Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/9016 E. 2012/16590 K. 12.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/9016
KARAR NO : 2012/16590
KARAR TARİHİ : 12.07.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, işe iade davasının kesinleştiğini belirterek müvekkilinin kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının kanuni süresinde işe iadesi için işverene başvurmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna ve dosya içeriğine göre alacaklar hüküm altına alınmıştır.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizce dosyanın mahalline geri çevrilmesi üzerine, temyiz edilmeksizin kesinleşen işe iade kararı davacı vekiline 15.07.2009’da tebliğ edildiği halde, davacının işverene işe iadesi için 29.09.2009 tarihinde başvurduğu anlaşılmıştır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesinin 5. fıkrasına göre, işçi kesinleşen mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. Aksi halde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. İşçinin işe iade yönündeki başvurusu ciddi ve samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı halde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. İşçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması halinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, işçi işverene hiç başvurmamış gibi sonuca gidilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Kanun’un 21/5. maddesine göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da, işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak, geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmelidir.
Dosya içeriğine göre, davacı işçi kesinleşen işe iade davasının ardından kanuni süresi içinde işe başlatılması için işverene başvurmamıştır. Bu durumda iş sözleşmesinin geçerli fesih niteliğindeki sona ermesine göre, ihbar ve kıdem tazminatlarını almaya hak kazanır. Bu alacakların fesih tarihi olan 14.01.2009 tarihindeki ücrete göre hesaplanacağı açıktır. Oysa hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, bu alacaklar hatalı olarak kıdeme dört ay ilavesiyle bulunan süre ve işe iade kararının kesinleştiği 24.07.2009 tarihi ile 31.12.2009 arası yürürlükte olan asgari ücret esas alınarak hesaplanmıştır. Mahkemece, ihbar ve kıdem tazminatı alacaklarının 14.01.2009 fesih tarihindeki ücret üzerinden hesaplatılması ile hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 12.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.