Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/26073 E. 2013/21415 K. 11.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/26073
KARAR NO : 2013/21415
KARAR TARİHİ : 11.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı…Entegre A.Ş. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının 19.11.2005-11.04.2013 tarihleri arasında davalı…Entegre A.Ş.’ye ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, davalılar arasındaki ilişkinin muvazalı olduğunu, davacının kimyasal hazırlama operatörü olarak fabrikanın kadrolu işçileri ile asıl işlerinde çalıştığını, emir ve talimatları…Entegre A.Ş.’nin yetkillerinden aldığını, yazılı fesih bildirimi yapılmadığını, savunmasının alınmadığını, amirinin verdiği görevi yerine getirmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, amiri tarafından davacıya “ben sana orayı temizle demedim, şurayı temizle dedim, senin primini kestiririm” dediğini, davacının da amirine “primimi kestirirsen kendi işim dışında başka iş yapmam” dediğini, bunun dışında amirine karşı saygısızlığının olmadığını ileri sürerek, davalı işveren tarafından yapılan feshin geçersizliğine ve davacının…Entegre A.Ş.’deki işine iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir. Davalılar vekili; davacının 19.11.2005 tarihinde Atilla Çelik Kont. Ltd. Şti.’nde çalışmaya başladığını, 30.04.2010 tarihinde anılan şirket ile davalı müvekkili…Entegre A.Ş. arasındaki sözleşme fesih edildiğinden Emirnur Metal Ltd. Şti.’nde çalışmasına devam ettiğini, 08.04.2013 tarihinde amirlerinin verdiği görevi yerine getirmediğini ve saygısızca cevap verdiğini, 09.04.2013 tarihinde kendisinden bu konu ile ilgili yazılı savunma istendiğini, 10.04.2013 tarihinde yazılı savunma yapmak istemediğini bildirdiğini, davacının daha öncede benzer konuda savunmasının alındığını ve kendisine prim kesinti cezası verildiğini, iş sözleşmesinin bu sebeple haklı olarak feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, alt işveren olarak gösterilen Emirnur Şirketi’nin…Entegre Şirketi’nden üstlendiği herhangi bir hizmetin bulunmadığı, davalılar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde belirtilen anlamda asıl işveren-alt işveren ilişkisi
olmadığı; … Entegre Şirketi’nin, yardımcı iş niteliğinde olmayan, işin niteliği gereği işletmenin kendi uzmanlığı dışında ayrı bir uzmanlık gerektirmeyen asıl işin bir kısmını alt işverene vererek Kanun’un 2. maddesine aykırı davrandığı, her iki şirkete ait işçilerin aynı yerde aynı işi yaparak çalıştıkları, davacının başlangıçtan itibaren davalı…Entegre Şirketi’nin işçisi olduğu, gerçekte işveren olmayan Emirnur Şirketi tarafından düzenlenen fesih bildiriminin Kanun’un aradığı anlamda geçerli bir fesih bildirimi olduğundan söz edilemeyeceği, bu nedenle feshin haksız ve geçersiz olduğu gerekçesiyle,davanın davalı … Ltd. Şti. yönünden reddine, davalı…Entegre A.Ş. yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı…Entegre Ağaç San. ve Tic. A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. Maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının 19.11.2005-11.04.2013 tarihleri arasında davalı … Entegre Ağaç San. ve Tic. A.Ş.’ne ait işyerinde kimyasal hazırlama operatörü olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 11.04.2013 tarihli fesih bildirimi ile, “davacının, 08.04.2013 tarihinde amirinin verdiği görevi yerine getirmeyip amirine saygısızca cevap vermesi, daha önce de benzer bir konu nedeni ile ihtar alması nedeniyle 11.04.2013 tarihi itibariyle tazminatsız olarak feshedildiği”, 08.04.2013 tarihli tutanakta, davacının çevre temizliği ile ilgili söylenen görevi yapmayacağını söylediği, tehdit edercesine konuştuğu,diğer operatörler içinde vardiya amirine karşı gelerek söylenmeyecek sözler söylediğinin belirtildiği, davacının savumasında, olay ile ilgili sözlü savunma yapmak istediğini, olay sırasında kendine (amirine) argo kelime kullandığını beyan ettiği, 01.10.2011 tarihinde davacının, amirinin verdiği talimata saygısızca cevap vermesi sebebiyle yazılı olarak uyarıldığı anlaşılmıştır.
Somut olayda, davacının savunmasından ve dosya içeriğinden anlaşıldığı üzere, davacının amirine karşı, verilen görevle ilgili çıkan tartışmada argo kelime kullandığı anlaşılmış olup, eyleminin 4857 sayılı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmasada, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlar niteliğinde olduğu ortadadır. Hal böyle olunca, iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedilmesi şartlarının oluştuğu gözetilmeden davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 11.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.