YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/22846
KARAR NO : 2013/19158
KARAR TARİHİ : 17.09.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı … avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili, müvekkillerinin iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Mahkemece, “…davacıların üst arama işini amirlerin emri ile yaptığı, tanık beyanlarında davacıların cinsel istismarda bulunmadığı, savcılık dosyasında da davacılar hakkında şikayetçi olunmadığı…” gerekçesiyle feshin geçersizliği ile davacıların işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıların iş sözleşmelerinin fesih gerekçesi aynı olup, davalı işveren aynı olduğundan aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğu açıktır. Ancak, feshin geçersizliği ve işe iade davasının özelliği gereği bu tür davalarda birden fazla işçinin aynı dava dilekçesi ile birlikte dava açmaları halinde, birlikte yargılama yapılıp hüküm kurulması doğru değildir. Zira, feshin geçersizliği ve işe iade istemini içeren davalarda her davacı için fesih sebebi, hizmet süresi, iş güvencesi hükümleri kapsamında olup olmadığı, dava açma süresi gibi hususlar ayrı ayrı belirlenmekte ve dosyanın özelliğine uygun olarak hüküm kurulmaktadır. Keza, işe iade kararının infazında da yine işçinin iş sözleşmesindeki kişisel özellikleri öne çıkmaktadır. Davacıların talep konuları aynı olsa bile, davalı işveren hakkında aynı dava dilekçesiyle açılan bu davanın birlikte görülmesi sonucunda, belirtilen olguların tespiti ve temyiz incelemesi sırasında kararın denetimi bakımından yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi imkanı bulunmamaktadır. Davacıların davasının tefrikine karar verilerek her davacı açısından ayrı ayrı yapılacak yargılama sonucuna göre hüküm kurulmak üzere kararın sair yönleri incelenmeksizin bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, 17.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.