Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/14409 E. 2013/14873 K. 18.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/14409
KARAR NO : 2013/14873
KARAR TARİHİ : 18.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ve davalı … Group Sigorta A.Ş. avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … Karakülah tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkili işçinin çalışma süresi boyunca davalı … Group Sigorta A.Ş. işyerinde çalıştığını, davalının muvazaalı şekilde müvekkili işçiyi taşeron firma kadrosuna geçirdiğini, iş sözleşmesinin davalı … Tic. A.Ş. tarafından geçerli ve haklı bir neden olmadan feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini, buna bağlı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklarının belirlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı … Group Sigorta A.Ş. vekili, davacının, müvekkilinin hizmet alım sözleşmesi imzaladığı diğer davalı şirketin işçisi olduğunu beyanla husumet yönünden davanın reddini savunmuştur.
Davalı …. vekili, davacının iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalılar arasındaki asıl işveren – alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığı, davacının baştan itibaren davalı … şirketinin işçisi olduğu, işveren davalı … şirketince yazılı fesih bildirimi yapılmadığından feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle, davanın davalı … Group Sigorta A.Ş. yönünden kabulüne, diğer davalı şirket yönünden husumetten reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili ve davalı … Group Sigorta A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve bunun işçilik haklarına etkileri noktasında toplanmaktadır.
Alt işveren; bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren – alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir.
Alt işverene yardımcı işin verilmesinde bir sınırlama olmasa da, asıl işin bir bölümünün teknolojik uzmanlık gerektirmesi zorunludur. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde, asıl işveren – alt işveren ilişkisinin sınırlandırılması yönünde kanun koyucunun amacından da yola çıkılarak, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesinde “işletmenin ve işin gereği” ile “teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” ölçütünün bir arada bulunması şarttır. Kanun’un 2. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarında “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler” sözcüklerine yer verilmiş olması bu gerekliliği ortaya koymaktadır. Alt İşverenlik Yönetmeliğinin 11. maddesinde de yukarıdaki anlatımlara paralel biçimde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilebilmesi için “işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmesi” şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir.
İşverenler arasında muvazaalı biçimde asıl işveren alt işveren ilişkisi kurulmasının önüne geçilmek amacıyla İş Kanunu’nun 2. maddesinde bazı muvazaa kriterlerine yer verilmiştir. Muvazaa Borçlar Kanununda düzenlenmiş olup, tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla, kendi gerçek iradelerine uymayan, aralarında hüküm ve sonuç meydana getirmesini arzu etmedikleri, görünüşte bir anlaşma olarak tanımlanabilir. Muvazaada, taraflar arasında üçüncü kişileri aldatma kastı bulunmakta ve sözleşmedeki gerçek amaç gizlenmektedir. Muvazaa genel ispat kuralları ile ispat edilebilir. Bundan başka İş Kanunu’nun 2. maddesinin yedinci fıkrasında sözü edilen hususların, aksi kanıtlanabilen adi kanunî karineler olduğu kabul edilmelidir.
Somut olayda, davacı, davalı … Group Sigorta A.Ş. işyerinde, temizlik görevlisi olarak, hizmet alım sözleşmelerine istinaden 01.01.2009-31.12.2009 tarihleri arasında kayden dava dışı … işçisi olarak, 01.01.2010-31.12.2011 tarihleri arasında ise kayden davalı …. işçisi olarak çalışmış, iş sözleşmesi davalı … tarafından geçerli neden bulunduğu gerekçesi gösterilerek feshedilmiştir. Her ne kadar, davalı … Group Sigorta A.Ş. ile dava dışı … ve davacı arasında iş sözleşmesinin devri yönünde bir sözleşme yapılmışsa da, davalı … Group Sigorta A.Ş.’ye ait temizlik işlerini yürüten alt işveren …’ün hizmet alım sözleşmesinin 31.12.2009 tarihinde sona ermesi üzerine, davacının ara vermeden 01.01.2010 tarihi itibariyle bu kez yine temizlik işlerini üstlenen davalı … Hiz. A.Ş. işçisi olarak aynı işyerinde çalışmasına devam etmiştir. Burada, alt işverenler arasında bir işyeri devri bulunduğunun kabulü gereklidir. Hal böyle olunca, davalı … Group Sigorta A.Ş.’nin davacının gerçek işvereni konumuna gelmediği açıktır. Kaldı ki, salt asıl işverene ait işçinin alt işveren tarafından çalıştırılması, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığını göstermez. Anılan nedenle, davalılar arasında, geçerli asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğunun kabulüyle, feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı hususunda, tarafların gösterdikleri deliller toplanarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.