Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/15539 E. 2013/15654 K. 27.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15539
KARAR NO : 2013/15654
KARAR TARİHİ : 27.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin davalı işverence geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine karar verilmesini, çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve diğer hakları ile işe başlatmama tazminatının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının işini savsakladığını, buna rağmen iş sözleşmesinin feshedilmediğini ve ihtar ile yetinildiğini, davacının bu davranışlarına devam etmesi üzerine 06.01.2012 tarihli ihtarname ile savunmasının istendiğini ancak savunma vermediğini davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddine istemiştir.
Mahkemece, şahit beyanlarının değerlendirilmesinde davacının kesin olarak, işyerinde işini savsaklaması, gerekli malzemeleri kontrol etmeden teslim alması ve mevcut uygunsuzlukları tesbit ederek raporlamaması ve hatalı malzeme teslim alması gibi hususların kesin ve inandırıcı delillerle işverence ispat edilemediği, davacıya bu konuda ihtarat yapılmadığı, şirketin zarara uğradığı konusunda kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve iş sözleşmesinin feshinin son çare olarak düşünülmesi gerekirken işveren tarafından bu hususa riayet edilmeden davacının işten çıkartılması haklı görülmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık sözkonusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkânının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin
(e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkânı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkânı tanımaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının işyerinde kalite kontrol elemanı olarak çalışırken iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından davacının işinin gereğini zamanında ve tam olarak yapmadığı konusunda yazılı ve sözlü olarak defalarca uyarılmasına rağmen direktifleri ısrarla yerine getirmediği, hakkında tutanak tutulduğu, görevini ısrarla yerine getirmemesi, amirlerinin direktiflerine karşı gelmesi gerekçesiyle 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesi uyarınca feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta her ne kadar davacının kesin olarak işyerinde işini savsakladığı, gerekli malzemeleri kontrol etmeden teslim aldığı ve mevcut uygunsuzlukları tesbit ederek raporlamadığı gibi hususların kesin ve inandırıcı delillerle işverence ispat edilemediği, davacıya bu konuda ihtarat yapılmadığı, şirketin zarara uğradığı konusunda kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçeleri ile davacının işe iadesine karar verilmişse de, davacı işçi hakkında işine gerekli özeni göstenmediği, işyerine gelen ürünlerde kontrol etiketi bulunmadığı, bu sebeple hatalı ürün sevkedildiği ve işyerindeki işlerin geciktiği belirtilerek ihtarname düzenlenmiştir. Ancak dosya içeriğinden davacının yaptığı işin niteliği, bu işin davalı işyerinde kaç kişi tarafından yapıldığı ve iş bölümünün ne şekilde düzenlendiği anlaşılamamaktadır. Mahkemece davalı işyerinde kalite kontrol elemanı olarak çalışan davacı ile aynı işi yapan kaç çalışan olduğu, sözkonusu işe ilişkin görev tanımı ile iş bölümü ve çalışma düzeni belirlenerek gerektiği takdirde uzman bilirkişi görüşüne de başvurulmak suretiyle toplanacak delliler yeniden değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.