YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13447
KARAR NO : 2013/14866
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin haklı neden olmadan işverence feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının kendi isteğiyle iş sözleşmesini feshettiğini, dava konusu alacaklara hak kazanmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesinin işverence haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 09.04.2012 tarih 2010/5916 esas 2012/11809 karar sayılı ilamıyla, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının kabul edilmesi gerekliliğiyle bozulmuştur. Bozma ilamına uyan Mahkemece, ek bilirkişi raporu alınarak yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacı işçinin çalışma süresi ve aylık ücret miktarı noktalarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, dava dilekçesinde davacının 01.11.1998 tarihinden 31.12.2007 tarihine kadar, askerlik süresi hariç olmak üzere kesintisiz çalışıldığı iddia edilmiştir. Davalı vekilince ise, davacının 13.06.2005-15.12.2006 tarihleri ve 29.01.2007-28.12.2007 tarihleri arasında çalıştığı savunulmuştur. Mahkemece, davacının askerlik süresi hariç tutularak, davalıya ait işyerinde 01.11.1998 -31.12.2007 tarihleri arasında çalıştığı kabul edilmiştir. Öncelikle davacı tanıkları, işyerinde 2002 ve 2005 yıllarında çalışmaya başladıklarını beyan etmekle, bu tarihten önceki dönemler bakımından davacının çalışma süresini bilmeleri beklenemez. Diğer taraftan, davacının hizmet döküm cetvelinde kayıtlı olan bir kısım işyerleri tescil bilgilerinin incelenmesinden, uyuşmazlığa konu dönemde aralıklı olarak, dava dışı şirketlerde çalışmasının kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Hizmet döküm cetvelinde kayıtlı olan, “71074916”, “81052057” “1054858” tescil numaralı işyerlerinin ise hangi işverenlere ait olduğu araştırılmamıştır. Anılan nedenle öncelikle, Sosyal Güvenlik Kurumundan “71074916”, “81052057” “1054858” tescil numaralı işyerlerinin hangi işverene ait olduğu sorulmalıdır. Ardından, hizmet döküm cetvelinde kayıtlı çalışmaların geçtiği dava dışı şirketlerin, kuruluştan itibaren ticaret sicili kayıtları, tescil tarihleri, faaliyet alanları, adresleri, yetkililerin ve ortakların kimlik bilgileri, ünvan değişikliği yapılıp yapılmadığı hususları Ticaret Sicil Memurluğundan sorularak bilgi ve belgeler istenilmeli, dava dışı şirketler ile davalı şirket arasında organik bağ veya sair bağlantı bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir. Tüm bilgi ve belgelerin toplanılmasının ardından dosya kapsamı bir değerlendirmeye tabi tutularak, davacının çalışma süresi netleştirilmelidir. Yazılı şekilde eksik araştırmayla karar verilmesi hatalıdır.
3-İş sözleşmesinin tarafları, asgari ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı tarafça aylık ücretin net 1.200,00 TL olduğu iddia edilmiş; davalı işverence davacının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirildiği üzere ücretinin asgari ücret seviyesinde olduğu savunulmuştur. Mahkemece, aylık ücret miktarı tanık beyanlarına itibarla talep gibi kabul edilmişse de, emsal ücret araştırması yapılmaması hatalıdır. Anılan nedenle, işçinin eğitim durumu, meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek işçinin aylık ücret miktarı hususunda bir sonuca gidilmelidir. Yazılı şekilde eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.