Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/8690 E. 2012/20193 K. 28.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/8690
KARAR NO : 2012/20193
KARAR TARİHİ : 28.09.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini … sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin geçerli nedenle sona erdirildiğini … sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, somut olayda, yapılan sayımda kasada madeni bozuk para kısmında açık olduğu 220,80 TL tespit edilmiş ise de, bu açığın diğer kasalara gün içinde bozuk para ihtiyacı sebebi ile olduğunun sorumlu kişi tarafından tanık olarak beyan edildiği, açık miktarının bir aylık ücretten az olduğu, davacının acele ile sayım yapmadan tesliminden de kaynaklı olabileceği, davacının bu durum benzeri davranış örneği bulunmadığından cezanin ihtar, maaş kesimi veya uyarı şeklinde yapılabileceği, açıkça davacıya yüklenemeyecek bu davranışın haklı nedenle feshi gerektirmediği, davacının kasada açık çıkması şeklindeki eylemi davalının davacının iş sözleşmesini haklı nedenle fesih sebebi oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/11. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara … açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.

4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının 01.06.1996-01.06.2011 tarihleri arasında davalı işverene ait işyerinde gişe görevlisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 01.06.2011 tarihli fesih bildirimi ile davacının, 29.07.2010 tarihinde şube faaliyetleri ve özel yaşantısı ile bankayı temsile uygun hareket ve tavırlarda bulunmaması nedeniyle uyarı yazısında bildirilen hususlar, 06.05.2011 tarihinde, bankayı temsile uygun hareket ve tavırlarda bulunmaması nedeniyle verilen ikinci uyarı yazısında bildirilen hususlar ve yapmakla ödevli bulunduğu görevleri gerek sözlü, gerekse yazılı olarak bildirilmiş olmasına rağmen yerine getirmemesi nedenleriyle iş yasasının ilgili hükümleri gereğince yasal tazminatları ödenerek feshedildiği, banka müşterisi olduğunu beyan eden …’nin davalı bankaya verdiâi hila tarihli dilekçesinde…şubesinde bir yıl önce işlem yaptırdığını bundan yaklaşık üç ay sonra adının … olduğunu söyleyen bir çalışanlarından sürekli rahatsız edici mesajlar aldığını ve almaya devam ettiğini, bu çalışan hakkında gerekli işlemin yapılmasını talep ettiğini, yapılan işlemlerden bilgilendirilmek istediğini, aksi takdirde çalışan ve banka hakkında yasal işlem başlatacağını beyan ettiği, davalı işverenin davacıyı 29.07.2010 tarihinde şube çalışma saatleri ve özel yaşantısı ile bankayı temsile uygun hareket ve tavırlarda bulunması gerektiği konusunda uyararak, müşterinin göndermiş olduğu yazı ile ilgili savunmasını istediği, davacının müşteri ile üç buçuk yıl önce tanıştığını, bu müşterinin kendisinde işlem yaptırmadığını, üç kişi olarak bankaya geldiklerini, bayanın arkadaşının işleminin uzun sürmesi nedeniyle işlem esnasında gelişen sohbet ortamında tanıştıklarını, kendisine kredi kartı almak isteyip istemediğini sorduğunu, kendisinin bir ay sonra işe başlayacağını o zaman alabileceğini söylediğini, kendisine nasıl ulaşabileceğini sorduğunda cep telefonunu verdiğini, daha sonra kendisiyle cafe ve caddelerde karşılaştığını, ayaküstü konuştuklarını, msn üzerindende görüştüklerini, telefonda konuştuklarını, görüşmelerinin arkadaşça bir ortam içinde geçtiğini, kendisinin Konya’ya dönmesi üzerine görüşmelerinin kesildiğini, uzunca bir aradan sonra dört ay önce kendisini bir mekanda görerek mesaj attığını, onunda kendisine mesaj attığını, nişanlım veya sözlümle eğleniyorum dediğini, kendisine ayda bir nişanlı değiştiriyorsun dediğinde tepki gösterdiğini, özür dilemek istediğini ancak anlamak istemediğini, attığı mesajlarda terbiye ve ahlak sınırlarını zorlayan ifadelerin yer almadığını, bu olayın özel hayatı ile ilgili olduğunu, çalıştığı kurumu zor duruma sokacak bir olay gerçekleşmediğini, sadece bu kişiyle şube içinde tanıştıklarını, bu kişinin üç buçuk yıl sonra bu olaydan bahsetmesinin maksatlı ve artniyetli olduğunu, bu kişiyle bağı kalmadığını beyan ettiği, işverenin 