Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/16421 E. 2013/15618 K. 26.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16421
KARAR NO : 2013/15618
KARAR TARİHİ : 26.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, sendika üyelik ve dayanışma aidatı asıl alacağının toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılan ödeme temerrüt tarihlerinden itibaren bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek işletme kredi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 01.01.2006-31.12.2007 ve 01.01.2008-31.12.2009 arası yürürlük süreli toplu iş sözleşmeleri imzalandığını, davalı belediyenin sendikaları adına kestiği aidatları 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 61. maddesine aykırı olarak müvekkiline göndermediğini iddia ederek 01.01.2006-28.07.2009 tarihleri arası dönem için hesaplanacak sendika üyelik ve dayanışma aidatı asıl alacağının toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılan temerrüt tarihlerinden itibaren bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek işletme kredi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettikten sonra dava tarihine kadar işleyen faiz alacağını ayrıca alacak olarak istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili davacının davalıyı temerrüde düşürmediğini, işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığını, ayrıca dava açılmadan ve dava devam ederken davacının aidat alacaklarının da ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, Silivri Belediye Başkanlığının dava tarihi itibariyle davacı Sendikaya 141.402,93-TL üyelik aidatı asıl alacağı ve 51.110,94 TL işlemiş faiz ödemekle yükümlü olduğu, dava tarihinden sonra yapılan 143.618,50 TL’lik ödemenin öncelikle 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 84. maddesi uyarınca işlemiş faizden, bakiyesinin ise asıl alacaktan mahsubu neticesinde davacının 48.895,37 TL aidat alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sendika aidat alacağı olup olmadığı ile varsa miktarının ne kadar olduğu ve temerrüt tarihinin ne zaman olduğu ile işlemiş faiz alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Kanun’un 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakatı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da “Dayanışma aidatı miktarı, üyelik aidatının üçte ikisidir.” hükümleri yer almıştır.
Öte taraftan 01.01.2006-31.12.2007 tarihleri arası yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin “Sendikal Ödentiler” başlıklı 15. maddesinde, “İşveren, sendika Ana Tüzüğü hükümlerine uygun olarak sendikaca bildirilecek üyelik ödentileri ile dayanışma ödentilerini ilgililerin ücretlerinden keserek sendikanın göstereceği banka hesabına yatırır. Bu işlerin aksamadan yürümesi bakımından Sendika en geç her ayın sonunda, üyelik ve dayanışma ödentisi ödeyecek, işçilerin listesini işverene yazılı olarak bildirir. Bu bildirimin yapılmaması halinde önceki liste aynen geçerli kabul edilir. İşveren bu listeye uygun olarak takip eden ayda ödenecek ücretlerden gerekli kesintileri yapar ve en geç ödeme gününü takip eden yedi gün içinde sendikanın banka hesabına yatırır. İşveren yine yedi gün içinde kesinti yapılan işçiler ve kesinti miktarlarını gösterir onaylı bir listeyi sendika genel merkezine gönderir. İşveren, bu işlemler için sendikadan herhangi bir ücret ve masraf talep edemez” düzenlemesi yer almıştır.
Yine Silivri Belediyesinin taraf olduğu 01.01.2008-31.12.2009 tarihleri arası yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi ile Silivri Belediyesine katılan Ortaköy Belediyesinin taraf olduğu 15.08.2008-14.08.2009 tarihleri arası yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin aynı başlıklı 15. maddesi uyarınca işverenin 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesi gereği kesmeye mecbur olduğu üyelik ve dayanışma aidatlarını, her ay keserek işçi ücretlerinin ödendiği günü takip eden yedi gün içinde sendikanın bildireceği banka hesabına herhangi bir ihtara lüzum kalmaksızın yedi gün içerisinde yatırmak zorunda olduğu düzenlenmiştir.
Ayrıca toplu iş sözleşmelerinin “Ödeme ve Ücret Hesap Pusulası” başlıklı 53. maddesinde ise, işçilerin ücretleri hak kazanılan günü izleyen ilk iş günü iş saatleri içinde ödenir…” hükmü bulunmaktadır.
