Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/10066 E. 2013/12581 K. 28.05.2013 T.

Yayınlanma Tarihi: 12.02.2024 16:59


YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10066
KARAR NO : 2013/12581
KARAR TARİHİ : 28.05.2013


MAHKEMESİ :İş Mahkemesi


DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, ücret alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalıya ait işyerinde 16.07.1996-15.06.2007 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkiline bağlı çalışmasının kesintili gerçekleştiğini, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin ücret artışı talebinin kabul edilmemesi sebebi ile davacı işçi tarafından sonlandırıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir .
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin, işverene bağlı gerçekleşen çalışma süresi hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Dosya içerisinde mevcut Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının incelenmesinde, davacının çalışmasının 2000 yılının Mart-Eylül ayları arasında kesintiye uğradığı, diğer dönemlerde ise ayda 5-15 gün gibi değişen süreler üzerinden prim ödendiği görülmektedir. Davacı ve davalı tanıkları, işçinin 1996-2005 yılları arasında çalıştığını beyan etmişlerse de, çalışmanın kesintisiz gerçekleştiği ve ayda otuz gün çalışıldığı yönünde bir ifade de bulunmamışlardır. Davalı işverenin inşaat sektöründe faaliyet gösterdiği de dikkate alındığında, çalışma süresine ilişkin savunmasına yönelik araştırıma yapılması zorunludur. Uyuşmazlık konusu döneme ilişkin, işveren tarafından düzenlenen dönem bordroları ve bu bordrolara ekli belgeler ilgili kurumdan celp edilmeli, hizmet süresinin ayda 5-15 gün gibi değişen süreli bildirilmesinin sebebi araştırılmalı, tanıklarında yukarıda belirtilen hususlarda ayrıntılı beyanları alınmalı ve tüm deliler bir arada değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeye dayalı karar verilmesi isabetsizdir.
3-İşçiye ödenen aylık ücretin miktarı taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık noktasını oluşturmaktadır.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 323. maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, iş yerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, iş yerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı ücretinin aylık net 1.500,00 TL olduğunu ileri sürmektedir. Davalı ise asgari ücret ile çalıştığını savunmuştur. İşveren ile aralarında husumet bulunan davacı tanıkları, davacının ücrete ilişkin iddiasını doğrulamışlardır. İstanbul Ticaret Odasından sorulmak sureti ile emsal ücret araştırması yapılmış ise de, ilgili oda tarafından herhangi bir ücret miktarı bildirilmemiştir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, emsal ücret araştırmasının yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Eksik incelemeye dayalı karar verilmesi isabetsiz olup bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.