ve kayıt olmadığı bildirilmiştir. Mahkemece söz konusu rapor değerlendirilmekle birlikte, şirketin ikinci el satışlarından elde edilen satış bedellerini muhasebeleştirmediği gerekçesiyle davacının dava konusu zarardan sorumlu tutulamayacağı sonucuna varılmıştır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, hükme dayanak kılınan bilirkişi raporu, dava konusu uyuşmazlıkta uzman olmayan iki bilirkişiye görev verilmesi suretiyle oluşturulmuş yetersiz bir kuruldan alınmıştır ve bilirkişi raporuyla davalı şirketin serbest muhasebeci mali müşavirden aldığı rapor arasında açık ve önemli derecede çelişki bulunmaktadır. Bu açık farklılığın ve çelişkinin sebepleri de bilirkişi raporu gerekçesinden tam olarak anlaşılamamaktadır. Uyuşmazlığın özünü ikinci el satışlardan elde edilen satış gelirlerinin şirkete verilip verilmediği ve muhasebeye intikal ettirilip ettirilmediği, ettirilmemiş ise miktarı ve bundan davacının sorumlu tutulup tutulamayacağı oluşturduğuna göre, ikinci el satışlarına ilişkin gerek davalı şirkette ve gerekse genel olarak piyasada ne şekilde işlemler yapıldığının tüm ayrıntılarıyla ortaya konulması, davacının görev yaptığı dönem içerisinde gerçekleşen ikinci el satışlarının noter işlemlerinde dayanak kılınan vekaletnamelerin kim tarafından verildiği, davalı tarafından işlem için başkalarına da vekalet verilip verilmediği hususları belgelenmelidir. Bundan sonra özellikle davacının kendi iradesiyle zararı kabul ettiğine ilişkin düzenlediği belge ve bunda yer alan ikrarı dikkate alınarak, bir muhasebeci, bir mali müşavir ve bir de otomotiv piyasasında başka bir anlatımla ikinci el otomobil satışlarında uzman olmak üzere oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulu marifetiyle, bilirkişilere şirketin işyeri kayıtları üzerinde inceleme yapma yetkisi de verilerek, inceleme yaptırılmalı, davacının dava konusu zararı kapsayan dönemde yapılan tüm ikinci el satışlarına ait bilgi ve belgeler ile şirketin muhasebe kayıtları üzerinde inceleme gerçekleştirilmeli, gerçekten iddia edildiği gibi ikinci el satışlarından elde edilen gelirlerin davacı üzerinde kalıp kalmadığı, kalmışsa miktarı ve davacının olayda kusuru bulunup bulunmadığının saptanması sağlanmalı, ardından tüm delillerle birlikte bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. Yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 900,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davacıya, davacı yararına takdir edilen 900,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.10.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.