YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22334
KARAR NO : 2013/21110
KARAR TARİHİ : 08.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Maddi yanılgıya dayalı olarak verilmiş Yargıtay onama ya da bozma kararları ile hatalı biçimde hak sahibi olmak, evrensel hukukun temel ilkelerine ters düştüğünden karşı taraf yararına sonuç doğurmamalıdır. Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri de bu doğrultudadır.
Gerçekten; maddi yanılgı kavramından amaç; Hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.
Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin göz ardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığı sarsacağı gibi, Adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.
Bu sebepledir ki; Yargıtay; bu güne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Kaldı ki kimi açık maddi yanılgıya dayalı ve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesi kamu düzeni açısından zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/10-895 esas ve 2002/838 karar, 2003/21-425 esas, 2003/441 karar sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 esas, 1959/5 karar, ve 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 esas, 1960/9 karar, sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı bozma kararından dönülmesi mümkündür.
Somut olayda, mahkemece verilen ilk hüküm davalı tarafın temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 04.05.2011 tarihli ve 2009/37095 esas 2011/13437 karar sayılı kararında “Somut olayda davalı tarafça dosya içerisine ibraz edilen 08.11.2005 tarihli avans makbuzu ile davacıya 21 günlük yıllık izin ücreti ödendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca 10.07.2006-17.06.2006 tarihleri arasında 7 gün yıllık izin kullandığına ilişkin davacının imzasını taşıyan yıllık izin belgesi de dosya içerisinde bulunmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının imzasını taşıyan bu yıllık izin belgesi ile 21 günlük yıllık izin karşılığı yapılan ödeme miktarı dikkate alınmamıştır. Hatalı değerlendirmeye dayanan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle bozulmuştur.
Dosya içeriğine göre bozma öncesi hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının imzasını taşıyan yedi gün izin kullandığına dair yıllık izin belgesi ile yirmibir günlük yıllık izin karşılığı yapılan ödeme miktarı toplamı olan 1.128,00 TL olarak mahsup edilerek bakiye yıllık izin alacağı hesaplanmıştır. Buna rağmen belirtilen hususun bozma sebebi yapılması maddi hataya dayanmakta olup Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bu karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı bozma kararından dönülmesi mümkündür. Bu durum bozma sebebi ise de, yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Hüküm fıkrasının yıllık izin ve yargılama giderleri kısmının silinerek, yerine;
“6-Davacının yıllık ücretli izin alacağı, net 1.270,90 TL nin temerrüt tarihi olan 17.03.2007 tarihinden itibaren kanuni faiziyle birlikte, davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Kabul edilen miktar üzerinden binde 68,31 olarak hesaplanan 1638,67 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.393,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 245,17 TL harcın davalıdan tahsiline,
8-Kabul edilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 2.878,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
9-Reddedilen miktar üzerinden aynı tarife üzerinden hesaplanan 449,51 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
10-Davacı tarafından harcanan 857,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranları gözetilerek 741,21 TL yargılama gideri ile davacı tarafından yatırılan 1.363,10 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,” şeklinde yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.