06.05.2011 tarihli yazısında, davacının 29.07.2010 tarihli yazı ile uyarıya sebeb olan davranışın bir bezerini 08.04.2011 tarihinde şubenin toplu akşam yemeği gecesinde saat 00.30 sularında banka temizlik görevlisi olarak çalışan … isimli bayana anlam içermeyen cep telefonu mesajı attığı, daha sonraki sabah bu kişinin neden böyle bir mesaj attığını sorduğunda, yemeğe davet etmek istemiştim şeklinde cevap verdiği, bu kişinin evli olması nedeniyle bu mesaj ile ilgili açıklamasını eşine yapamayacağından geç saatte gelen mesaj hakkında eşine bilgi vermediği, konuyu yetkililere ilettiği, duymuş olduğu tedirginliği hissettirdiği, eşinin bu mesajı görmesi halinde açıklaması zor sonuçlar ortaya çıkacağını belirttiği, bu bayan çalışanın yemeğe davet edilip edilemeyeceğinin davacının yetkisinde bulunmadığı, bu çalışanın annesinin ağır hasta olması nedeniyle yemeğe katılamadığı, bu çalışanın cep telefonu numarasının hiç uygun olmayan bir şekilde alınmasının ayrıca tartışılacak bir konu olduğu belirtilerek, davacıya uyarı yapıldığı ve bu olay ile ilgili savunmasının istendiği, davacının 09.05.2011 tarihli savunmasında, cuma gecesi yemekte limiti doldurana kadar alkol aldığını, birkaç arkadaşı ile mesajlaşıp eğlendiğinden bahsederken …’e yanlışlıkla boş mesaj attığını, bunu ertesi gün iletildi raporunu görünce fark ettiğini, Aybeniz’in salı günü cuma akşamı bana mesaj attın mı diye sorduğunu, kendisininde alkollü olduğunu ve yanlışlıkla attığını söylemektensc herkes yemekte sen nerdesin diye söylemenin uygun olacağını düşündüğünü, onunda alkollü iken
yanlışlıkla atılan bir mesaj olduğunu anlayarak gülüp geçtiğini, bu konuşmalara şahit olan arkadaşlarının durumu yetkililere ilettiğini, kendisinin art niyetinin olmadığını, kimsenin telefon numarasının rızası dışında alınması ve verilmesinin sözkonusu olmadığını beyan ettiği, 19.10.2007 tarihli uyarı yazısında, davacının çalışma temposu içinde uyum sağlamakta zorlandığı, disiplinsiz davranışlar sergilediği, bu konularla ilgili uyarıldığı, operasyon yönetmeni …’e karşı haksız olduğu bir konuda gönderdiği messenger notunun kabul edilebilir olmadığı, 15.10.2007 tarihinde üç günlük rapor getirdiği, 18.10.2007 tarihinde işe başlamadığı belirtilerek uyarıldığı ve savunmasının istendiği, davacının, işe gelmediği gün istirahatli olduğunu, diğer konularla ilgili yetkili ile uygun bir zamanda konuşmak istediğini beyan ettiği, 30.12.2009 tarihli yazıda, davacının uyum sağlamakta zorlandığı, bu durumun performansını etkilediği, bilgi seviyesinin düşük olduğu, kendini geliştirme konusunda isteksiz olduğu, müşterilere yaklaşım tarzının yapıcı olmaktan uzak olduğu, görevini yerine getirirken aktif bir çalışma sergilemediği, gişe satışına katkısının az olduğu, yeni iş modeline uygun olan ürünler hakkında bilgisinin yeterli olmadığı, sözel uyarıları dikkate almayarak uyum sorunu yaşadığı, merkez kasada saklaması gereken bozuk paraları gişe kasasında saklamaya aldığı tesbit edilerek davacının savunmasının istendiği, davacı iddiaları kabul etmediği, 2010 yılı performans değerlendirmesinde, davacının notunun 2,95 orta olarak değerlendirildiği, davacının itirazı sonucu mutabakata varılamadığı, 2009 yılı performansının 1,93 olarak değerlendirildiği, 2008 yılında 3,39 olarak değerlendirildiği, 2007 yılında 3,43 olarak değerlendirildiği, 2006 yılında 3,93 olarak değerlendirildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının işyeri çalışanı … isimli bayana görevi olmamasına rağmen uygun olmayan saatte mesaj atmasına ve ilgilinin şikayetine konu olan olumsuz davranışının, işyerinde olumsuzluklara … açacağı, sosyal açıdan olumsuz bir davranış olduğu gibi toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir eylem olduğu, yukarıda anılan diğer olumsuz eylemleri ile birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedilmesi şartlarının oluştuğu gözetilmeden davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
L-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 134,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 28.09.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.