YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12120
KARAR NO : 2013/13510
KARAR TARİHİ : 04.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı ve kötü niyet tazminatı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, 1996 yılından İtibaren çalışmakta olduğu işyerinde 27.04.2004 tarihinde iş kazası geçirdiğini ve işveren aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açması üzerine iş sözleşmesinin işverence haksız ve kötü niyetli feshedildiğini ileri sürerek, kıdem, ihbar ve kötü niyet tazminatlarının tahsilini istemiştir.
Bu dosya ile birleştirilen Geyve Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/228 esas sayılı dosyası üzerinden ise, ilk açılan davada faiz talebinin unutulduğu belirtilerek kıdem ve ve kötü niyet tazminatına iş kazası tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizin hüküm altına alınması istemiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı sebebe dayalı feshedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının iş sözleşmesini fesihte haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlgili karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ve yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20008/17726 esas, 2010/4024 karar sayılı ilamı ile davalı işyerinde fesih tarihinde otuzdan fazla işçi çalıştığı, bu sebeple iş güvencesi kapsamında olan davacının kötü niyet tazminatı talep edemeyeceği ve reddedilen miktar için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu belirtilerek bozulmuştur.
Mahkeme bozma ilamına uyulmasına karar verdikten sonra, faiz talebine ilişkin Geyve Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/228 esas sayılı dosyası üzerinden açılan davanın bu dava ile birleştirilmesine karar verilmiş, davacının kötü niyet tazminatı istemin ile birleştirilen davaya konu faiz talebinin reddi yönünde hüküm kurulmuştur
Kararı davacı taraf temyiz etmiştir.
Taraflar arasında, işçinin işlemiş faiz alacağına hak kazanıp kazanmadığı ve işveren tarafından yapılan fazla ödemenin işçinin hak kazandığı alacaklardan mahsubu hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, alacağın bir bölümünün talep edilmesi diğer bölümünden vazgeçildiği anlamını taşımayacağı gibi, bu alacak talep edilirken faiz talebinde bulunulmamış olması ileride faiz alacağı talep edilmeyeceği anlamını taşımaz. Bir başka deyişle, işlemiş faiz alacağının asıl alacaktan tamamen bağımsız bir dava ile talep edilebilmesi mümkündür.
Somut olayda, davacı, davalı işveren aleyhine açtığı ilk davada talep ettiği tazminatlara ilişkin faiz talebinde bulunmamıştır. Dava ilk olarak 14.11.2007 tarihinde karara bağlanmıştır. Davacı aynı tarihte yanı 14.11.2007 tarihinde Geyve Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/228 esas sayılı dosyası üzerinden işlemiş faiz istemine ilişkin ayrı bir dava açmıştır. Yukarıda tarih ve numarası belirtilen bozma ilamı sonrasında her iki dava birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir.
Dosyanın temyiz incelemesinde bulunduğu 05.05.2008 tarihinde, davacı Geyve İcra Müdürlüğünün 2008/578 esas sayılı dosyası üzerinden ilamlı icra takibi başlatarak bozma kararı öncesinde verilen ilk karada hüküm altına alınan 2.408,71 TL kıdem tazminatı ile 1.993,80 TL kötü niyet tazminatının, vekalet ücreti ve yargılama giderleri ile birlikte tahsilini istemiştir. Davalı işveren tarafından icra dosyasına farklı tarihlerde toplam 6.400,00 TL ödeme yapılmıştır.
Davalı işveren tarafından ilgili icra dosyasına, davacının hak kazandığı kıdem tazminatı dışında kötü niyet tazminatına ilişkinde ödeme yapılmıştır. Davacının kötü niyet tazminatına hak kazanmadığı bozma ilamı içeriği ile sabit olduğundan, davacıya hak kazandığı miktarlardan fazla ödeme yapıldığı anlaşılmakta ise de davacının bu aşamada ayrı bir dava üzerinden kıdem tazminatı işlemiş faiz alacağını da talep ettiği görülmektedir.
Davalı işverenin 23.03.2011 tarihli dilekçesi ile yapılan fazla ödemenin faiz alacağından mahsubunu talep etmiştir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 118/1 maddesi uyarınca, iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Takastan bahsedilmek için, iki ayrı kimsenin karşılıklı olarak birbirlerinden alacaklı olması ve her iki alacağın muaccel hale gelmesi şarttır. Takas, karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülebilir. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta, işçinin kötü niyet tazminatına hak kazanmadığı bozma ilamı ile belirlendikten sonra davalının yapılan fazla ödemenin davacıdan geri alınmasını talep etme hakkı doğmuş olup, bu aşamadan sonra defi yolu ile takas isteminde bulunulmuştur.
Bu durumda; davacının hak kazandığı kıdem tazminatı için fesih tarihinden Geyve Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/228 esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı tarihe kadar olan dönem için işlemiş faiz alacağı hesaplanmalı, davalı işveren tarafından haksız şekilde ödenen kötü niyet tazminatı miktarı, bu alacaktan mahsup edilerek varsa davacının ödenmeyen işlemiş faiz alacağı hüküm altına alınmalıdır. Bu husus dikkate alınmadan, birleştirilen dosya yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.