Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/13337 E. 2013/13574 K. 04.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13337
KARAR NO : 2013/13574
KARAR TARİHİ : 04.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, gerekli ve yeterli çoğunluğa sahip olmamaları sebebi ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Çalışma Genel Müdürlüğünün 18.01.2013 tarihinde ve 71106642/103.02/1705 sayıyla yapmış bulundukları tespite itiraz ile iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmü süresi içinde davacı avukatı temyiz etmiştir.
Mahkemece 03.05.2013 tarih 2013/218 Esas 2013/61 Karar sayılı ek kararda; verilen kararın 6356 sayılı Kanun’un 43. maddesi gereğince kesin olduğu gerekçesiyle davacının temyiz istemi reddedilmiştir.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Yetki İtirazı” başlıklı 43. maddesinin 3. fıkrasında, işçi ve üye sayılarının tespitindeki maddi hata ve süreye ilişkin itirazların duruşma yapılmaksızın kesin olarak karara bağlanacağı belirtilmiştir. Somut olayda bu kapsamda bir itiraz söz konusu olmadığından mahkemece verilen karar kesin değildir.
Belirtilen sebeplerle İstanbul 18. İş Mahkemesinin 03.05.2013 tarih 2013/218 esas 2013/61 karar sayılı temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararının hatalı olduğu anlaşıldığından söz konusu kararın ORTADAN KALDIRILMASINA karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin toplu yapıdan oluşan bir toplu konut alanı olduğunu, site yönetiminin de kat mülkiyeti ve toplu konut yönetimine tabi yasalar gereğince oluştuğunu, kat mülkiyeti kurulmaksızın sadece kat irtifaklı olarak sakinlerin tapuları olduğunu ve daha henüz inşaatların tamamlanmadığını, site yönetiminin her sene genel kurulunu yapmış olsa da birçok davada aktif veya pasif husumet nedenlerinden dolayı site yönetimi hakkında açılan davaların bu nedenle ret edildiğini, davada taraf olma ehliyeti olmayan site yöneticiliğine gönderilen yetki tespiti yazısının ve kararının tüzel kişilik olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, çalışanlar belirli konutlara bağlı olarak çalıştıklarını, bu konutların da sahiplerinin olduğunu ve ayrı ayrı işler yaptıklarını, her bloğun yönetici olarak temsilcisinin olduğunu, toplu bir çalışma söz konusunun olmadığını, münferiden bir çalışma söz konusu olduğunu, apartman görevlisi yeterliliğine sahip olmayan kişilerin de bulunduğunu, … gibi üyelerin ateşleyici sertifikası olmadığı için apartman görevlisi sayılmadıklarını ve sendika üyesi de olmaları mümkün olmadığını zira kapıcılık yapabilmesi için ateşleyici belgesinin zorunlu olduğunu, bu göreve ancak o şartla kabul edildiklerini, yine sendika üyesi olarak adları geçen Cengiz Öcü ve Numan Meşecan isimli şahıslar çevre teknikeri olduklarını ve bu şahısların apartman görevlisi değil teknik elemanı olduklarını bu nedenle bu çalışanların listeye alınmasının mümkün olmadığını ve itiraz ettiklerini, davalı sendikanın gerekli ve yeterli çoğunluğa sahip olmaması nedeniyle davalı SGK Çalışma Genel Müdürlüğü’nün 18/01/2013 tarihinde ve 71106642/103.02/1705 sayıyla yapmış olduğun tespitinin iptalini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı sendika vekili; davacı tarafça itiraz dilekçesi 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 43. maddesi gereğince görevli makama kayıt ettirilmeden ve yasal hasım olan çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı hasım gösterilmeden açıldığını, delil listesinin celbini istediklerini, belgelerin ilgili kurumlardan istenmesi ile davacı işyerinde 28/12/2012 yetki tespit başvuru tarihi itibariyle çalışma sayısı ve müvekkil hizmet sendikasının üye sayısının belirlenebilmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı idare vekili; davaya cevap vermemiştir.
C) Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, Hizmet-İş Sendikasının işletmede % 40’dan fazla üyesi olduğu anlaşıldığından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 18.01.2013 tarih ve 71106642/103.02/1705 sayılı yetki tespiti kararının doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davacı ile davalılar arasındaki uyuşmazlık davalı sendikanın davacı işverenin işyerinde çoğunluğu sağlayıp sağlayamadığı noktasında toplanmaktadır.
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Yetki” başlıklı 41. Maddesinin 1. fıkrasında, “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde üçünün üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.” denilirken 7. fıkrasında, “Bakanlık, yetkili sendikanın belirlenmesinde ve istatistiklerin düzenlenmesinde kendisine gönderilen üyelik ve üyelikten çekilme bildirimleri ile Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan işçi bildirimlerini esas alır” ifadesine yer verilmiştir.
