YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21408
KARAR NO : 2013/19719
KARAR TARİHİ : 24.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, fazla çalışma, yıllık izin ile ulusal bayram genel tatil ücreti
Alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı ve İçişleri Bakanlığı avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının … nezdinde çalışmakta iken, 6111 sayılı Kanun’un 166. maddesi kapsamında Milli Eğitim Müdürlüğüne tayin edildiğini, davacının ataması yapılırken bir kısım yıllık izin hakkının kullandırılmadığını ve yıllık izin alacağının ödenmediğini, davacının atandıktan sonra emekli olduğunu, ancak atandığı kurumda da yıllık izinleri kullandırılmadığı gibi yıllık izin ücretlerinin de ödenmediğini, davacının kullanmadığı yıllık izinlerinin mevcut olduğunu, yıllık izin ücretlerinden davalı belediyenin sorumlu olduğunu belirterek, yıllık ücretli izin alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, devir nedeni ile davalının izinden sorumlu olmadığını, fazla mesai ve tatil çalışmaları olmadığını davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonunda, 04.06.2012 tarih 2011/591 esas, 2012/511 karar sayılı ilam ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 19.11.2012 tarih 2012/32306 esas, 2012/38262 karar sayılı ilamı ile “ Davalı … başkanlığında istihdam fazlası olarak belirlenen ve komisyon karan ile Milli Eğitim Bakanlığı’na iş sözleşmesi devredilen davacı işçi nakil karan sonrası devreden kurumda işe başladığından devir tarihinde ortada fesih bulunmadığı devreden davalı … başkanlığının doğmamış ve muaccel olmayan yıllık ücretli izinden sorumlu tutulamayacağı, dava dilekçesinin devralan işverene tebliğ edilmesi gerektiği ve taraf sıfatı olmayan davalı hakkında hüküm kurulması hatalı olduğu, kabule göre ise, yıllık ücretli izin ücretinin net ödenen miktar üzerinden ve davacı son yıllarda izin kullanmadığını belirtmesine rağmen, talep dışında çıkılarak tüm süre içinde kullanmadığı izinler karşılığı ücret hesaplanmasının isabetsiz bulunduğu, davalı işyerinde itfaiye elemanı olarak 24 saat çalışma ve 48 saat dinlenme esasına göre çalışan, davacının bu çalışma şekline göre ulusal bayram ve genel tatil günlerine denk gelen nöbetinin olacağı hüküm altına alınan fazla mesai ücret alacağına en yüksek banka mevduat faizi yerine kanuni faiz yürütülmeyeceği gerekçeleri ile karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve dava dışı İçişleri Bakanlığı davaya dahil edilmiştir. Bozma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda dava konusu tüm talepler yönünden … aleyhine açılan davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiş, dahili davalı … yönünden yıllık izin ücret alacağı talebinin derdestlik nedeni ile reddedilmiş ve fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri çalışma karşılığı ücret alacaklarının dahili davalı … Bakanlığından tahsili yönünde hüküm kurulmuştur.
Karar süresi içerinde davalı … ve davacı taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosya içerisinde mevcut davacıya ait şahsi işyeri dosyasının incelenmesinde, davacının Ağrı Belediye Başkanlığına sunduğu 13.09.2011 tarihli dilekçesi ile emeklilik talebinde bulunduğu, 27.09.2011 tarihli Ağrı Belediye Başkanlığının yazısı ile 6111 Sayılı Kanun’un 166. maddesi gereğince İl Emniyet Müdürlüğüne atanmasına karar verildiği ve İl Emniyet Müdürlüğüne atandığına ilişkin yazının davacıya 04.11.2011 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir.
Davalı … 14.03.2012 tarihli müzekkere cevabında davacının Ağrı Belediye Başkanlığında 17.05.1999-04.12.2000 ve 04.12.2000-04.11.2011 tarihleri arasında çalıştığını beyan etmiştir.
Dava 11.10.2011 tarihinde açılmış olup bu tarihte davacı işçinin Ağrı Belediye Başkanlığında fiilen çalışmaya devam ettiği anlaşılmaktadır.
Ayrıca, davacının Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/562 esas sayılı dosyası üzerinden davalı … aleyhine yıllık izin ücret alacağı talebi açtığı dosya üzerinden yapılan yargılama sonucunda, davacının iş sözleşmesinin … tarafından İçişleri Bakanlığına devredilmesinden önce emekliye ayrıldığı ve yıllık izin ücret alacağından davalı … Başkanlığının sorumlu tutulduğu sabittir. İlgili karar Yargıtay denetiminden geçmiş ve onanarak kesinleşmiştir.
