YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21105
KARAR NO : 2013/20758
KARAR TARİHİ : 04.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla mesai ücreti, ücret ile ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili davacının, davalı işyerinde 15.11.2008-05.03.2010 tarihleri arasında çalıştığını, çıplak ücreti 800,00 TL, istihbarat ücreti, 390,00 TL asgari geçim indirimi 80,00 TL olmak üzere aylık 1.270,00 TL ücret aldığını, iş sözleşmesinin haksız olarak işveren tarafından feshedildiğini, davacının yıllık izin kullanmadığını ve yıllık izin ücretinin de ödenmediğini, 09:00-22:00 saatleri arasında çalıştığı halde fazla çalışma ücreti ödenmediğini, dört ayda bir yani yılda üç kez 1.190,00 TL tutarında ödenmesi gereken ikramiyenin de ödenmediğini, beş günlük ücret alacağının bulunduğunu ileri sürerek, ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, ikramiye alacağı ve ödenmeyen ücret alacakları istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret gözönünde tutularak belirlenir.
4857 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma şartlarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanun’un 37. maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece re’sen araştırılmalıdır.
Somut olayda, davacı aylık 1.270,00 TL ücret aldığını iddia etmiş, davalı ise ücret ödemelerinin imzalı bordrolar karşılığında yapıldığını, davacının çalıştığı süreler içerisinde bordrolara itiraz etmediğini, banka kayıtları ile ücret bordrolarının uyumlu olduğunu savunmuştur. İşverence ibraz edilen imzalı ücret bordrolarında, fesih tarihi itibarı ile günlük brüt 24,69 TL ücret tahakkuk ettirildiği görülmüştür. İş sözleşmesinde davacının, şoför olarak çalışacağı ve asgari ücret ödeneceği belirtilmiştir. Davacı şahitleri, davacının iddiasını doğrulayarak asgari ücretin bankaya yatırıldığını, aşan ödemelerin elden yapıldığını beyan etmişlerdir. Kendisinin de şoför olarak çalıştığını belirten davalı şahidi ise davacının ne kadar ücret aldığını bilmediğini, tahmininin kendisine yakın olduğunu, kendisinin son aldığı ücretin 1.020,00 TL olduğunu ifade etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının kıdemsiz işçi olduğu ve dosya içerisinde meslek örgütü görüşünün bulunmadığı gerekçesiyle davacının fesih tarihi itibarı ile günlük brüt 24,69 TL ücret aldığı kabul edilerek dava konusu alacaklar hesaplanmıştır. Mahkemece, yukarıda açıklanan şekilde emsal ücret araştırması yapılarak sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Öte yandan, davacının ikramiye alacağının bulunup bulunmadığı konusunda da taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacının bordrosunda yer almayan ve yazılı delille ispatlanamayan ikramiye iddiasının salt davacı şahitlerinin beyanlarına dayanılarak kabul edilmesi doğru olmamıştır. Kaldı ki, davacı delilleri ikramiye alacağının miktarı konusunda da farklı beyanlarda bulunmuşlardır. Bu durumda, ikramiye alacağının reddi yerine kabulüne karar verilmesi ve ikramiyenin ücrete dahil edilerek tazminat hesabı yapılması usul ve kanuna aykırıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.