Aynı Kanunun “Yetki Tespiti İçin Başvuru” başlıklı 42. Maddesinde, “Toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası Bakanlığa başvurarak yetkili olduğunun tespitini ister. İşveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işveren de Bakanlığa başvurarak yetkili işçi sendikasının tespitini isteyebilir. Bakanlık, kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla bir işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya işletmedeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü içinde bildirir… Sigortalılığın başlangıcı ile sona ermesine ilişkin bildirimlerden yasal süresi içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılmayanlar, yetkili işçi sendikasının tespitinde dikkate alınmaz.” düzenlemesi yer almıştır. Yine aynı Kanunun “Yetki İtirazı” başlıklı 43. maddesinde ise, “Kendilerine 42 nci madde uyarınca gönderilen tespit yazısını alan işçi veya işveren sendikaları veya sendika üyesi olmayan işveren; taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde mahkemeye yapabilir.
İtiraz dilekçesi görevli makama kayıt ettirildikten sonra mahkemeye verilir. Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde üçünden daha az üyesi bulunan işçi sendikası, yetki itirazında bulunamaz.
İtiraz dilekçesinde veya ekinde somut delillerin yer almaması hâlinde itiraz incelenmeksizin reddedilir. İşçi ve üye sayılarının tespitinde maddi hata ve süreye ilişkin itirazları mahkeme altı iş günü içinde duruşma yapmaksızın kesin olarak karara bağlar. Bunların dışındaki itirazlar için mahkeme, duruşma yaparak karar verir ve karar temyiz edildiği takdirde Yargıtay tarafından on beş gün içinde kesin olarak karara bağlanır.
42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca kendisine yetki şartlarına sahip olmadığı bildirilen işçi sendikası, altı iş günü içinde yetkili olup olmadığının tespiti için dava açabilir. Mahkeme açılan davayı o işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde üçünü üye kaydeden işçi sendikaları ile işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene de bildirir. Mahkeme davayı iki ay içinde sonuçlandırır.
İtiraz, karar kesinleşinceye kadar yetki işlemlerini durdurur.” hükümlerine yer verilmiştir.
Diğer taraftan 6356 sayılı Kanun işletme toplu iş sözleşmesinin, bir gerçek veya tüzel kişiye ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait aynı işkolundaki birden çok işyerini kapsayan sözleşmeyi ifade ettiğini belirtmiştir (md. 2/1-d)
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Davacı öncelikle işveren sıfatı yönünden itirazda bulunarak bir kısım işçilerin yaptıkları iş itibariyle sendika üyesi olamayacaklarını, diğer bir kısım işçilerin de yine yaptıkları iş itibariyle bina görevlisi olamayacakları ve toplam işçi sayısından sayılamayacağını, işçilerin işverenlerinin farklı olduğu, sonuç olarak bu şekilde davalı sendikanın çoğunluğu sağlayamadığını iddia etmektedir.
Yetki tespit davaları kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle resen araştırma ilkesi çerçevesinde tüm deliller toplanmalı, özellikle Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan başvuru tarihinde işyerinde çalışan işçilere ilişkin sigortalı hizmet listesi ile yetki prosedür evrakı ve üye kayıt fişleri ile üyelikten çekilme bildirimleri dosya kapsamına dahil edilmeli, bunlar yapılıp itirazın süresi içinde yapılıp yapılmadığı denetlendikten sonra lehine olumlu yetki işlemi yapılan sendikanın yetkili olup olmadığı ortaya konulmalıdır. Bunlara ek olarak davacının somut itirazları da karşılanmalıdır.
Mahkemece işletme çoğunluk esası uyarınca değerlendirme yapılarak davalı sendikanın gönderdiği üye kayıt fişleri ve bildirilen üye sayısına göre çoğunluğu sağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme tarafından deliller toplanmadan eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuştur. Ayrıca olumlu yetki tespit işlemine göre işyeri toplu iş sözleşmesi söz konusu olmasına rağmen hatalı hukuki nitelendirme ile işletme toplu iş sözleşmesi için aranan özel çoğunluk dikkate alınmıştır.
Diğer taraftan davacı tarafından davalı sendika yanında SGK Çalışma Genel Müdürlüğü taraf gösterilerek itirazda bulunulmuştur. Yetki tespitine itirazlarda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı yasal hasım konumundadır. Bakanlığın da davaya dahil edilerek yargılamanın yapılması gerekmektedir.
Belirtilen esaslara aykırı olacak şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.