YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8689
KARAR NO : 2012/20192
KARAR TARİHİ : 28.09.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini … sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının geçerli nedenlerle iş sözleşmesinin feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından verilen savunmaya göre davacının iş sözleşmesinin feshine gerekçe olarak gösterilen eylemin iş sözleşmesinin feshini gerektirecek ağırlıkta olmadığı bu nedenle davacının iş sözleşmesinin haksız nedenle fesh edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı kanunun 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara … açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının 03.03.2008-24.06.2011 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde gişe asistanı olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin, 24.06.2011 tarihli fesih bildirimi ile davacının 22.11.2010 tarihinde yaptığı 125,00 TL para çekme işleminde, müşterinin para çekme yerine aslında 125,00 TL para yatırma yaptığına yönelik şikayeti üzerine yapılan incelemede müşterinin para yatırma işlemi olmasına rağmen işlemi para çekme olarak gerçekleştirdiği, bu arada başka bir müşteriyede 30,00 TL fazladan ödeme yaptığı, buna rağmen sorumluluğu altında bulunan kasada gün sonunda 220,00 TL tutarında fazla oluşması gerekirken kasa fazlasına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığı, bu konuda banka prosedürlerine göre gereken işlemleri yapmadığı, bu konunun soruşturma çalışmaları esnasında çelişkili beyanlarda bulunarak denetim çalışmalarına olumsuz etki ettiği hususlarının teftiş kurulu raporu ile tesbit edildiği, bu tesbitlerin davacıya duyulan güveni ortadan kaldırdığı belirtilerek 4857 sayılı Kanun’un 17. ve 18. maddelerince 24.06.2011 tarihi itibariyle feshedildiği, davacının müfettişe verdiği beyanında, olay günü 314 adet işlem yaptığını, şikayete konu işlemi para yatırma veya çekme olduğunu hatırlamadığını, para yatırmalarda dekonta imza almadığını, olay günü kasa fazlası ya da eksiği oluşmadığını, kasa fazlası olması gereken miktarın neden olmadığını hatırlamadığını v.b. açıklamalarda bulunduğu, işverene verdiği savunmasında, suçlamaları kabul etmediği, müşteri Selma Şengün, bila tarihli dilekçesinde, 22.11.2010 tarihinde 125,00 TL bireysel kredi taksidini yatırmak için babasının bankaya geldiğini, işlemin yatırma değilde çekme işlemi olarak yapıldığını, genel müdürlükten kredinin yatırılmadığına ilişkin gelen mesaja kadar bu durumu farketmediğini, hesabına yatırmış olduğu tutarın faizleriyle birlikte iadesini talep ettiği, 09.05.2011 tarihli müfettiş raporunda, davacının 22.11.2010 tarihinde 314 adet işlem yaptığı, para yatırma işlemlerinde müşteri dekontlarına imza almadığı, para çekme işlemlerinde imza aldığı, müşterinin itiraz ettiği dekontta müşteri imzasının bulunmadığı, davacının aynı gün, müşteri … Doğan’ın kredi kartına 1.250,00 TL ödeme yaptığı, dökümün 1.350,00 TL tutarında olduğu, kredi asgari ödeme tutarının 1.250,00 TL olduğu, bu nedenle dökümün hatalı olabileceği, bu konuda müşteri şikayeti bulunmadığı, müşteri Danyal Topyalım hesabına 100,00 TL yatırıldığı, dökümün 10,00 TL tutarında olduğu, müşterinin her ay kredi ödemesi için 100,00 TL dolayında para yatırdığının gözlemlendiği, bu nedenle dökümün hatalı yapıldığı kanatına varıldığı, bu konuda müşteri şikayeti bulunmadığı, bir şirket hesabından 9.970,00 TL çekildiği, Ramazan … isimli müşterinin kredi kartı hesaplarına 2.830,00 TL ödeme yapıldığı, müşteriye 7.140,00 TL yerine 7.170,00 TL ödeme yapıldığı, bu konuda müşteri şikayeti bulunmadığı, davacının bu tarih itibariyle kasa açığı veya fazlasının bulunmadığı, davacının şikayete konu olaydan bir gün sonra 350,00 TL para yatırma işlemi yaptığı, bu parayı annesinden temin ettiğini beyan ettiği, davacının borçluluğunun gelirinin yaklaşık sekiz katı düzeyinde olduğu belirtilerek, davacının 220,00 TL kasa fazlasını zimmetine geçirdiği kanaatine varıldığının bildirildiği, davacının gün sonunda kasa fazlasını beyan etmediği, çelişkili beyanlar verdiği nedeniyle görevden çıkarma cezası ile cezalandırılmasının istendiği, 21.06.2011 tarihli disiplin kurulu kararında, davacının 22.11.2010 tarihinde müşteri …’ün hesabından 125,00 TL para çekme işlemine ilişkin müşteri şikayeti ile ilgili olarak, müşteri para yatırma işlemi yapmasına karşın işlemi para çekme olarak gerçekleştirdiği nedeniyle gün sonunda kasada 220,00 TL fazla oluşması gerekirken herhangi bir fazlalık beyan etmediği hususunun tesbit edildiği, bu
nedenle disiplin kurulunun 14.06.2011 tarihli toplantısında görevden çıkarma cezası verildiği görev tanımında, davacının gişe işlemlerini banka kurallarına göre yapması gerektiği, kendi kasasına ilişkin mutabakat işlemini gerçekleştirmek, kendi sorumluluğunda olan kasada, herhangi bir fark meydana geldiğinde nakit işlem sorumlusunu bilgilendirmek gibi görevlerin sayıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda davacının, kasa fazlası olması gereken parayı zimmetine geçirdiğine yönelik delil yok ise de müşterinin 125,00 TL para yatırmaya ilişkin işleminin 125,00 TL para çekme işlemi olarak yapıldığı, para çekme işlemlerinde imza alınmasına rağmen şikayetçi müşterinin dekontunda imza bulunmadığı, gün içinde ve sonunda kasa fazlası oluştuğuna yönelik yetkililere bilgi verilmediği, bu hatalı işlemin müşteri şikayetine neden olduğu, davacının borç durumunun gelirinin sekiz katı düzeyinde bulunduğu, davacının iş yoğunluğunu gerekçe göstererek görev tanımında belirtilen kasa fazlasını yetkililere bildirmediği, müşterinin imzasını almadığı gibi işverenin müşteriye karşı güvenini sarstığı, bu durumun oluşmasında davacının işini gereği gibi özenli yapmamasının neden olduğu anlaşılmış olup, bankacılık sektöründe güven ve itibarın çok önemli olduğu, banka çalışanlarının da piyasada işverenlerine duyulan güveni veya kazanılmış itibarı olumsuz anlamda sarsıcı ve zarar verici davranışlarda bulunmaktan kaçınması gerektiği, bankanın ekonomik zarar riski yanında, çalışanlarının eylem ve ihmalleri ile bankaya olan güvenin sarsılması ve itibarının zarar görmesi hallerinde buna neden olan çalışanlarının eylemlerinden sorumlu tutulmaları gerektiği, davacının görevini özensiz yaparak savsamak suretiyle neden olduğu işlemlerin sonuçlarına göre işverence davacıya artık güven duyulması beklenemeyeceğinden, iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedilmesi şartlarının oluştuğu gözetilmeden davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 110,50 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 28.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.