YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/23605
KARAR NO : 2013/20138
KARAR TARİHİ : 27.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, şirkete 11.06.2010 tarihinde tebliğ edilen yetki tespit yazısına itiraz ile kararın iptaline ve Sendikanın yetkisizliğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; işyerinde başvuru tarihinde tespitte belirtilenden çok daha fazla işçi çalıştığını, davalı sendikanın davacı şirketin işyerinde çoğunluğu sağlayamadığını iddia ederek olumlu yetki tespitinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı sendika vekili, davalı sendikanın davacı işyerinde çalışan işçi ve üye sayısının tespiti için 07.05.2010 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına başvurduğunu, Bakanlık’ın 02.06.2010 tarihli yetki tespit yazısı ile başvuru tarihinde işyerinde çalışan 162 işçiden 82’sinin üyeliği ile Birleşik Metal-İş Sendikasının kanunn aradığı gerekli çoğunluğu sağladığının tespit edildiğini, savunarak itirazın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Bakanlık vekili ise Bakanlık kayıtlarının incelenmesinde 07.05.2010 tarihi itibarı ile Birleşik Metal-İş Sendikası tarafından toplu iş sözleşmesi yapmak için yetki tespiti başvurusunda bulunulması üzerine 162 işçinin çalıştığının, bunlardan 82 adedinin Birleşik Metal Sendikası üyesi olduğunun tespit edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak davalı işyerinde başvuru tarihinde 175 işçinin çalıştığı, bunlardan 83 tanesinin davalı sendika üyesi olduğu ve davalı sendikanın çoğunluğu sağlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Gerekçe:
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun geçici 6. maddesinin 3. fıkrasında “Ocak 2013 istatistiklerinin yayımlandığı tarihe kadar, Bakanlığa yapılmış olan yetki tespit başvuruları ile taraf oldukları bu Kanunun yürürlüğünden önce imzalanmış toplu iş sözleşmesi Ocak 2013 istatistiklerinin yayımı tarihinden sonra sona erecek olan sendikaların, bir sonraki toplu iş sözleşmesiyle sınırlı olmak üzere yapacakları yetki tespit başvuruları mülga 2822 sayılı Kanunun 12’nci maddesine göre Bakanlıkça yayımlanmış Temmuz 2009 istatistiklerine ve mülga 2822 sayılı Kanunda belirtilen hükümlere göre sonuçlandırılır.” denilmiştir. Dava tarihinden sonra 10.01.2013 tarihinde hükme yeni bir cümle eklenmiştir. Söz konusu cümle ise, “Ancak, en son yayımlanan 2009 istatistiğinde toplu iş sözleşmesi yapma yetkisi için başvuru hakkına sahip işçi sendikalarının 7.11.2012 tarihinde ve sonraki bu fıkraya göre yapacakları yetki tespit talepleri, 41 inci maddede yer alan işyeri veya işletme çoğunluğu şartlarına göre sonuçlandırılır.” şeklindedir.
Belirtilen hükümler uyarınca somut olay bakımından yetki tespit başvuruları mülga 2822 sayılı Kanun’un 12. maddesi ile Temmuz 2009 istatistiklerine ve yine 2822 sayılı Kanunda belirtilen hükümlere göre sonuçlandırılacaktır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi ve Grev Lokavt Kanunu’nun 12. maddesinin 1. fıkrasında, “Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 12’nci maddesinin 1’inci fıkrasında, “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde onunun (tarım ve ormancılık, avcılık ve balıkçılık işkolu hariç) üyesi bulunduğu işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyeri veya işyerlerinin her birinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının kendi üyesi bulunması halinde bu işyeri veya işyerleri için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir. İşletme sözleşmeleri için işyerleri bir bütün olarak nazara alınır ve yarıdan fazla çoğunluk buna göre hesaplanır…” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun’un 13. maddesinde, “Bir toplu iş sözleşmesi yapmak isteyen işçi sendikası, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazıyla başvurarak kurulu bulunduğu işkolunda üye sayısı itibariyle yüzde on (tarım ve ormancılık, avcılık ve balıkçılık işkolu hariç) oranını sağladığının belirlenmesini ve sözleşmenin kapsamına girecek işyeri veya işyerlerinde başvuru tarihinde çalışan işçiler ile üyelerinin sayısının tespitini ister. İşçi sendikası kendisinde bulunan üyelik fişlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına yetki için başvurduğu tarihten itibaren üç işgünü içinde işverene vermek zorundadır.
Çalışma Bakanlığı, kayıtlarına göre sendikanın çoğunluğu haiz olması halinde, toplu iş sözleşmesi yapma başvurusunu işyerindeki işçi ve üye sayısını, o işkolunda kurulu işçi sendikalarıyla taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene başvurunun alındığı tarihten itibaren altı işgünü içinde başvuru tarihindeki kayıtlara göre bildirir. Çoğunluğu haiz olmadığının tespiti halinde bu bilgiler sadece başvuran sendikaya aynı süre içinde bildirilir.” denilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı sendikanın davacı şirketin işyerlerinde çoğunluğu sağlayıp sağlayamadığı noktasındadır.
Somut olayda; 07/05/2010 tarihinde davalı sendika tarafından davacı şirket işyerinde yetki tespit talebinde bulunulduğu ve davalı bakanlık tarafından 162 işçiden 82 tanesini üye kaydettiği gerekçesiyle olumlu yetki tespit işlemi yapıldığı anlaşılmaktadır.
Dosya içeriğine göre; sendika üyesi olarak dikkate alınan altı işçinin üye kayıt fişlerindeki imzanın kendilerine ait olmadığının sahtecilik ve grafiloji uzmanı bilirkişice tespit edildiği ve bu raporun mahkemece esas alınarak söz konusu altı işçinin sendika üyesi olarak dikkate alınmadığı görülmektedir.
Yargılama sürecinde üye kayıt fişlerinde imzaları kendilerine ait olmadığı bilirkişice tespit edilen altı işçinin imzaların kendilerine ait olduğunu beyan ettikleri ve davalı sendikanın ısrarla adli tıp incelemesi yapılmasını istediği gözlemlenmektedir. Mahkemece bu talep hakkında karar verilmemiş ise de, gerek bu tip sahteciliklerin önüne geçilmesi için üyeliğin noter huzurunda yapılma zorunluluğunu yasal düzenleme olarak yer alması, gerekse yukarıda belirtilen altı işçinin imzaların kendilerine ait olduğunu mahkeme huzurunda beyan etmeleri karşısında; sonuca etkili de olduğu da göz önünde bulundurularak davalının talep ettiği gibi Adli Tıp Kurumu’ndan imza incelemesinin yapılması gerekmektedir.
Yukarıdaki esaslara aykırı olacak şekilde eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.