YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/16668
KARAR NO : 2013/15441
KARAR TARİHİ : 25.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, davalı işyerinde 29.03.2004-07.10.2010 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin ilk olarak 05.01.2009 tarihinde davalı tarafından feshedildiğini, bu feshe ilişkin Polatlı İş Mahkemesinin 2009/23 esas sayılı dosyası üzerinden açtığı dava sonucunda işe iade talebinin kabul edildiğini ve yaklaşık bir yıl sonra yeniden işe başladığını, bu süre içinde herhangi bir işte çalışmadığını ve daha önce bankalardan almış olduğu kredileri ödeyemez duruma düştüğünden yeniden çalışmaya başladıktan sonra maaşı üzerine bankalar tarafından haciz konulduğunu, bunun üzerine davalı işverenin 07.10.2010 tarihinde maaşı üzerindeki borç ve haciz yoğunluğunun iş ortamını olumsuz etkilediğini ileri sürerek iş sözleşmesini 07.10.2010 tarihinde yeniden feshettiğini, davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin ilk olarak haksız feshedilmesi nedeni oluşan bu durumun işverene fesih hakkı vermeyeceğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının maaşı üzerine çok sayıda icra dosyasından haciz konulması üzerine 28.04.2010 tarihinde davacının yazılı olarak uyarıldığını ancak davacının bu süreçte durumunu düzeltmediğini, 29.06.2010 tarihli ihtarname ile davacıdan 17.08.2010 tarihinde kadar borçların ödeyerek maaşı üzerindeki hacizleri kaldırılmasının istendiğini, ancak işçinin borçlarını ödemediğini, ayrıca iki ayrı icra dosyasından daha haciz ihbarnamelerinin gönderildiğini, bunun üzerine davacının iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek feshedildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davacı işçi hakkında değişik alacaklılar tarafından çok sayıda icra takibi yapıldığı ve ücretine hacizler konulduğu, işçinin ihtara rağmen ücreti üzerindeki haczin kaldırılmasına yönelik işlem yapmaması sebebiyle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca geçerli nedene dayalı feshedildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, iş yerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/11. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, iş yerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak iş yerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davacının iş sözleşmesi 07.10.2010 tarihinde maaşının üzerinde çok sayıda haciz bulunması ve daha önce yapılan ihtar ve uyarılara rağmen borcunu ödememesi nedeni ile 4857 sayılı Kanun’un 17. ve 18. maddelerine dayalı olarak feshedilmiştir. Dosya içerisindeki ücret bordroları ve ilgili icra dairelerinin haciz ihbarnamelerinin incelenmesinde; davacının maaşı üzerine yedi ayrı icra dosyasından toplam 26.000,00 TL’nin tahsili için haciz işlemi uygulandığı görülmektedir. Bu belgelere göre, her ne kadar davacının ücretinin çok üzerinde bir miktarda borçlandığı anlaşılmakta ise de, davacının iş sözleşmesinin ilk olarak 05.01.2009 tarihinde işverence feshedildiği ve işverence gerçekleştirilen bu feshin haklı veya geçerli bir nedene dayanmadığı Polatlı İş Mahkemesinin 2009/23 esas sayılı dosyası üzerinden açılan işe iade davası ile sabittir.
İşçi, iş sözleşmesinin 05.01.2009 tarihinde geçersiz feshedilmesinden sonra, işe iade kararı kesinleşinceye kadar bir yıl süre ile işsiz kalmış ve 08.12.2009 tarihinde yeniden işe başlamıştır. Bu süreçte davacı işçinin bir başka işyerinde de çalışmadığı anlaşılmaktadır. Davacı aleyhine yürütülen icra takip dosyalarının incelenmesinde, tüm icra takiplerinin ilk fesih tarihi ile işe iade kararını kesinleşme tarihi arasında başlatıldığı, davacının işsiz kaldığı bu dönemde borçlarını ödeyemez duruma geldiği görülmektedir. İşyerinde altı yılın üzerinde kıdemi bulunan davacının, işsiz kaldığı dönem dışında, aşırı miktarda borçlandığı ve borçlarını ödememeyi alışkanlık haline getirdiğini gösterir bir delil dosyaya ibraz edilmemiştir. Bu durumda, işveren tarafından feshe gerekçe olarak gösterilen davranışın, işçinini sözleşmesinin geçerli ve haklı bir sebebe dayanılmaksızın feshedilmesinden kaynaklandığı kabul edilmelidir. Davalı işverenin haksız şekilde gerçekleştirdiği fesih sebebi ile ortaya çıkan bu duruma dayanarak iş sözleşmesini geçerli sebeple feshettiğinden söz edilemez.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE,
3-Davacının kanuni sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının fesih nedeni ve kıdemi dikkate alınarak dört aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok beş aylık ücret ve diğer haklarının davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine, davacının işe başlatılması halinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
6-Davacının yapmış olduğu 37,05 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 25.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.