Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/15278 E. 2013/14782 K. 18.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15278
KARAR NO : 2013/14782
KARAR TARİHİ : 18.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece isteğin kabulüne ilişkin verilen kararın davalı tarafça temyizi üzerine Dairemizce 31.10.2012 tarih, 2012/17514 esas-2012/23900 karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir.
Davalı vekili 16.01.2013 hakim havale tarihli dilekçesi ile davacının toplu fesih sürecinde işten çıkarıldığını, öncelikli olarak iş sözleşmelerinin sona erdirilmesi için gönüllülük dilekçesi vermiş olanların iş sözleşmelerinin sona erdirildiğini, davacının da bu kapsamda iş sözleşmesinin sona erdirildiğini ve kendisine yasal tazminatlarının yanı sıra 35.583,45 TL ek ödeme yapıldığını, davanın reddine ilişkin emsal mahkeme kararlarının onandığını, kabulü ilişkin kararların ise bozulduğunu, mevcut kararın maddi hataya dayandığını belirtilerek kararın düzeltilmesini istemiştir.
Yapılan incelemede, gerçekten de aynı şekilde işten çıkarılan davacıların açmış oldukları davalarda, davanın reddine ilişkin kararların Dairemizin kararları ile onanmasına karar verildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin maddi hata sebebi ile düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 31.10.2012 tarih, 2012/17514 esas-2012/23900 karar sayılı onama kararının ortadan kaldırılmasına karar verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek, feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, 25.11.2009 tarihinde “işin, işyerinin ve işletmenin gerekleri” nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve 29. maddesi uyarınca feshedildiğini ve kanuni haklarının ödendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı işverenin feshe ulaşmadan önce her türlü tedbiri uyguladığını en sona iş akitlerinin feshi yoluna gitmek zorunda kaldığını kanıtlayamadığı ve feshin geçerli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul ederek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre davacının davalı şirkete ait işyerinde tabbi ilaç tanıtım mümessili olarak çalıştığı, davalı Pfizer İlaçları Ltd. Şti. müdürler kurulunun 19.10.2009 tarih 9/4 sayılı kararı ile şirket içerisinde ekonomik ve yapısal bakımdan yeniden yapılanma sürecine girilmesi, yapılan organizasyon değişikliği sonucunda Şirket içerisinde işgücü fazlalığının oluşması nedeniyle personel sayısının azaltılmasına ve 4857 sayılı Kanun’da yer alan Toplu Fesih işlemlerinin başlatılmasına karar verildiği, bu karar çerçevesinde tercih önceliğinin, gönüllülük ilkesi çerçevesinde ve karşılıklı anlaşmak suretiyle iş akdi sona erecek personele verilmesine; bu yazılı olan kriterlere göre seçilecek personel sayısının yeterli gelmemesi halinde Şirket Yönetimine 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca fesih yapmak konusunda yetki verilmesine karar verilmiş ve gönüllüler grubunda yer alacak personele yasal haklarının yanı sıra işlemiş her kıdem yılı için 1/2 maaş oranında paket ödemesi yapılacak ve şirket yönetimince takdir edilecek yan sosyal haklar sağlanmasına karar verildiği, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından 24.11.2009 günü tebliğ edilen fesih bildirimi ile iş sözleşmenizin 4857 sayılı Kanun’un 29 ve 18. maddesi uyarınca, işin, işyerinin ve işletmenin gerekleri nedeniyle 25.11.2009 tarihi itibarıyla feshedileceği ve gönüllülük paketinde belirtilen yasal haklarına ilave ödemenin 04.12.2009 tarihine kadar ödeneceği bildirilmiştir.
Davacının fesih bildiriminde belirtilen kanuni haklarına ilaveten işverenin gönüllü olarak işten ayrılacak işçiler için belirlenen haklarını içeren muvafakatnameyi 23.11.2009 günü imzalayarak 25.11.2009 günü işyerinden ayrılışının yapıldığı, davacı ile davalı işverenin bu kapsamda davacının kanuni haklarına ilave olarak her kıdem yılı için ½ maaş oranında tazminat ödeneceği, talep halinde cep tel hattının ücretsiz devri, şirket aracını piyasa değerinin % 10 altında satın alma imkanı, bir ay süre ile kariyer danışmanlık hizmet desteği sağlanması konusunda anlaştıkları ve kanuni haklarına ilaveten 33.583,45 TL ilave ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının davalı işverenin teklif ettiği işyerinden gönüllü olarak ayrılacak işçiler için yasal ilave haklarını alarak karşılıklı anlaşma sonucu işyerinden ayrılığının kabulünü gerektirir. Davalı işverence alınan işletmesel karar doğrultusunda toplu işçi çıkarmada gönüllü işçilerin iradesine öncelik verilmesi ve işçi tarafından bu icabın kabul edilmesi sonucunda iş sözleşmesinin anlaşma yoluyla bozulması söz konusu olduğu, diğer bir anlatımla ortada bir işveren feshi sözkonusu olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim dairemizde incelenenen davalı işverenin aynı uygulaması sonucunda gönüllüler listesine alınarak kanuni haklarına ilave olarak yapılan ödemeyi kabul ederek işyerinden ayrılan işçilerin açtığı davalarda iş sözleşmesinin tarafların anlaşması sonucu sona erdiği gerekçesi ile reddine dair kararlar onanarak geçmiştir. (2011/10240 esas – 2012/4066 karar)
Davacının davalı işverenin teklif ettiği kanuni haklarına ilave gönüllülük paketindeki hakları alarak ayrılması konusunda anlaşması sonucu iş sözleşmesinin sona erdiği anlaşıldığından davanın reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 74,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 18.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.