Nihayet dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Kanun’un 84. maddesinde, “Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir.” denilirken 101. maddesinde, “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtariyle, mütemerrit olur. Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen bir ihbarda bulunmak suretiyle tesbit etmiş ise, mücerret bugünün hitamı ile borçlu mütemerrit olur..” hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
a) 2821 sayılı Kanun’un 61/1. maddesine göre bir işyerinde veya işletmede toplu iş sözleşmesi yapmak için 2822 sayılı Kanun uyarınca yetki belgesi alan işçi sendikasının, yetki belgesine konu işyeri veya işletmede çalışan üyesi işçilerin listesini, sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve sendikanın banka hesap numarasını işverene bildirmesi ve bu listeye göre üyelik aidatının kesilerek ve bildirilen banka hesabına yatırılmasını istemesi gerekir.
Toplu İş Sözleşmelerinde kesilen aidatın ne zaman sendikaya yatırılacağı hususu düzenlenmiş ise ayrıca ihtara gerek kalmadan bu tarihlerden itibaren faize karar verilmelidir. Bu konuda bir düzenlenme yoksa taraf sendikanın işvereni temerrüde düşürmesi gerekir. Dava tarihinden önce sendika tarafından işverenin temerrüde düşürülmesi söz konusu değil ise dava ve ıslah tarihi temerrüt tarihini oluşturmaktadır. Bu nedenle bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda, toplu iş sözleşmelerinde temerrüt tarihlerinin açıkça düzenlendiği görülmektedir. Bu tarihlerden itibaren faize hükmedilebilmesi için davacı Sendikanın her toplu iş sözleşmesi dönemine ilişkin üye listesini, aidat miktarını ve ödemenin yapılacağı banka hesap numarasını davalı işverene bildirmesi gereklidir. Dosya kapsamına göre, davacı sendikanın Silivri Belediyesinin taraf olduğu 01.01.2008-31.12.2009 tarihleri arası yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi bakımından yukarıda belirtilen bildirimi 14.11.2007 keşide, 19.11.2007 tebliğ tarihli yazı ve ekleriyle yaptığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle özellikle davalı tarafından dava açılmadan önce yapılan ödemeler ile hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplama dönemi dikkate alındığında Silivri Belediyesinin taraf olduğu yukarıda belirtilen toplu iş sözleşmesi bakımından, sözkonusu toplu iş sözleşmesinde düzenlenen temerrüt tarihlerine göre işlemiş faiz hesabı yapılmasında bir isabetsizlik yoktur. Ancak 5747 sayılı Kanunla Silivri Belediyesine katılan Ortaköy Belediyesi’nin taraf olduğu 15.08.2009-14.08.2009 tarihleri arası yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi dönemi için aynı nitelikteki 24.06.2008 keşide tarihli yazının davalıya gönderilip gönderildiği anlaşılamamaktadır. Eğer söz konusu bildirim ve ekleri işverene gönderilmemişse Ortaköy Belediyesi’ne ilişkin talep açısından işlemiş faiz alacağı söz konusu olmayacaktır. Mahkemece bu hususun araştırılarak sonucuna göre işlemiş faiz alacağının değerlendirilmesi gereklidir.
b) Diğer taraftan ticari işletme kredisi faiziyle aralarındaki fark nedeniyle 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesinde belirtilen “en yüksek işletme kredisi faizini” uygulayan tek banka Türkiye Kalkınma Bankası olduğundan bu banka yerine en yüksek işletme kredisi faizlerinin diğer banka verilerine göre hesaplanması hatalıdır. Nitekim Dairemizce de benimsenen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararlarında bu hususa işaret edilmiştir (Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2012/11392-14220 sayılı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2007/37366-33647 ve 2007/16995-23139 sayılı kararlar).
c) Son olarak davalı … vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarında belirttiği gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunun işlemiş faiz alacağı hesabında, davalı aleyhine hesaplama hataları bulunmaktadır. Bu hesap hatalarının giderilerek talebin hüküm altına alınması gereklidir.
Belirtilen esaslar dairesinde davacının taleplerinin değerlendirilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 26.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.