Bu durumda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 19.11.2012 tarih 2012/32306 esas, 2012/38262 karar sayılı ilamında belirtilen, istihdam fazlası olarak belirlenen ve komisyon kararı ile Milli Eğitim Bakanlığı’na iş sözleşmesi devredilen davacı işçi nakil kararı sonrası devreden kurumda işe başladığından devir tarihinde ortada fesih bulunmadığı devreden davalı … başkanlığının doğmamış ve muaccel olmayan yıllık ücretli izinden sorumlu tutulamayacağı, dava dilekçesinin devralan işverene tebliğ edilmesi gerektiği yönündeki bozma gerekçesinin, temyiz incelemesi sırasında dosya içerisindeki bir kısım bilgi ve belgenin gözden kaçırılması sureti ile maddi hataya dayalı olarak oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarih 197 /2-520 esas, 1988/89 karar sayılı kararında, yargıtayca temyiz incelemesinin yapıldığı sırada dosyada bulunan bir belgenin gözden kaçırılması, maddi hata sebebi olarak açıklanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kökleşmiş içtihatları maddi hataya dayanan bozma ya da onama ilamının usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı yönündedir (Yargıtay HGK17.012007 gün 2007/9-13 esas 2007/17 karar ve Yargıtay HGK 25.06.2008 gün 2008/11-448 esas-2008/454 karar).
Ayrıca belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 gün ve 1957 /13 esas, 1959 karar ve 09.05.1960 gün 1960/21 esas, 1960/9 karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtay’ca maddi hata sonucunda verilen bir karara mahkeme uyulsa dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz.
Bu tespitlerden sonra;
1)Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafları aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Davacının temyiz itirazları yönünden;
a-)Davacının iş sözleşmesinin 6111 sayılı Kanun gereğince bir başka kuruma devredilmeden önce davalı … Başkanlığından emekli olarak işten ayrılmış olduğu anlaşıldığından, dava konusu fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri ücret alacağı talepleri yönünden … aleyhine açılan davanın husumetten reddi hatalıdır.
b-) Davacının aynı mahkemenin 2011/562 esas sayılı dosyası üzerinden davalı … aleyhine yıllık izin ücret alacağı talep ettiği ve bu davada İçişleri Bakanlığının taraf olmadığı anlaşıldığından, yıllık ücretli izin alacağı talebinin İçişleri Bakanlığı yönünden derdestlik nedeni ile reddi de isabetsizdir.
3)Davalı … Bakanlığının temyiz itirazları yönünden;
a-) Yukarı da da belirtildiği üzere, davanın açıldığı tarihte davacının iş sözleşmesinin İçişleri Bakanlığına devredilmediği ve Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 19.112012 tarih 2012/32306 esas, 2012/38262 karar sayılı ilamının davacının davalı … Başkanlığından emekli olarak iş sözleşmesinin feshettiği, temyiz incelemesi sırasında dosya içerisindeki bir kısım bilgi ve belgenin gözden kaçırılması sureti ile maddi hataya dayalı olarak oluşturulduğu anlaşıldığından bu davalının dava konusu fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri ücret alacaklarında sorumlu tutulması mümkün bulunmamaktadır.
Ayrıca, davacı dava açıldığı tarih olan 11.10.2011 tarihine kadar doğan fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil günleri ücret alacaklarını talep ettiği dikkate alınmaksızın, 04.11.2011 tarihi esas alınarak hesaplama yapılması da isabetsiz olup, bu husus ayrı bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir.
b-)Somut olayda, davacı tarafça fazla çalışma ücret alacağı yönünden dava 30.042012 tarihinde ıslah edilmiştir. Bilirkişi ek raporlarının alınmasından sonra 25.05.2012 tarihli dilekçe ile fazla çalışma ücret alacağı talebinin ikinci defa ıslah edildiği görülmektedir. Mahkemece ikinci ıslah ile arttırılan miktarlar üzerinden hüküm kurulmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176/2. maddesi uyarınca aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceğinden, fazla çalışma ücret alacağının ikinci ıslah ile artırılan miktarlar üzerinden hüküm altına alınması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.09.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.