Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/18123 E. 2013/16862 K. 08.07.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/18123
KARAR NO : 2013/16862
KARAR TARİHİ : 08.07.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücret alacaklarının karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin üstlendiği Tire Devlet Hastanesinde temizlik işinde 1992-2001 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesine davalı şirket tarafından son verildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacağının davalıdan tahsili talep etmiştir.
Davalı vekili, avacının müvekkili şirkette çalışmasının bulunmadığını, davacının alacağının bulunmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda 01.04.2008 tarih 2005/496 Esas, 2008/103 Karar sayılı ilam ile davanın zamanaşımı sebebi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından süresi içerisinde temyiz edilmesi sonucunda yapılan temyiz incelemesi sonucunda,Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 23.09.2010 tarihli 2008/34488 Esas 2010/25326 Karar sayılı ilamı ile işyeri devri halinde iş sözleşmesinin sona erme tarihinin işyerinin devredildiği tarih değil, son fesih tarihi olduğu, dolayısıyla zamanaşımının devir tarihinden değil, fesih tarihinden başlatılması gerektiği, iş sözleşmesinin sona erdiği tarih gözönüne alındığında dava açılış tarihi itibariyle zamanaşımının dolmadığı, devreden işverenin sadece kıdem tazminatından sorumlu olacağı, diğer istekler yönünden sorumluluğunun da bulunmadığı dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Mahkemece, usul ve kanuna uygun bulunan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Bozma kararına uyulmasından sonra yapılan yargılama sonucunda ise davalı işyerinin devreden olarak sorumluluğunun kendi dönemine ait kıdem tazminatından ibaret olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İşyeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır.
Değinilen Kanunun 120. maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır.
İşyeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir.
Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır.
4857 sayılı Kanun’un 6. maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir.
Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Kanunu’nun 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.
Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır.
Somut olayda, davacının 01.10.1992 yılında davadışı Tire Belediyesi’nden temizlik işleri alan alt işverenlere bağlı olarak çalışmaya başladığı sabittir. Davacının sigorta hizmet cetveline göre davalı işyerinde 03.01.1998-30.12.1998 yılları arasında davadışı Tire Belediyesi’nde çalıştığı anlaşılmaktadır.Her ne kadar mahkemece davalı işyerini sadece kendi dönemi ile sorumlu tuturak kıdem tazminatına hükmetmiş ise de, davalı şirket kendi döneminden sorumlu olmaktan başka kendi döneminden önceki çalışmadan da son işveren olarak müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu sebeple 1998 ve öncesinde geçen çalışma süresi için hesaplanacak kıdem tazminatından davalı şirketin sorumlu tutulması yerine sadece 1998 döneminden sorumlu tutulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek olması halinde ilgiliye iadesine, 08.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.