Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/10043 E. 2013/12003 K. 23.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10043
KARAR NO : 2013/12003
KARAR TARİHİ : 23.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili işçinin, iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli ve haklı bir neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesi, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışları nedeni ile feshedildiğini, davacının fabrika müdürü …’ye hakaret ettiğini ve tehditte bulunduğunu, 21.04.2012 tarihinde de kamyon şoförlerinden Erol Öksüz ile tartıştığını, güvenlik görevlilerinin kavgayı ayırdıklarını, davacının davranışları nedeni ile işten çıkarıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının fabrika müdürü ile zam hususunda görüşürken tartışmaya başladıkları, davacının hakaret ettiği ile ilgili olarak olaya müdahale eden güvenlik görevlilerinin gerek olay tutanağı gerekse Cumhuriyet Savcılığındaki beyanlarında bu şekilde bir beyanda bulunmamış olmaları, aynı iş yerinde aynı iş veren temsilcisine tabii olarak çalışmaya devam eden tanıkların mahkemede tarafsız beyanda bulunamayacakları, aynı zamanda davacı işçinin aynı işyerinde sakatlanarak malül olduğu, bundan dolayı iş yerine karşı manevi tazminat açtığı göz önüne alındığında meydana gelen olayın işçiyi yıpratmak adına bir kurgu olabileceği, işçinin görüşürüzden kastının mahkemede görüşelim olduğu, bu sözün aralarında yaşanan zam tartışmasına da uygun olduğu, zammın verilmediği takdirde hakkını mahkemede arayacağı şeklinde değerlendirildiği ve ispat külfeti kendisinde olan davalı işverenin feshin haklı bir sebebe dayandığını somut ve inandırıcı bir delil ile ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında, iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedilip feshedilmediği hususu uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil, onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır.
İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, aynı yasanın 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin bir suç işlediğinden veya sözleşmeye aykırı davranışta bulunduğundan şüphe ediliyor ve bu yüzden taraflar arasında iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin yıkılması veya ağır zedelenmesi nedeniyle iş sözleşmesi feshedilmişse, şüphe feshinden bahsedilir. Bu fesih türünde, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluk ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Şüphe feshinin geçerli olabilmesi için, iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olmalı ve ayrıca işveren, somut olayın aydınlatılması için kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermelidir. Bu sebeple, işveren, şüpheyi doğuran etmenlerle ile ilgili olarak işçiyi dinlemeli, savunmasını almalıdır.
Somut olayda, davalıya ait işyerinde gıda dışı bant işçisi olarak çalışan davacı işçinin, 09.10.2012 tarihinde işveren temsilcisi olan fabrika müdürü ile zam hususunda görüşmek istediği, ancak aralarında çıkan tartışma sırasında davacının işveren temsilcisine yönelik olarak hakaret ettiği ayrıca “dışarıda görüşürüz” diyerek tehdit ettiği gerekçesi ile iş sözleşmesi feshedilmiştir. İşverence, davacının ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı hareket ederek işyerindeki huzur ve sükunet ortamını bozduğu ileri sürülmüştür. Davacı ise savunmasında, işyerinde iş kazası geçirdiğini, bu nedenle maluliyete uğradığını ve bu olay nedeni ile ağır psikolojik travma geçirdiğini, işverenin tedavi süresi içerisinde kendisi ile ilgilenmediğini, zararını da karşılamadığını, işveren aleyhine açtığı alacak dosyasının derdest olduğunu, bu dava nedeni ile işverenin kendisini işten çıkarabilmek için sürekli psikolojik baskı uyguladığını, tüm çalışanlara zam yapıldığı halde kendisine zam yapılmadığını bildirmiştir. Dosyada mevcut soruşturma evraklarından, davacı işçinin davalı işveren vekili olan fabrika müdürü ile ücret zammı hususunda görüştüğü sırada aralarında tartışma çıktığı ve davacının fabrika müdürünü “dışarıda görüşürüz” diyerek tehdit ettiği anlaşılmaktadır. Davacının işveren vekili ile işin yürütümünü bozucu şekilde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II maddesinde belirtilen sataşma boyutuna varmayacak şekilde tartıştığı dikkate alındığında, davacının bu eylemi ile işyerinde olumsuzluklara yol açtığı ve güven ilişkisini sarstığı, iş ilişkisinin işveren açısından devamının beklenmez bir hal aldığı sabittir. İş sözleşmesinin feshi davacının davranışlarından kaynaklanan geçerli nedene dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle:
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 90,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine,
7-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 23.05.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, kararın onanması gerekir görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum. 23.05.2013